2/B Havuç mu Sopa mı?

TURİZMDE ÇIRALI MODELİNİN SONU MU GELİYOR

Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Ulupınar köyünün sahili olan Çıralı, dünyanın en iyi kumsallarından biri olarak biliniyor. Olimpos antik kentiyle aynı kıyıyı paylaşan Çıralı’nın barındırdığı biyolojik zenginlik ve caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının en önemli yuvalama alanlarından biri olması bölgenin önemini ortaya koyuyor. Çıralı’nın bir başka özelliği de tarımsal üretimle tatilin iç içe geçtiği ‘agro-turizm’ modelinin yıllardır başarıyla uygulanması. Kısacası Çıralı’da barındırdığı değerleriyle yöre halkının kalkınmasını kolaylaştıracak bir ekonomik model yaratılmış. Akdeniz kıyıları boyunca halkın doğrudan turizmden geçimini sağladığı örnek yerleşimlerden biri Çıralı. Ancak bu modelin daha büyük yatırımlar ve kitlesel turizm için beklentisi olanların canını sıktığını söylemek hiç de abartılı olmaz. Çıralı köylüsünün kendi kendine yetiyor oluşu birilerine ‘kötü örnek’ oluyor.

KUMSAL İÇİN GÜNLERCE NÖBET TUTTULAR

Çıralı köylüleri zaman içerisinde ‘sürdürülebilir’ turizmin değerinin farkına varmışlar. Bu uğurda geçmişte Çıralı’da yapılması planlanan 18 delikli golf sahasına karşı çıktıklarını anlatıyorlar. Bölgeyi görmeye ve yaşamaya gelenlerin betonlaşmış bir köy değil, kumundan toprağına, çiçeğinden ağacına, kirpisinden kaplumbağasına; Çıralı’nın sahip olduğu muhteşem doğayı görmek istediğini, bunun yokedilmesi durumunda bu cennet köşesinin cehenneme döneceğinin bilincindeler. Yüzde yüzü bu farkındalıkda olmasa da Çıralı köylülerinin büyük çoğunluğu bu gerçeği dilinden düşürmüyor. Öyle ki, iki yıldır Çıralı kumsalında Ormanspor aracılığıyla özel bir şirkete kiralanan futbol sahası ve günübirlik tesis alanı için yapılan tahsise karşı mücadele veriyorlar. Bu uğurda günlerce nöbet bile tuttular, eylemler yaptılar.

ÇIRALI KÖYLÜSÜNÜ ŞOKE EDEN DAVA

Tahsis konusunun ‘antreman sahası’ kısmı şimdilik yargıya taşınmış durumda. Ancak turizm sezonunun başladığı şu günlerde Çıralı’da sular bir türlü durulmuyor. Yıllardır imar tartışmalardan yorulan köylüler bir türlü işlerine konsantre olamıyorlar. Bunun en önemli nedeni ise geçtiğimiz günlerde yasalaşarak yürürlüğe giren 2/B tartışmaları. Çıralı’da giderek ‘yılan hikayesine’ dönen ve köylüleri canından bezdiren imar tartışmalarına ilişkin son gelişme, Orman Genel Müdürlüğü adına Antalya Orman İşletme Müdürlüğü’nce Hazine ile birlikte köylülere açılan dava. Görünüşe göre de durum bir hayli ciddi.

ARAZİLERE İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ

Köylülerin aktardığına göre Orman Genel Müdürlüğü, Çıralı’da 112 köylüye ‘ihtiyati tedbir talebiyle’ Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı dava ile 139 ada, 510 parsel numaralı taşınmazın belirtilen kısımlarının ‘Devlet Ormanı’ sınırlarında kaldığını iddia ederek bu arazilerin üzerindeki yapıların boşaltılmasını talep ediyor. Çıralı köylülerinin verdiği bilgilere göre OGM’nin bir başka talebi de dava konusu taşınmazların üçüncü şahıslara her türlü devir ve intikalinin önlenmesi için tapu kayıtları üzerinde ihtiyati tedbir kararının alınması ve arazilerin ‘Devlet Ormanı’ vasfıyla hazine adına tapu tescilinin yapılması.

İTİRAZ YOLU KAPALI

OGM’ne göre tartışmalara konu olan Çıralı’daki 397 parselde 1990 yılında yapılan 2/B işlemleri ile bu parselden çıkarılan 414 parselin tapusu iptal edilirken, 397 parsel ise “orman” niteliği ile hazineye devredilmiş. OGM, Mayıs 2006 tarihinde kesinleşen uygulamanın mahkeme kararıyla orman sınıları içine alındığınını, Danıştay 20. Dairesi’nin de ilgili mahkeme kararına karşı yapılan itirazları 2005 yılındaki kararıyla reddettiğini savunuyor.

1990’DA 2/B İLE ORMAN DIŞINA ÇIKARTILMIŞ

Söz konusu parselde yapılan ve 18 Nisan 1990 tarihinde ilan edilen 2/B uygulamasına yönelik kadastro çalışmasında parselin tamamının “2/B” kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde kaldığı belirtiliyor. Öte yandan Mayıs 2011’de adı geçen parsel üzerinde yapılan kullanıcı tespiti ve bilimsel hataların düzeltilmesi yönündeki çalışmaların sonuçları 5 Ağustos 2011 tarihinde ilan edilerek kesinleştirilmiş.

