8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal

17 Nisan 1993 günü, sevenleri, sevdikleri, ailesi, sanat ve spor camiasi bilhassa Cem KARACA ile Naim SÜLEYMANOGLU, bu hayatta yetim kalmislardir bence.Türkiye, o gün, soru soran, ögrenmeyi seven, çözümün lokomotifi olmayi seven, barissever, samimi bir siyaset adamini, 8.Cumhurbaskani’ni kaybetmistir. Nasil kaybetmistir, kimilerine göre by-pass’ li kalbi, yüce Allah’ in takdir ettigi kadar yasatmis ve kalp krizine yenilmistir. Kimilerine ve Ailesi’ne, bilhassa, bu hayattaki son aninda tek basina yaninda olan degerli esi Semra ÖZAL’ in ölüm sokunu atlatmaya basladiktan sonra her firsatta dile getirdigi fakat ne hikmetse, kimsenin bu feryada kulak asmadigi bir hadiseyle, ikram edilen bir bardak limonatayla zehirlenmistir. Ben de kadin sezgimle Semra ÖZAL gibi düsünüyorum, Semra ÖZAL’ in hakli olacagina ve fakat kimileri tarafindan, hakli çikartilmama çabalari olacagina da inaniyorum. Su an adini hatirlayamadigim bir Filozof diyor ki, ” zehiri hiç bir zaman teneke kupada sunmazlar ”.

17 sene sonra, hala kanayan bir degil bin yaramiz var. Cumhubaskani için de, sanatçi için de, halk için de zamaninda var olmayan, zamaninda gelmeyen, gelse de baska dertlere de sebep veren bir AMBULANS var, hep var, var ama yok.
Haberlerde izlemistim, kapisi açilarak, hasta caddeye düsüyordu, Ambulansin soförü sonra farkediyordu. Baska bir olayda, ambulans, yollar yüzünden, trafik yüzünden, gitmesi gerektigi yere ulasamiyordu, siren sesi de kar etmiyordu. Sanatçi Selda BAGCAN, tarafik kazasi geçirdigi zaman, uçakla Istanbul’ a getirildiginde, havaalaninda sedyeden yere düsürülmüstü, buna sahit olmustum. Kocam Cem KARACA için ambulans istedigimde, konustugum telefondaki ses, benim soke oldugumu nereden bilecek, ”vazgeçtim ambulans göndermeyin, taxi ile götürecegim” dedigimi, bana hiç unutturmayacak, Allah kimseyi Ambulans’ a muhtaç etmesin diyeyim de, gerisini siz anlayin.
Her zaman, her yerde, her durumda ve herkes için gerçek yerli yerinde durur. Kimileri ört-bas etmek istese de, kimileri susturmak istese de, an gelir, gerçek hep diri ve hep canli olarak çikar karsimiza. Kimileri de, her zaman var olduklari gibi,aliskin olduklari tarzlariyla, elbette onlarin anlamalarini beklemek yanlis olur, çünkü ates düstügü yeri yakar, çekilen aciyi, gerçegin meçhul birakilmak istenmesine ettikleri sitemi, saygisizliga olan isyani, anlayamadiklari gibi, Medya’ nin hep yaptigi sansasyonel yanlis mansetleri gibi, ÖZAL AILESI’ ni hep gündemde kalmak istemek, babasini çok iyi dinlemis olan saygideger Ahmet ÖZAL’ in siyasi hayati için, farkedilmek için bu açiklamalari yaptigini itham ediyorlar. Bence ne kadar sig bir mantik, düsünmek zaten çok zor bir sey de, tarafsiz olmak ve saygili olmak da bir o kadar zor…
Kimileri israrla, niçin o zaman bu konular konusulmadi, o zaman akliniz neredeydi, gibi traji-komik sorular soruyorlar ve ben bu sorularin en güzel cevabini, kadin milletvekillerimizden olan, kocasini kaybetmenin acisini yasamis olan, sayin Pervin BULDAN’ in bir röportajinda okudugum zaman ögrendigim bir Kürt sözünü hatirlatmak isterim, ” Ölü yakini kör olur ‘ mus…Ben de bu aciyi yasadigim için biliyorum, siz ölüm soku içindeyken, kimileri de her zaman oldugu gibi kendileri gibi davranmaya devam ediyor, dava açma meraklilari mahkemeye kosuyor, miras avcilari, ölü soyuculari, sansasyonel mansetçiler, bilmedigi konuda oturdugu masasinda – kösesinde hayali yazilar yazan ve bilmedigi konuda yorum yapan köseyazicilari, gazete mansetlerini delil kabul eden hukuk adamlari, vekaletinizi alana kadar ipek gibi, sonra kükreyen aslan gibi olup, sizin demediginizi sizin adiniza söyleyen, size haber bile vermeyen avukatlar, olmamasi gereken zamanasimlari hep oluyor, herkes kendisi gibi davranmaya devam ediyor. Insan, Kimya dersinde ögrendigimiz gibi sadece normal sartlar altinda degil, her sart altinda kendisi gibi davraniyor ve bence olmasi gereken de budur, seffaf insan olmak da bunu icabettirir, kimileri kimilerini susturmak isterse burada gömülmüs ve ört-bas edilmek istenen bir sey var diye düsünüyorsunuz. Geçtigimiz günlerde, yine çok önemli bir baska haberle ilgil, canli TV yayininda konusan Oktay EKSI Beyefendi de kendi sesiyle, susun- konusmayin diyordu kimilerine…Zaten hep inandigim sudur, herkes kendi gerçegini, kendi sesiyle itiraf eder, yeter ki satirarasi okumayi-dinlemeyi bilelim, samimiyetin sesimizde, gözümüzde yansidigini görelim.
Bir de Adli Tip Kurumu Skandallari var ki, tam bir dram. Sayin Cumhurbaskanimiz Abdullah GÜL Beyefendi, son senelerdeki Adli Tip Kurumu sonuçlarinin iptalini, ve yeniden yapilmasini söylemis, eger Gazeteler dogruyu yazdilarsa… Keramettin KURT imzali Adli Tip raporlarin saibeleri yüzünden görevinden alindigini da okumustuk geçtigimiz senelerde. Güven duymayacak olaylara tanik olmak ne hazin, sadece ülkemizde degil, dünyanin her yerinde güvensiz yasam çok zor…Oysa Bilim’ de tarafsizlik, özgürlük, gerçeklik gereklidir bütün bu gereklilik bence kamusal alanda da özel alanda da gereklidir, çünkü insan hayati, Sayin Turgut ÖZAL’ in elinden yaralandigi, silahli suikasttan hemen sonra söyledigi söz gibi, ” Allah’ in verdigi cani yalniz Allah alir ”.

