30 yılda her şey değişti!

30 yılda eğitim; dershanelerin denetimine girdi. Eğitim sistemi tamamı ile sınava yönelik eğitime dönüştü. Eskiden öğretmen adı vardı, bugün okulun adı. Özel okul adları tercih edilir oldu.

30 yılda tarım yok oldu, bütün sebze ve meyvelerde bir şekilde dışa bağımlıklı arttı. O güzelim Anamur muzu artık pazarda yer bile bulamaz hale geldi, kaç kişi anımsıyor muz kokusunu?

30 yılda sanayi ülkesi olacağız diye, fabrika açmadan tarımı yok ettik. Tarım yok olunca sanayi toplumu olduk dedik, istatistiklere bakınca.

30 yıl önce tarlalar ekiliydi, bugün tohumunda dışa bağlı kaldık, çoğu tarla nadasa kaldı, hiç ekilmedi…

30 yıl önce tarla para ederdi, bugün bedava veriyorlar, alan yok!

30 yıl önce hayvancılık vardı, bugün fiyatları düşürmek için et ithal eder olduk…

30 yıl önce doğa beslenmiş tavukların yumurtaları ve etlerini köy pazarında bulur alırdık, şimdi tavuk çiftliklerinde güneş yüzü görmemiş tavukların yumurtasını ve etini tüketir olduk.

30 yıl önce köy pazarları vardı, bugün ekolojik pazarlar yerlerini aldı.

30 yıl önce başlayan balık avlama politikası sonucunda, bugün denizlerimizde balıkların soyu tükendiğine şahitlik ediyoruz. Balık da dışa bağlı olduk. Dışarıdan gelen balık, tuttuğumuzdan daha ucuza pazarda yer bulur oldu.

30 yıl içinde balık ekmek tüketiminde, ekmek arasına dondurulmuş Norveç balığı koyar olduk.

30 yılda çiftliklerde üretilen balık, denizde üretilenin yerini aldı, tıpkı tavuklar gibi.

30 yıl önce solu yok ettik, sadece solu mu, yaşamın çeşitliliğini, güzelliğini, dostluğu, imeceyi, kardeşliği…

30 yılda, abisi kardeşinin kafasına kurşun sıkacak konuma geldi, bireysel silahlanma arttı, yaklaşık her üç kişiden birinde silah bulunur hale geldi.

30 yıldır okulların önünü uyuşturucu pazarlamacılarına teslim ettik, çocuklar aman başka şey düşünmesin diye, sınavdan sınava, şıklar arasında yaşamaya zorladık. Şıklar arasında ki eğlenceleri ise, bilgisayarda oyun oynamak, arkadaşları ile hap, uyuşturucu kullanır halde modern sosyal olmasını izledik!

30 yılda şehirlerimiz katlanarak büyüdü, işsiz de aynı şekilde katlandı.

30 yıldır fabrika açılmıyor, açılacağına özelleştirdi ve özelleşen fabrikalar teker teker kapandı, kapanmaya da devam ediyor. Ona rağmen enerji açığı varlığını koruyor, çünkü zam gerekçesi işte bu açıkta gizli…

30 yıldır yaşayan denizlerimizi, sessizliğin içinde denizanalarına teslim ediyoruz.

30 yıldır orman arazilerini oturuma açıyoruz, her açılan arazilerden sonra orman yangınları artıyor ve yanan yerleri oturma açmak için yeni düzenlemeler yapılıyor. Her yaz yerleşim için yanan orman arazı sayısını bilen yok ama yanan yerlere verilen inşaat iznini; ağaç yerine dikilen betonlardan görebiliyoruz. 30 yıldır orman yerine beton fışkırıyor topraktan! Denizi gören sahiller betona dönüştü.

30 yılda hemen hemen her şeyimizi dışa bağımlı hale getirdik!

30 yıl içinde; dışarıdan- sanki sömürge valisi gibi- bir görevli geldi, kendi programını kendisi uyguladı ve gitti, gittikten sonra onun adına denetimi yine o valiyi atayanlar tarafından yapıldı. 30 yıldır ekonomimizi dışa bağladık, tıpkı domates tohumu gibi…

30 yıl önce ne oldu da dışa bağlandık? Anımsayanınız var mı?

30 yıl önce yaşananlardan kimler karlı çıktı?

30 yıl önce havaya kaldırılan kadehlerle birlikte kimler güldü, bugün kimler gülmeye devam ediyor?

30 yıldır hayatınızda neler değişti?

30 yıldır değişen ne?

30 yıl önce bir gecede tüm hayatınız değişecek deselerdi, ne düşünürdünüz?

30 yıl önce ne olmuştu?


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.