Ağaçlar ve çocukluğum

Zaman zaman kendimizi güvende hissederek sığındığımız bir limandır nostalji. Ben de bu güzel limana sığınırım bazan. 

Elif Şafak’ın son kitabını en nihayet bitirebildim. Kıbrıs gerçeklerini, kültürünü yanlış yansıttığı için çok eleştirildi “The Island of Missing Trees” (Kayıp Ağaçlar Adası).

Eleştirilere katılmakla birlikte, yazar gerçekten Kıbrısımızın doğasını, özellikle ağaçlarını çok güzel anlattı zevkle okuduğum kitabında. 

Aşağıdaki şiirciği ondan esinlenerek kaleme aldım. Özellikle Lefke’lilerin nostaljiyi daha yoğun yaşayacağını sanırım bu şiirle.

Ağaçlar ve çocukluğum

Yarı çocukluğum, gençliğim sizlerle geçti.

Narenciye bahçemizde ve Piripaşa mezarlığında.

Mappurolarınız pirilimizdi sevgili selviler.

Dallarınızdansa lingiri değneği yapardık.

Sen ise uzay gemimizdin mezarlıktaki asırlık zeytin.

Arkın yanındaki kardeşlerinin en çok çakızdezini severdim.

Karadağ tepelerinden kestiğimiz mis kokulu çamlar,

kusura bakmayın, yılbaşlarında süslemek için harcardık sizi.

Sabırsızlıkla beklerdik meyvelerini bahçemizdeki badem.

Tuzlayıp zevkle mideye indiririrdik çalalarını.

Karanlık Kış geceleri korkarak gelirdik yanına,

iri iri portakallarını sepetlere doldurmak için.

Mangalın üstüne attığımız kabukların nefis tüterdi.

Çok ünlüdür halâ Lefkemizin yafaları.

Sen, helânın yanındaki, meyvelerin en lezzetli olanlardı.

İkizdiniz siz bahçe girişindeki kavaklar.

Rüzgarlı havalarda çıkardığınız sesten korkardık biz çocuklar.

Ya sen mütevazi, vefakar tek turunç ağacı?

En çok senin macunlarını severdim.

Annem misafirlere ağırlama şansı bulmadan,

biz yararlanırdık meyvenin kabuklarından yapılan güzelliklerden.

Bahçemizde bolca olduğu halde,

Ahmet dayının bahçeden aşırırdık yusufları besli ağaçlardan.

O bizi azarlardı yakaladığında asık suratıyla,

Mehrübanım teyze de ona kızardı, “bırak çocukları” diye.

Dere kenarındaki alıç ağacının meyvelerinin tadı başkaydı.

Bir okul gezisinde fazla kaçırdığım için sizi hastalanmıştım.

Üzgünüm sevgili nar, dikenlerin bir türlü önleyemezdi,

iri, kırmızı meyvelerini dallarından koparmamıza.

Giysilerimizi lekeleseler bile, nar tanelerinin tadına bakmamıza.

Ama eminim kızmazdın bize yine de.

Sizi nasıl unuturum ulu hurma ve ceviz ağaçları?

Lefkemiz halâ festival düzenler adınıza.

Meyvelerinizden yaptığı macunları,

itina ile periskanlarda saklardı anneciğim.

Küçük ellerin yetişemeyeceği yükseklikteki telli dolaplarda.

Seninle pek aşina olmadık sevgili incir.

Ama köydeki akrabalarımız sepet sepet gönderirdi meyvelerini hep.

Bardak denilen beyaz meyvendi en sevdiklerim.

Bahçemizin en ulu ağacıydınız siz ikiz hurmalar.

Hasat zamanı tırmanırken gövdenize Yaşar abi,

kesmek için meyve yüklü dallarınızı,

yüreğim ağzıma gelirdi, düşecek diye.

Ah ağaçlar, çocukluğumun vefakâr, cefakâr dostları.

Ne çileler çektiniz biz yaramazların elinden.

Ama yine de sevdiniz bizi, eminim.

Ve tabii biz de sizi.

 

 

2591350cookie-checkAğaçlar ve çocukluğum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 + 14 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.