Aşk seni sordular…

Nasıl da deliydin, daha henüz 17sindeydin. Durağın yoktu korkulara, ağlamayı bile doğru dürüst beceremezdin.   Ay tutulur, güneş tutulur sebebi sendin, üşümezdin kar yağsa da, bir ceket olurdun narin bir omuza. Kimi zaman erkek kimi zaman dişiydin, kimi zaman olgun kimi zaman bebektin. Sen aşk, sen 17sinde bir yeni yetmeydin…


Aşk, nasıl da kabüldün bütün yalanlara, nasılda mecburdun hatalara. Nafileydi telefonun çalmayan ziline duyulan öfke, onurlu ve gururluydun. Aşk nasıl da kilitlerdin tüm akılları, çoğu zaman onuru da gururu da unuttururdun.


Bir gün; dalları hür yaşlı bir ceviz ağacının kabuğuna bir kaç gözyaşı değdi. Birin adı Ayşe diğerinin ki  Ali’ydi . Çakıyla oyulmuş bir kalbin içindeki harflerin sendin artık tercümanı ve artık bütün Ali’ler Ayşe’leri sevecekti… Sen saklanıp bir erkeğin gözlerine incitecektin bir kadını. Sessiz kalacaktın cevapsız aramalara.  Yine seni sorgulayacaktı hiç tanımadığım Ayşe ve Ali birbirinden ayrı ayrı …


Sanki aşk, hep aşk mı kalacaktı gidenlerin ardında… Mesela bir trafik kazasında zamansız ölümlerin yasında, mesela damarları patlatan bir lodosun baş ağrısında yalnız başına. Sanki aşk aşk mı kalacaktı ekmek parasında, ödenemeyen faturalarda, sıkkın canlarda, 
işte, evde, parada pulda… Aşk zengin mi kalacaktı daima, yakışmaz mıydı iki çıplakla bir hamama? Aşk yine seni sordular dün gece bana…


Sen de dengeyi aradılar aşk, sanki verilen sözlerin tutulmasını sen garantilermişsin gibi.  Sanki seviyorum deyince severmiş, kıpırdamadan durursan bitmezmişsin gibi… Sınadılar seni. Hırsız dediler senin için, çünkü biri severken diğeri daima gitti… Sen öğretmişsin yaşarken ölmeyi öyle mi? Belki de  Ayşe Ali’nin değil kendinin aşk olduğunu henüz öğrenmemişti.


Bir gün…Ali Ayşe’yi sevmeyi bıraktı. O gün yaşlı bir kütüphanenin tozlu kitap raflarına bir kitap daha sıralandı.  Ayşe başka bir Ali’nin peşinden gitti, Ali başka bir Ayşe’nin.  Aşk olsun dedi Ayşe, yine seni suçladı, çakıyla düzeltilmiş bir kalp oyuntusu içindeki harfleri kazıdı… kazıdı… kazıdı…


Aşk seni sordular dün gece.  Burada yok dedim,  hiç görmedim.


[email protected]


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’ 
-Pardon tanışıyor muyuz? 
-İstanbul 
-Kıymık… 
-Siz mağrur musunuz? 
-Ne kadar önemsiyoruz yarınlarımızı? 
-Küçük şeyler… 
-Yürek mahrem bir bölgedir 
-Kiler… 
-Keşke 
-Anne karabiyesi… 
-Tren garları… 
-Yangın yeridir yürek, külleri kelimeler…
-Bir gün… gemiler… geçer… 
-Önsöz 
-O fotoğraf… 
-Durup dururken… 
-İçiyorsam sebebi var…
-Susmak üzerine… 
-Zor…anlatması zor… 
– Ciddi insan… 
-Kalbim Anadolu…
-Aşk niye biter? 
-Oğlum şiir oku…çünkü…
-Ne olmazsa olmasın, içinde sen varsın 
-Ölüm diye bir şey var… 
-Kırmızı başlıklı kızın neyi var?.. 
-Bebek’te gitmek zamanı…
-Kadın…nedir senin aşktan anladığın? 
-Altı üstü bir küre…

694280cookie-checkAşk seni sordular…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

17 − fifteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.