2014’de sendikalar

12 Eylül yasalarını değiştireceğiz denildi ve iktidarın 10 yılın da, 12 Eylül yasaları, biraz rotüşle, daha sağlam oturtulmaya çalışıldı. Peki kim kazandı. Kazandık diyen var mı, beri gelsin.

1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlükler içinde çıkartıldı, 274 sayılı Sendikalar Yasası ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası. 1963’den geldik 80’lere,12 Eylül 1980 ile bir askıya alma ve tahkim dönemi başladı. Sonra 274 yerine, 2821, 275 yerine de 2822 sayılı yeni yasalar dedik, 30 yıl sonra 1983 de, güçlü sendikacılık gelişecekti. Bu ikinci otuz yıla ulaşan dilimde, eriyen güçsüz sendikacılık kaldı.

İkinci otuz yılı tamamlarken, bu iki yasayı birleştirip, tek yasa olarak, 2012 de, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası adını verip, 6356 sayılı yasa ile yeni bir dönem başlattık. Bu ara da yasalara rağmen,uygulamayarak, toplu iş sözleşmesi düzeni uygulamasını durdurduk. Pek yakınan kimse de olmadı.

Sendikaların hem yakındığı, hem değişikliğini istemedikleri yüzde on barajı, başından beri tartışmalıydı, onu yüzde 1 e düşürerek, var olan yapıyı koruyup, biraz daha gerçekçi olmaya çalıştık. Üyeliklerle ilgili, işçilerin ödemesi gereken noter ücretlerini, sendikaların bu yükümlülükleri, (yasalaya aykırı) üzerine almaları sorununu da, noterleri devre dışı bırakarak çözdük.

Az gittik, uz gittik ama, vara vara durduğumuz noktadayız yine. Şimdi artık üyelikler, geçen yılın sonlarından bu yana, e devlet şifresi ile gerçekleştirilmeğe başlandı. Ocak ayınını sonun da, yeni istatistikler (yani hangi işkolunda ki sendikalara, kaç işçi üye olduğunun listesi) yayımlanarak, hangi (yeni barajı geçen) sendikaların toplu iş sözleşmesi yapabileceği belirlendi.

Bu arada, işçilerin e devlet şifresini alan bazı işverenlerin, bazı sendikalar gelmesin diye, işçilerin haberi olmadan, bazı başka sendikalara üyeliklerinin gerçekleştirildiği haberleri de gelmeye başladı.

Baraj sınırında ki, Türkiye Gazeteciler Sendikası, üyeleri bir gece de istifa ederek yeni sendika kurdular ve onlar da barajı geçti. Sınırda ki, Hava-İş Sendikası, yönetimi değişti, THY sorunu da, işverenin istemiyle sonuçlanmış oldu. Çay-Kur’da, Türk-İş’e bağlı yetkili sendika ile TİS imzalamayan işverenlik, sonra Hak-İş’e bağlı sendika ile hemen sözleşme imzadı.

Hak-İş’e bağlı, değişik işkollarında yeni sendikalar kuruldu. Burada da bir sorun yok. Baraj da geçiliyor.

Sorunun önemli kaynağı, DİSK’e bağlı Dev-Sağlık-İş Sendikası. Basından izliyoruz. Örgütlenme çabası içindeler, çoğunlukla ve de zoru seçiyorlar. Taşeron yani alt işveren işyerlerin de örgütlenmeğe çalışıyorlar. Örgütleniyorlar da, ancak işten çıkarmalar geliyor arkasından, kayıtlarda ve işyeri bildirimlerin de, üyelikler gözükmüyor ve sendika yüzde bir barajını geçemiyor. Yargı kararları uygulanmıyor. Dev-Sağlık-İş Sendikası’nın, barajı geçerek, toplu iş sözleşmesi yapabilmesi, adeta gerçekliğe karşı engelleniyor izlenimi veriyor. Konu yine yargıda.

Peki sendikaların bir etkinliği, sosyal politika da varlıkları, yasaların oluşumun da katkıları var mı ? Ortalık da, bu konuda görüş açıklayan dahi yok.

Var olan sendilkaların, konfederasyonlara göre dağılımlarına bakıyoruz.

Türk-İş’e bağlı sendikalar da 770.441 üye,
Hak-İş’e bağlı sendikalarda, 192.223 üye, (burada gelişme var)
DİSK’e bağlı sendikalarda, üye, 107.678 üye,
Bağımsız sendikalar da ise, üye sayısı 26.198.

2013 ocak ayından, 2014 ocak ayına gelinen bir yıllık süreç de, milim milim bir artış var.

Ve 2014 başında durum bu. Geçtiğimiz yıl sonuna doğru, 9 yıl aradan sonra 10. Çalışma Meclisi toplandı. Sonuç, bir şey yok. Konuşulanlar bile unutuldu.

Ekonomik ve Sosyal Konsey, bu Hükümet dönemin de, hem de referandum ile 12 eylül 2010 da, Anayasal bir kuruluş haline geldi. Üç ay da bir toplanması gerekiyor. 4 yıldır haber yok. Başbakan, Çalışma Meclisi açış konuşmasında adını ilk kez zikretti, böylece varlığını hatırlamış olduk. Peki nerede, Konsey. Anayasa metnin de. Sendikalardan bu konuda bir istem va mı, yok. O zaman niye toplansın ki.

Asgari ücret atışı, yürürlüğe girip, ele geçene kadar eridi gitti. Şimdi toplu iş sözleşmeleri imzalanırsa biraz artış yeter, iki-üç sene de geçer. Ama alım gücü ne olur. Onu bulamayanlar da var.

Geçtiğimiz günler de, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan aktarıyordu. Sanayiciler, emlak ve AVM işine girdiler diye. Kar onda, rant on da, neden on da peki. Ne diyelim işte.

Yatırım yok. Var olanlar da istihdam daralmasına gidiyor. İşsizlik artıyor. İşsiz kalanlar yeni iş bulamıyor.

Televizyon kanallarına bakın, gazetelere bakın, gündem ne.

Biz de diyoruz ki, sendikalar nerede. Sanki soran var.

Önümüzde, Belediye seçimleri var. Sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi, sonra da milletvekili seçimleri. Seçim treni son hızla gidiyor. Gündeme bakalım neler var.

Yakında kömür torbaları ve erzak paketleri çıkar. Ankara da, Belediye Başkanı Gökçek, Metro da, çorba dağıtmaya başladı bile. Şehir girişlerine kapılar yapıyoruz, ha bir de saatler var.

Ne diyelim. Bindik bir alemete, gidiyoruz.

Bu arada sendikalar bakalım bir şeyler söyleyecekler mi. 2014 de,Türkiye’de sendikalar, ilginç bir (her açıdan) araştıma konusu olabilir.

Güçlü sendikacılık dedik, 12 eylül ile ve güçsüzleşti, etkinliği kalmayıp,erimeğe başladı. 12 Eylül sendikacılığını kaldırıyoruz dedik, yerini daha da sağlamlaştırdık. Peki, bir zamanlar, demokrasinin olmaz sa olmaz kuralı olarak kabul edilen, sendikaların konumu ve geleceği konusunda, politika ve strateji, araştırlıp, geliştiriliyor mu.

Böyle bir gereksinim duyan, istem de bulunan mı var.

______________

Ankara. 11 Şubat 2014. Salı. [email protected]

1559900cookie-check2014’de sendikalar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven + fourteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.