KÖYLÜLER: “EYLEM YAPTIK DİYE BİZİ CEZALANDIRIYORLAR!

Ancak Çıralı köylüleri bu süreçte bir sorun görmediklerini, yapılan 2/B uygulamaları sonrasında askıya çıkarılan listeye kimsenin itirazının olmadığını söylüyorlar. Köylülerin bir kısmı ise askıya çıkarılan listeden haberdar olmadıklarını söylüyor. Ancak Çıralı’da en çok konuşulan iddia, bu davanın kendilerine yönelik bir cezalandırma aracı olduğu yönünde. Çıralı sahilinin Ormanspor aracılığı ile özel bir şirkete kiraya verilmesine karşı köylülerin büyük çoğunluğunun ayağa kalktığını savunan Çıralılılar, bu eylemlerin ardından kendilerine baskı yapıldığını düşünüyorlar.

44 ŞİKAYETÇİNİN LİSTESİ KÖY KAHVESİNDE ASILI

Çıralı sahilindeki kahvede bir araya gelen köylüler sıklıkla mülkiyet sorunları üzerindeki tartışmalardan söz ediyor, toplantılar yapıyorlar. Ancak Çıralı’da herkesin kafası fena halde bozuk. 2/B uygulamasının ardından yıllardır üzerinde yaşadıkları arazilerin sahibi olmayı beklerken OGM tarafından açılan tapu iptal davası Çıralı köylülerini şoke etmiş durumda. Kahvenin panosuna astıkları bir listeyi işaret ederek, “bu listede isimleri yazılı kişiler bizi şikayet etmiş bakanlığa” diyorlar. Bunu biraz daha açmalarını istediğimizde ise, 44 kişiden oluşan listede adı geçenlerin bazılarına telefonla ulaşarak konu hakkında bilgi almak istediklerini ancak “böyle bir şeyden haberim yok, Çıralı’nın nerede olduğunu bile bilmem” yanıtını aldıklarını öne sürüyorlar.

ÇIRALI’DA ‘ORGANİZE İŞLER’ Mİ DÖNÜYOR?

Köylülerin bir çoğunun ortak görüşü, ‘sanal şikayet’ yoluyla kendilerinin cezalandırıldığı yönünde. Bu organize şikayetlerde rantı yüksek olan Çıralı üzerinde beklentisi olanların etkisinin olabileceğini düşünüyorlar. Ne yönden bakarsanız bakın 2012 Türkiye’sinde küçük bir kıyı mahallesinde yaşananların, trajikomik ve bir o kadar yorucu olduğu gerçeğiyle başbaşa kalıyorsunuz. Bu konuda görüşüne başvurduğumuz kimi uzmanlara göre ‘cezalandırıldıklarını’ düşünen köylülerin bu düşüncesinde haklı oldukları yönler var. “Orman alanları üzerindeki tasarruf hiç kimsenin yetkisi ve tekelinde değil” diyen uzmanlar, yine de bu yöndeki kuşkulara yetkililer tarafından açıklık getirilmesi gerektiğini savunuyorlar.

DEĞERİN ÖLÇÜSÜ SADECE RANT VE PARA OLURSA

Bir kentin, coğrafyanın özniteliklerinin ölçüsünün, gerçek anlamlarıyla değil, rant ve parasal kazançla ölçülmesinin yarattığı sarmalda kıvranan köylüler bir yanda, o köylülerin beklentilerinden beslenerek, hatta bizzat beklenti yaratarak varlığını korumaya çalışan siyasi erk diğer yanda. Hiç bir değer üretmeden, yalnızca üzerinde yaşadığı coğrafyayı ve değerlerini müflis tüccar tavrıyla satışa çıkartan zihniyetin yarattığı karmaşa yaşanılanın hem nedeni hem de sonucu aslına bakılırsa.

HALK İÇİN ‘SÜRÜNDÜRÜLEBİLİR’ KALKINMA

Devletin dümenine geçenler bir yandan seçim süreçlerinde her türlü yanlışa göz yumarken, diğer yandan kendi göz yumdukları yanlışın uygulayıcılarına hem havuç hem de sopa göstererek varlıklarını ‘sürdürülebilir’, havuç uzattıkları halkı da ‘süründürülebilir’ kılmayı beceriyorlar.

2/B HAVUÇ MU SOPA MI?

2/B ya da başka tartışmaların ardından asıl yanıtı aranması gereken soru halkın havuç ve sopayı ayırt edip etmediği olmalıdır. Zira bu yazıyı yazdığım sırada çalan telefonumdaki ses, bu konudaki haber ve yazılarımdan olsa gerek, “2/B almak istiyorum, bildiğin yerde ucuz 2/B var mı?” diye soruyordu…

Önceki haberTecavüze uğramış çocuk üzerinden nemalanmak!
Sonraki haberCHP’de Kılıçdaroğlu operasyonu sürüyor
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.