2007’de AKP’de tek hedef Çankaya!

dururken dedi ki;
“Evlere yavaş yavaş makarna, un, yağ şeker vs gibi gıda maddelerini stok etmeye başlayalım artık..”
“Hayrola ne oluyor, savaş filan mı çıkıyor” diye sorduk:
“Onun gibi bir şey” dedi ve ekledi;
“Hala işin farkında değil misin kardeşim, dört beş ay sonra ülkede Cumhurbaşkanlığı seçimi var, sen hiç bizim memlekette patırtısız, gürültüsüz ve kaossuz Cumhurbaşkanı seçildiğine tanık oldun mu ya da duydun mu?”


Buyurun buradan yakın.
Sevgili dostumuz neler söylüyor allahaşkına?…
Birkaç saat önce, televizyonda Sayın Başbakan’ın  “Ulusa sesleniş” konuşmasını sabırla sonuna yaklaşana dek dinleme konusunda başarı göstermiş, ancak, konuşmanın bitimine az bir süre kala kararlılığına, dayanma gücü kalmadığından yenik düşerek, televizyonunu kapatmak durumunda kalmış bir Türk vatandaşı olarak, nasıl böyle bir beklentinin ve değerlendirmenin içinde olabiliriz!


Sayın Başbakanın televizyondaki programda anlattığına ve de rakamlarla verdiği gelişme trendine göre;
Ülkemiz kalkınmada, büyümede ve her türlü ekonomik hamlede süper devlet olmak gibi bir süreç içerisindeyken, nereden çıkıyor böylesine aykırı sesler, anlamak mümkün değil!
Ne olacak işte, dostumuzun anlamsız vesvesesi (!)


Bir kere, ülkede her şey süt liman gidiyor…
Gayri safi milli hasılamız artıyor…
İhracatımız rekorlar kırıyor…
Fert başına milli geliri, hükümet 2002’de ki 2300 dolarlık seviyesinden 2006’da 5 bin doların üstüne çıkarmış durumda…
2012 yılında ise bu rakamı 10 bin dolara ulaştırma sözü veriyor…
Öbür yandan asgari ücretliler, geçmiş yılara göre daha fazla “simit ve çay” tüketme olanağını yakalamış ve asgari ücret son dört yılda yüzde 100 artmış 380 YTL seviyesine gelmiş durumda…


Hastanelerde; kuyruk, bekleme, izdiham itiş kakış yok, hastalar 10 dakika içinde muayene olup, çaylarını da içerek, doktorlar tarafından gülerek uğurlanıyorlar.
Çiftçiler, gelir, kazanç, mazot fiyatı açısından en rahat dönemlerini yaşıyorlar…
Esnaf dersen, artan satışlardan müşteriye mal yetiştiremiyor..
Ülkede işsizlik diye bir şey kalmamış, herkes bol kazançlı işinde gücünde…
Emekliler aylıklarıyla neredeyse her yıl en az bir kez yurt dışı gezisine rahat rahat çıkacak duruma gelmiş, işçi memur insanca yaşama düzeyini çoktan yakalamış durumda…


Daha sayalım mı?


Ne gerek var! Her şey ortada!.   
Ülkede halinden, gelirinden, kazancından memnun olmayan var mı?
Herkesin tıkırı yerinde.. Ne güzel millet rahat ve huzur içerisinde yaşıyorken; vatandaşlarımız güzel güzel “Durun hele AKP neler yapacak bize daha…” diye gidişatı “atalet”, “rehavet” ve “Sukünet” içerisinde köşesinden seyretmeyi sürdürüyor…


Yurttaş olarak,  parmağı taşın altına sokmamıza ne gerek var?
“Hamaset” denilen sanal bir olgu, kavram var. Ne güne duruyor? Hiçbir şeye karışmadan uzaktan bol bol yiğitlik, kahramanlık, vatanseverlik nutukları atarak vatandaşlık görevini yerine getireceksin, ötesine karışmayacaksın!.. ABD veAB belası, irtica, şeriat tehlikesi, Cumhurbaşkanlığı seçimi imiş… böylesi ülke sorunlarına kafa yormayacak, gidişatı sadece uzaktan sessizce izleyeceksin… Öyle ya, ülkeyi yöneten devlet büyüklerimiz var, onlar her şeyi bizlerden en iyi bilir ve yaparlar… Bundan kuşku mu var?


Sevgili okurlar;
Masal bitti gerçeğe dönelim!..
Ülkede durumun ve gidişatın olumsuzluk açısından son derece ciddi olduğunu sağduyulu vatandaşlarımız algılamış ve gelişmeleri kuşku ile izlemekteler! Ülke olarak, adım adım kaos sürecine giriyoruz! AKP, Cumhurbaşkanlığı seçimini, bu meclisle yapmak ve Tayyip Erdoğan’ı ne yapıp edip Köşk’e taşımak konusunda kararlı!..


Biliyorlar ki, AKP’nin eline böyle bir fırsat, bir daha geçmeyecek. Son hedef olan, 864 rakımlı tepe “mutlaka ele geçirilmeli!..”


Çankaya savaşlarının kazananı ya da kaybedeni kim olacak bilemeyiz ama bu yolda ülkenin ve milletin yitireceği çok şeyler olabilir. Türkiye Cumhuriyeti devleti Cumhurbaşkanlığı makamı; AKP zihniyetini taşıyan bir kişi tarafından, laik, demokratik, Atatürkçü ve çağdaş normlarda temsil edilemez!


Seçim hukuki olabilir ama “demokratik” olmaz!
Yüzde 25 lik seçmen oyu ile iktidar olmuş ve aradan geçen 4,5 yılda bu oranı da yitirmiş bir partinin seçeceği Cumhurbaşkanı, 864 rakımlı tepede hak edilmiş bir temsiliyeti yansıtamaz!


AKP’de hedef, 2007’de Çankaya ama Başbakan Tayyip Erdoğan’ın aday olmak gibi bir hataya düşeceğini de hiç zannetmiyoruz. Hatta iddia ediyoruz, Sayın Erdoğan aday olmayacak! Çünkü bu seçim, 3 Kasım 2002 atmosferinde yapılmıyor. Halk, o tarihte, 57. hükümetten ve bilinen siyasetçilerden nefret derecesinde uzaklaşmış ve her bakımdan çaresizlik içindeydi, ama Mayıs 2007 seçiminde esen rüzgarlar, mevcut tablo ve içinde bulunan atmosfer, 2002 koşullarından çok farklı…


Son söz;
Ülke olarak, 2007’yi kazasız belasız, rahat ve huzur içerisinde geçirmemiz için sadece tek dayanağımız kalmış durumda. O da Allah’ın bizi, ülkemizi koruması temennisinden öte şimdilik yapılacak bir şey yok!..


Bayram kutlaması;
Türkiye koşularında, vicdani olmadığı için ve sadece kuru kuru sözlerle temenni ederek; “iyilik, güzellik ve mutluluk” yaratmak ya da “kötüyü aşmak” olanaklı olmadığından; “kutlama” gibi boş, anlamsız, geçersiz ve sanal söylemlere, görünen ülke fotoğrafında gerek duymuyoruz.  Çünkü, 15 milyon insanın yoksulluk altında inim inim inlediği “kötü yönetilen” bir memlekette; “mutlu ve kutlu bayramlar” ın olması olanaklı değildir!
Yeni yılın için de durum ayni tabi!…
Sadece, Allah bu millete sabır versin diyebiliriz o kadar!…


___________
burhanaozbey@yahoo.com  


 



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen − 9 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.