10 soruda MB rezervleri ve 128 milyar dolar

Merkez Bankasının harcanan rezervleri siyasetin temel gündemi haline geldi. Evrensel’den Uğur Zengin Merkez Bankası rezervlerine ilişkin 10 soruyu derledi.
Türkiye ekonomisi büyük bir krizin içinde. İşsiz sayısı 10 milyonu aşarken, yüksek enflasyon ve yüksek faiz aynı anda yaşanıyor. Ekonomide tek amacı enflasyonu dizginlemek, tek aracı ise faiz olan Merkez Bankasının harcanan rezervleri siyasetin temel gündemi haline geldi. Merkez Bankası rezervlerine ilişkin 10 soruyu derledik.

1) MERKEZ BANKALARI NEDEN DÖVİZ REZERVİ TUTAR?

Merkez bankaları, yerli paranın; sermayenin ülke dışına çıkış veya giriş hareketlerinin karşısında olumsuz etkilenmesini en aza indirmek için döviz rezervi tutar. Merkez bankası eliyle uygulanan para politikası araçlarının (Döviz işlemleri, zorunlu karşılıklar, faiz oranları politikası) uygulanabilirliğini artırmak, yabancı sermayeye ‘güven’ vermek hedeflenir.

Merkez Bankalarının döviz rezervi tutmasının bir diğer amacı da borçlanmaya yöneliktir. Yüksek rezervler ile ülkenin risk primi düşürülerek uluslararası piyasalardan daha düşük faiz oranı ile borçlanmanın yolu açılmak istenmektedir.

2) MERKEZ BANKASININ ‘İDEAL’ REZERVİ NE KADAR OLMALIDIR?

Merkez Bankalarının kasasına koyması gereken ‘ideal’ miktarın tespiti için farklı yaklaşımlar vardır.

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından ortaya konan ana akım yaklaşım, Merkez Bankası döviz rezervinin en az ülkenin 3 aylık ithalat tutarına denk olması yönündedir. IMF’nin yöntemini benimsendiğinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin 80 milyar dolar olması gerekiyor. (İthalat miktarları, şubatta 37,3 milyar dolar, ocakta 18,1 milyar dolar, martta 23,6 milyar dolar.)

Bir başka yaklaşıma göre ise döviz rezervlerinin en az kısa vadeli dış borçlara eşit olmalı. Buna göre TCMB’nin bu yıl kazasında 140,3 milyar dolar döviz tutması gerekiyordu.

3) MERKEZ’DE REZERV TUTMAK ‘BEDAVA’ MI?

Kapitalist ekonomide Merkez Bankalarının tuttuğu rezervler de halk için ödenmesi gereken bir bedel. Ülkeler için rezerv miktarı arttıkça, ülke içinde yapılan tüketim ve yatırımdan ödün vermek gerekir. Sermayeye güven vermek için tutulması gereken rezervler, aynı zamanda kapitalist ekonominin bir açmazıdır. Tutulan rezerv miktarı arttıkça ülkede yatırımlar ve tüketim azalır. Dolayısıyla istihdam azalır, işsizlik artar.

4) AKP İKTİDARA GELDİĞİNDE REZERV MİKTARI NE KADARDI?

2001 krizinin ardından AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Merkez Bankası rezervi 27,6 milyar dolardı.

5) AKP’Lİ YILLARDA MERKEZ REZERVLERİNİN ‘YOLCULUĞU’ NASIL OLDU? REZERV NE ZAMAN ERİDİ?

2020 yılında ilk kez iktidara gelen AKP hükümetlerinde Merkez Bankası özellikle 2003 yılı sonrasında yoğun biçimde döviz aldı. 2002 yılında 27,6 milyar dolar olan döviz rezervleri 2010 yılına kadar 80,6 milyar dolara çıktı. AKP’li ilk 8 yılda 53,6 milyar dolar piyasadan satın alındı.

2011 yılı ise net rezervlerde erimenin başladığı yıl oldu. 2010 yılında 63 milyar dolar olan net rezerv 2011’de 52 milyar dolara kadar indi. Yıldan yıla rezervde erime arttı. Rezerv miktarları şöyle kaydedildi:
  • 2012: 53,8 milyar dolar
  • 2013: 48,36 milyar dolar
  • 2014: 42,36 milyar dolar
  • 2015: 28,77 milyar dolar
  • 2016: 35,4 milyar dolar
  • 2017: 30,8 milyar dolar
  • 2018: 30,1 milyar dolar
  • 2019: 41,1 milyar dolar
  • Bugün: Eksi 43,2 milyar dolar!

6) REZERV NİYE ERİDİ?