Eger Turgut ÖZAL yasasaydi, çok sevdigi ve saydigi, Yalan bir haber yüzünden vatandasliktan çikartilan, yurtsever Cem KARACA’nin yeniden vatandasliga alinmasinda en mühim destegi olan sanatsever ve barisçi Cumhurbaskanimiz Turgut ÖZAL yasasaydi, Cem KARACA’ nin nüfusundaki oglundan sagliginda istedigi testin, ölümünden sonra yapilmasina, herseyden evvel bir insan olarak engel olurdu. Ne ben engel olabildim, ne de Cem KARACA’ nin Almanya’ da ve dönüsünde bir süre Istanbul’ da birlikte yasadigi sevgilisi Savrun BARI Hanim, engel olabildi. Tüm dünya kör sagir ve dilsiz olmustu, ne hazin ki, ülkemin sanatçi ve edebiyat yazarlari da Medya’ da her okuduklarina inanmislardi. Ben, baska sanatçilarin basina gelmesini istemem, gerçegin pesinde olmayan insanlarin yazdiklarina ve yazacaklarina da inanmam.
Yaptigi iyiliklerden hiç söz edilmeyen, gerçek es ve gerçek anne olan sayin Semra ÖZAL Hanimefendi’ ye, Tanri’ ya sükür ki, henüz Cem KARACA hayattayken, defalarca sükranlarimizi sunabildik. Semra ÖZAL bizim Ana kraliçemiz’dir, her yil, yilin annemiz’dir. Cem KARACA, çok sevdigi annesinin cenazesini, Almanya dönüsü parasizligi yüzünden International Hospital’ dan alamazken, Semra ÖZAL sayesinde defnedebilmistir. Ben, kollarimda son nefesini veren Cem KARACA’ nin cenazesini Bakirköy, Acibadem Hastanesi’nden babam Hasan Hüseyin ERKAN sayesinde defnedebilmistim. Zor anlarin ve zor günlerin dostu, herkes için, hep bir- iki kisi oluyor…
Geçtigimiz senelerde, Sariyer Emniyet Müdürlügü’ nün davetinde karsilastigimiz Sayin Semra ÖZAL Hanimefendi ile, bize göre mühim bir hadise yasadik, konustuk, dertlestik.Semra ÖZAL’ in ayakta uzun süre kalmayip oturmasi için bir sandalye getirildi, ben de yalniz kaldiginda yanina gittim, saygimi- sevgimi söyledim, tam yanimizdan geçen garson, fazla büyük olmayan tepsiyi devirdi, bardaklar önümüze döküldü, biraz sonra yine önümüzden geçerken yine tepsiyi devirdi daha dogrusu tepsi kendiliginden devrildi,yerler yeniden temizlendi, biz Semra Haniefendi’ yle sohbetimize devam ettik, bize nazar degdi galiba dedik, sevdigimiz ve kaybettigimiz iki yurtseveri, onlarin esleri olarak, samimiyetle andik, simdi, Semra ÖZAL’ in bir bardak limonata açiklamasindan sonra bir de bu perspektiften düsünüyorum, bardaklar nazardan mi kirilmisti önümüzde, sizce…
Bence 8.Cumhurbaskanimiz da bir Demokrasi sehididir, ebedi istirahatgahinda rahat uyu Turgut ÖZAL, her zaman bir tesekkür ve bir özür borcumuz baki kalsin…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.