10 yıl sonra iş güvencesinin durumu

Çalışma yaşamının gündemi içine, yoğun bir şekilde “iş güvencesi” kavramının girmesi, 1990’lı yıllaran başlarında olmuştur. Yasanın çıkması ise, 10 yıllık bir süre sonrasın da, çıkış noktasından farklı bir düzenleme ile gerçekleşebilmiştir. Uygulama da, 10 yılını doldurmuştur.

İşçinin, işveren tarafından iş sözleşmesinini feshine sınırlar getiren, bir ölçüde keyfi uygulamaları önleme amacı ile gündeme gelmiştir. Düzenlemeyi, öncesinden ele alarak değerlendirmek gerekir.

Bazı siyasilerce, başlangıç olarak 1950’li yıllar gösterilse de, bunun neye dayandığına ilişkin bir açıklama, ne yazık ki gerçekleşmemiştir. Bu yanlışlığı belirterek, geçmişi değerlendirmek gerekir.

Bu konu da ilk yasal çalışma, 70’li yılların sonlarında, ilk kez Çalışma Bakanı rahmetli Bahir Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Bilim adamlarının katkısı ile düzenlenen taslak, Başbakanlığa da sunulmuştur. Ancak, dönemin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit zamanında, Bakanlar Kurulu Tasarısı haline dönüşememiş ve Başbakanlık arşivlerinde kalmıştır.

1980 sonrasında, 12 Eylül döneminin Çalışma Bakanı Prof.Dr.Turhan Esener, bu konuda bir çalıma yaptıysa da, sonuçlandıramamışır. Resmi bir metin haline dönüşmemiştir.

90’lı yıllara geldiğimizde, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay konuyu gündeme getirmiştir. Bilim adamlarının katkısı ile bürokrasi içinde taslak çalışmaları yürütülürken, bir yandana da konu ile ilgili, ILO sözleşmelerinin onaylanması prosedürü başlatılmıştır. Moğultay döneminde, iş güvencesinin kaynağı sözleşmeler TBMM’n de kabul edilmiş, yasa haline gelmiş ve mevzuatımıza girmiştir. Ancak, İş Güvencesi Yasa Tasarısı Taslağı, Başbakanlık da değerlendirilme aşamasına gelememiştir.

Taslak, Hükümet Tasarısı olarak, Başbakan Prof.Dr. Tansu Çiller döneminde, TBMM’ne sunulmuşsa da, o kadarla yetinilmiştir.

2000 li yıllara gelindiğinde, Bülent Ecevit’in Başbakanlığı döneminde, sınırlı bir İş Güvencesi Yasası çıkarılmışsa da, uygulama tarihi 2003’e sarkıtılmıştır. Uygulamanın başlayacağı zaman, yeni gelen AK Parti Hükümeti döneminde ise, 4857 sayılı yeni İş Yasası içinde düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme yapılırken var olan yasal düzenlemenin de gerisine düşülmüştür.

İşte 2003 tarihli 4857 sayılı İş Yasası içinde ki bu düzenleme hükümlerinin, uygulanmasında çıkan uyuşmazlıklar ve yargı kararları, geçen hafta bir günlük seminer de masaya yatırılarak, bilim insanları ve hukukçular tarafından değerlendirilmiştir.

İstanbul Barosu, çalışma yaşamında ki düzenlemelerle ilgili, aktif bir çalışma göstermektedir. 20 yıl öncesine dayanan, Galatasaray Üniversitesi ile ortak olarak her yıl iki günlük olarak düzenlenen bu seminerlerlere, 2000’li yıllarla, ikinci bir etkinlik daha eklenmiştir. Baro, Kadir Has Üniversitesi ile “İş Hukukunda Güncel Sorunlar” başlığı altında, bir günlük seminerlerle, çalışma yaşamının sorunlarına çözüm arayışlarına kakı da bulunmayı sürdürmektedir.

Geçen hafta cumartesi günü, dördüncüsü geçekleşen bu seminerde, iş güvencesi konusu ele alınmıştır. Dört bilim adamının sunduğu dört ayrı bildiri gün boyunca, bilim insanları ve hukukçular tarafından tartışılmış, değerlendirilmiş, sorunlar dile getilmekle kalınmamaş, öneriler de yapılmıştır.