2018 yılından itibaren kur şoku yaşamaya başlayan Türkiye ekonomisinde, dolar yangınına müdahale en çok ‘döviz rezervi’ satılarak yapıldı. Ayrıca pandemi yılı olan 2020’de hükümet kredi musluklarını açtı. Söz konusu aylarda kredi musluklarını açan hükümet, kamu bankaları eliyle ucuz kredi dağıttı. Düşük faiz ve yüksek enflasyon dövize olan talebi patlattı. Artan talebe rağmen, 2020 yılı yaz aylarında (2 ay) dolar/TL kuru yaklaşık 2 ay boyunca 6,80 seviyesinde kaldı. Döviz rezervinin harcandığı anlaşılan bu aylarda kur yatay seyretti. Müdahale şeffaf yapılmadı.

Ancak rezerv silahı da kullanılamayacak hale gelince dolar kuru, söz konusu ayları takiben ağustos ayında 6,93’ü buldu, bir sonraki ay olan eylülde ise adeta zıplayarak 7,34 seviyesine çıktı.

7) HÜKÜMETİN ERİYEN REZERVLERİ NASIL AÇIKLADI, AÇIKLAMALAR NEYİ GÖSTERİYOR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan rezervlere ilişkin çelişkili açıklamalar yaptı. Erdoğan rezervlere ilişkin şubat ayındaki ilk açıklamasında, “Göreve geldiğimizde 23,5 milyar dolar döviz rezervi vardı Merkez Bankası’nın şimdi 95 miyar dolar rezervimiz var” demişti.

Erdoğan daha sonra “Rezervleri pandemi için kullandık” derken, son yaptığı açıklamada ise, “Dalgalanmalara karşı tedbir alıyoruz” dedi.

Rezervlere ilişkin konuşan AKP’li Nurettin Canikli, 2019 ve 2020 yıllarında; 30 milyar doların cari açığı kapatmak için 30 milyar doları ithalatçıların satın aldığını kaydetti. 75 milyar doları Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişiler tarafından satın alındığını, yani 75 milyar dolarlık TL cinsinden hesaplarını dolara çevirdiğini söyledi. Özel sektör ise dış borcunu ödemek için 43 milyar dolar satın aldı. Daha önce Türk lirasına yatırım yapan yabancı sermaye ise 12 milyar dolarlık kısmını dövize çevirip geldiği ülkeye geri gitti.

Canikli’nin açıklamaları yerli ve yabancı sermaye ile yurttaşın Türk lirasına güvenmediğini gösteriyor.

Ayrıca Canikli’nin açıklamaları söz konusu dönemde 6,80 lirada tutulan dolar kuru ile döviz alarak ithalat yapan, borcunu ödeyen şirketlerin de işinin kolaylaştırıldığı anlamına geliyor.

8) VATANDAŞIN ELİNDE NE KALDI?

65 yılda Merkez Bankası eliyle rezerv biriktiren vatandaşın bu ‘kasadaki’ rezervi 2 yılda eriyerek, eksiye çıktı. Merkez Bankası da borçlu hale geldi. Ucuz kredi yoluyla borçlandırılan yurttaş, bugün kucağında daha yüksek risk primi, daha değersiz Türk lirası ve daha yüksek enflasyon buldu. Ekonomi topyekün daha bağımlı ve kırılgan hale getirildi.

9) ERİYEN REZERVLER KAÇ YILDA YERİNE KONABİLİR?

Dışa bağımlı Türkiye ekonomisinin rezervleri ‘yerine koyup koyamayacağı’ ise tam bir muamma. Dünyada döviz bolluğunun yaşandığı 8 yılda 53,6 milyar dolar piyasadan satın alınabildiğini hatırlayalım. Pandemi yıllarında rezerv biriktirmek ‘düne’ göre oldukça zor. Rezerv biriktirmenin de, harcamanın da halka faturası çok ağır.

10) 128 MİLYAR DOLAR NEREDE?

Merkez Bankası, 2019 ve 2020 yıllarında 128 milyar doları ‘şu ya da bu’ şekilde harcadı. Emeğin yarattığı kamu kaynakları güneş altındaki buz gibi eritilirken, hiçbir açıklama yapılmadı. Merkez Bankasının tek amacı olan ‘fiyat istikrarı’ ise çöpe atıldı. Halk bugün daha yüksek enflasyon, daha yüksek döviz kuru ve daha yüksek faiz ile karşı karşıya kaldı. Bu yüzden 128 milyar doların bedeli, ‘128 milyar dolar’ın kendisinden daha büyük.

128 milyar doların 6,50-6,80’lik düşük kur ile hangi şirketler ya da kişiler tarafından alındığı ise açıklanmadı, sır gibi saklanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 + 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.