AİHM’in zor günleri

AİHM; Türkiye ile birlikte sayıları 50’ye yaklaşan üye ülkelerin, “kendi rızalarıyla” yine imzacı ülkenin kendi hukuk sisteminin de üzerinde tuttuğu ve bağlayıcı nitelikteki kararları olan “adil ve bağimsız” bir kurum.


Daha sade anlatımla; Ne kadar gelişmiş bir hukuk sistemine sahip olursan ol, hakem niteliğinde kendi ülkenin yargı kararından bile üstün gördüğün bir başka mahkemeyi yetkili kılacak  ve kararlarına uyacaksın.


Tanımı bu şekilde yapınca, demokratikleşmenin vardığı gelişmişlik düzeyini en tepeye taşımış modern Avrupalı imajı ortaya çıkmakta ve doğaldır ki, demokrasi dertlisi bir ülkenin ferdi olarak bu güzelliği kıskanmak istemekteyim.


Fakat,kıskanmak bir yana,şüphelerim artarak çoğalmakta ve bu kurumun bile kendi kararları içinde çelişkiye düşeceğine inanmaktayım.Bu çelişik durum gelecekte, AİHM’in ne derece tarafsız ve adil kararlar aldığını ya da bundan sonra alacağını,büyük bir açıklıkla, gösterecektir.


Gündemi oluşturan esas konu için hafızalarımızı yoklamak gerekirse,Refah Partisinin kapatılma gerekçesi ile bu gunlerde AKP’nin gerekçesiyle tamamen ayni.


…Laik ve demokratik anlayışa karşıtlık.


O dönem,daha önce kapanan partiler gibi, Türk hukuk sisteminde tüm ic hukuk yolları kullanılmış ve Refah Partisine, Strasbourg yolu görünmüstü.Detaylı incelemeden sonra AİHM kararını verdi ve Refah Partisinin kapatılmasını onaylamıştı. “Tarih tekerrürden ibarettir” manasında, AKP de bu yola aynı şekilde girmiş durumdadır.Kısaca,AİHM mevcut anlayısı ve calışma prensibiyle AKP’yi kapatmak zorunda kalacaktır.


Fakat son bir kaç gündür,farklı ve çelişkili seslerin çıktığı Avrupa dolaylarından, neredeyse her gün,Türk Medyası vasıtasıyla ilginç bir propaganda başlatılmış durumda.Herşeyi ile birbirine benzeyen söz konusu iki siyasi partinin (Refah Partisi ve AKP) bir sebepten farklılığı dile getirilmektedir.


Söz konusu farklılık yine Avrupada sözü geçen ve bizim ülkede neredeyse Başbakan’dan bile daha etkili bir isim olan, Avrupa Birliğinin genişlemesinden sorumlu komiseri sayın Olli Rehn tarafından açıkca dile getirilmektedir.


AKP’yi değil de, demokrasiyi desteklediğini söyleyen,sayın Rehn’ in söylediği; “ %47 oy almış AKP’nin kapatılmaması gerektiği” yönündedir.


Önümüze konan bu tablo karşısında,ister istemez AİHM’nin tarafsız ve adil davranacağını umuyoruz,fakat öte yandan , her fırsatta Türkiye’ye ve iç hukukuna müdahale eden sayın komiser ve benzeri düşüncedeki Avrupalıların tamamının aynı anda aklını yitirmiş olacağını da düşünmüyoruz.


O halde,aklımıza gelen,acaba hep korktuğumuz şey midir?


AİHM, AKP’nin kapatılması kararına karşı çıkarak tarihi bir hata mi yapacak,


Yoksa bu hatayı yapmamak için minareyi çalmadan önce kılıfını mı hazırlayacak?


(Söz konusu kılıf,  Anayasa değisikliği gibi bir zorlama olabilir.)


Hep birlikte göreceğiz!


Saygılarımla

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.