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi, Doç.Dr. Erdem Özdemir, “İşe İade Davaları ve Uygulama Sorunları”nı, somut örnek yargı kararları üzerinden aktarmıştır. Daha çok işveren açısından doğan sorunların yer aldığı kararların incelendiği sunumda, mizahi değerlendirmelere neden olabilecek, yargı kararlarına intikal eden olaylar da yer almıştır. Örneğin işverenin, işçinin kendisine “büyü” yaptırdığı iddiası ile iş aktini feshetmesi, değerlendirirken, nelerle uğraşıldığı konusu da, ilginç yorumlara neden olmuştur. Burada işçi sendikalarının, sorunlar ile ilgili kararlar çerçevesinde bilgilendirme, duyurma ve farkındalık yaratma konusunda, çalışmalarının yetersiz kaldığı açık olarak görülmüştür. Yargı aşamasında, davanın uzaması ise üzerinde en çok durulan konu olmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tetkik hakimlerinden, Şahin Çil’in bir makalesinde, yazıya dökülen önerileri, farklı bir yaklaşım ve sadece uygulamadan değil, genelden giderek, yasanın bütünlüğüne yönelik açıklamalar, Prof.Dr. Ali Güzel tarafından aktarılmıştır. “İşe İade Davalarına İlişkin Sorunların Çözümü Açısından Yeni Bir Model Önerisi” geliştirilerek sunum yapılmıştır. Bu da bilim insanlarının çalışma yaşamının sorunlarına yönelik duyarlılıklarının somut bir göstergesidir.

Bu yasanın ilk çıkış noktası, 90’lı yıllarda çalışmaların içinde bulunan, Prof. Dr. Devrim Ulucan’ın öğle arasında ki görüşmemizde yaptığı değerlendirme ise, bir başka gerçeği acı olarak yansıtmaktadır. “Bu yasa değiştirilirse, yenisi eskisini aratır hale gelir.” Bu değerlenirmeye katılmamak da mümkün değil doğrusu.

Öğleden sonraki iki ayrı oturumda sunulan bildiriler, tümüyle sendika üyeliği ve sendikacılar ile temsicilerine ayrılmıştır.

İlk kez izlediğim, dinlediğim ve çalışmalarından bilgilendiğim, Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr.Zeki Okur, “Sendika Üyeliğinin Güvencesi ve Uygulama Sorunları” nı aktarmıştır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yard.Doç.Dr. Ercüment Özkaraca ise, “Sendika Yöneticileri İle İşyeri Sendika Temsilcilerinin Güvencesi ve Uygulama Sorunları” tebliğinin konusu olmuştur. Her iki tebliğ de de yasal konuma ilişkin olarak, 2012 de çıkarılıp, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren, yeni 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası ile, önceki düzenlemelerden geriye düşüldüğü ve uyuşmazlıkların sürdüğünün altı, bir kez daha çizilmiştir.

Bu gelişme ve değerlendirme de, Prof.Dr.Devrim Ulucan’ın öngörüsünün haklılığını göstermektedir. Ancak asıl üzülenilicek nokta, bunlar salonda görüşülüp değerlendirilirken, sendikacılardan kimsenin olmamasıdır.

2014 de sendikacılığın geldiği noktayı ve sendika yöneticilerinin ilgisi, bu gün gelinen noktanın neden kaynaklandığının, bir başka delilidir diye de düşünmekte haksız değiliz.

Sabah 9.30 dan, akşam 17.30 kadar süren, yoğun tartışmaların da olduğu bu toplantının bildirleri ile birlikte, yıl içinde kitap haline gelmesi, önemli bir durum saptaması olduğu kadar, bir başvru belgesi de olacaktır.

İstanbul Barosu’nun, Çalışma Komnisyonu üyeleri ile Kadir Has Üniversitesi’nden genç bilim insanlarının, bu düzenlemenin gerçekleştirilmesinde ki katkıları nedeniyle, kutlayarak ve bu yolda çalışmalarını südürmeleri dileğimizi aktararak, bu yazıya noktayı koyalım.

Ankara. 25 Şubat 2014. Salı. [email protected]

1560590cookie-check10 yıl sonra iş güvencesinin durumu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

8 + thirteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.