ABD’nin, IŞİD’e karşı arayışı

ABD, IŞİD’e Karşı, Irak ve Çevre Güçlerini Savaşa Sürmek Arayışındadır

ABD’de, önce, başkanlık ve ulusal güvenlik danışmanlığı katında karar alınıyor. Sonrasında da, kamuoyu oluşturularak, alınan kararın yurttaşların istemine önderlik olarak sunuluyor.
Işid gerçekliği, Suriye için de, Ortadoğu’da da, ABD için de yeni değildir. Yeni olan şudur: ABD Başkanı, açıktan, öncelikle, ABD kamuoyunun olası tepkisine olumlu tepki olarak katıldığını açıkladı. Bundan sonrası hemen savaş değildir. John Kerry, bir yandan Bağdat, Riyad, Kahire ve Ankara diye gezinirken ABD’nin Işid ile savaş durumunda olmadığını açıklamak zorunda kaldı. Işid’e tepkide ABD geç kaldı mı demek gerekiyor? Arizona Senatörü John McCain, anında ortaya çıktı ve Başkan Obama yanılmıştır, McCain de tarihsel olarak doğrulanmıştır dedi.
Başkan Obama’nın kararına McCain tepkisinin, ABD’nin 4 Kasım’daki ara seçimlerinde henüz belirleyiciliği olacaktır diyemeyiz. Başkan Obama’nın, açıktan, Işid’i etkisizleştirip yoketme hedefinin getirileri zaman alacaktır. ABD’de, ara seçimlerle birlikte, 2016 başkanlık seçiminin belirleyicilerinden biri de Işid’e saldırılar olacaktır.
Nasıl oldu da, Başkan Obama’nın Işid’e saldırı için direnci kırıldı? Işid vahşeti görüntüleridir diye düşünmek yanlıştır. Kaldı ki, Başkan Obama da, ABD kamuoyunu etkileyenler de, Cumhuriyetçi siyasetçiler de: Birincil olarak, Işid’in Suriye’de, Irak’ta güç kazanmasından öteye, baskı aracı olmasından çok, çevreye korku salmasından çok, ABD için güvenlik sorunu oluşmasına dayanak ve ortam oluşturmasını neden gösteriyorlar. Özellikle, ABD ve AB’den Işid’e katılımların, yarın ABD ile AB içine geri dönüşleri düşüncesinin getirdiği korkuya yanıttır Başkan Obama’nın kararı.
ABD’nin yayılmacı ve saldırgan konumunu eleştirerek ABD’de iki kez seçim kazanmış Obama, Işid’in yerel güçlerle etkisizleştirilemeyeceği gerçeğini benimsedi. Bundan da önemlisi, Bağdat’ta, 2003’ten bu yana en güçlü siyasi uzlaşım sağlandı. Bir yandan, ABD’nin 2003’te başlayan Irak’a saldırganlığıyla iktidarını yitiren Irak’ın egemen öğelerinin ABD’ye ve ABD’yle işbirlikçi güçlere yakın olanlara tepkisi olarak da gelişme ve yaşama olanağı bulmuş Işid şiddeti var; öte yandan da, uzun içsavaş sonrasında ilk kez Bağdat’ta ABD’nin özlediği Irak’ın tüm siyasiliklerinin uzlaşımı var. Bu durumda, ABD’nin beklentisi şudur: Işid’in destek güçleri, olası Bağdat birlikteliği sürerse, kitlesel direnişten çok, isyancı, küçülmüş bir şiddet örgütlenmesiyle başetmektir. 2006 sonrasında da, ABD, iktidarlarını yitirmiş Bağdat dışı Irak çoğunluğunu silâhla, büyük kayıplarla durdurmuştu.
Oysa, bugün Işid’e dolaylı destek olan Irak güçlerini Bağdat’ta siyasetin paylaşımına katmakta yeterince uğraşmamıştı. 2006’da, Bağdat’a ve ABD’ye silâhlı ayaklanmada önderlik eden tedhiş yanlıları elenince, yeniden benzeri gücün oluşması ve Işid düzeyinde güce erişmesi beklenmemişti. Başkan Obama için içsavaşın durgunluğu erken zafer olarak gürlmüştü ve ABD yurttaşlarına benimsetilmişti. 2008’de Cumhuriyetçi McCain’e ve 2012’de de Romney’e karşı Demokrat Obama Irak’ta savaşı sonlandıracak ve ABD’yi Irak’taki işgalci güç olmaktan geriye çekecek güç beklentisiyle başkan seçilmişti. Cumhuriyetçi adaylar McCain ve Romney ise ABD’nin Irak’ta askeri varlığını tümden çekmemesi gereğini ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’da ve Kore Savaşı sonrası Kuzey’le Güney arasındaki silâhlardan arınmış tampon bölgedeki varlığına denk sürekliliğini savunmuşlardı.
Gelinen noktada ne olur? ABD’nin yeniden onbinlerle, yüzbinlerle Irak’a girmesi, Suriye’ye girmesi düşünülmüyor. Başkan Obama’nın ABD toplumuna verdiği söz ve gösterdiği hedefe göre adım atılacaktır. Başkan Obama’nın hedeflediği, Işid’i durduracak güçler olarak Irak ordusu ve Kuzey Irak’taki ABD’nin desteklediği ordu. Oysa, Işid’in önünde iki askeri güç de etkisiz kaldı. ABD, bu iki askeri gücü de, ABD’nin seçkin askerleri komutasında yeniden eğitip, yeniden savaşır konuma getirmeyi düşünüyor. 2003’ten günümüze değin başarılamamış yerel askeri güç oluşturmanın bu aşamada başarı olasılığı nedir? ABD’nin yeniden Irak’ta ve sonrasında da Suriye’de yeniden işgalci konuma gelmesi zorunlu mudur; kaçınılmaz mıdır?
Bağdat’taki siyasi uzlaşımın sürekliliği olabilir mi? Bağdat’ta, oluşan uzlaşımın Işid’in dağılmasını getirecek caydırıcılık gücü olacak mıdır? Bu soruların yanıtları belirsizdir. 2016 başkanlık seçimlerinin belirleyici tartışmalarının birincisi ABD’nin Irak’taki, Suriye’deki varlığı ve gücü olacaktır.
Bu arada, 2014’de Afganistan’dan çekilmede de duraklama sözkonusudur. ABD’nin ve NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesiyle Irak benzeri yanıltıcı iç barışın içsavaşa dönüşeceği bugün dünden geçerlidir. Haziran’da yenilenen ikinci aşama Afganistan seçimi sayımı bir türlü sonlanmadı ve ABD’nin özlediği uzlaşımı getirmedi.
Irak’ta ve Suriye’de, her türlü yerelliğin özlemlerini destekleyerek Şam’ı, Bağdat’ı, hatta Tahran’ı ve Ankara’yı Işid’e karşı savaştırabilmek ABD Başkanı Obama için yanlış beklentidir. ABD Başkanı’nın tasarımlarına, özlemlerine göre beklentilerin gerçeklenmediğini bugün yeniden tasarımlar yapmak durumu gösteriyor.

Salih Yurttaş, 15 Eylül 2014.
http://salihyurttas.blogspot.com/
http://gununkiyisi.blogspot.com/
http://faculty.cse.tamu.edu/yurttas/y99/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.