Akacak “Viyana Kanı“ damarda durmadı ve Viyana ırkçılığı onayladı…

Avusturya‘nın Başkenti Viyana’da belediye seçimi 10 Ekim tarihinde yapıldı. Bu seçim kıran kırana olmasa bile, sert tartışmaların, afişlerin ve evlere postalanan kitapçıkların belirlediği bir seçim oldu. Avusturya’nın seçim geleneğinde büyük seçim mitingleri pek yapılmamaktadır. Öyle ki Viyana’daki siyasi mitinglere bin kadar meraklı katılırsa, Avusturya siyasetçileri bunu çok ciddiye alır. Hatta bazı işçi mahallelerindeki toplanan yüz, iki yüz kişilik kalabalık bile seçim sonucunun göstergesi olarak yorumlanır. Mitinglerin, el ilanlarının, kitapçıkların ve afişlerin dışında siyasi partilerin seçim çalışmaları yazılı ve görsel basın aracılığıyla yürütülür. Oy oranına göre devlet televizyonundan da propaganda yapma hakkına sahip olurlar.

Böyle bir seçim atmosferinde bu kez, Avusturya’nın aşırı sağcı partisi Avusturya Özgürlükçü Partisi’nin (FPÖ) her zaman yaptığı gibi bu seçimde de yine Türkleri seçim propagandasının merkezine oturtması, şaşırtmadı. Seçim afişlerinden birinde “önemli olan kandır” dercesine “Viyana Kanı’nın korunması için biraz daha fazla cesaret” sloganı kullanılması, Türkiye’deki “önemli olan boy değil soydur” ifadelerini hatırlatan afişine duyulan tepkilere, FPÖ’nün cevabının “ırkçılık olmadığı”, hedeflerinin Viyanalı besteci “Johann Strauss’un Viyana Kanı Operasına” sahip çıkmak olduğunu söyleyse de, buna pek inanan olmadı.

“Viyana Kanı” söylemine duyulan tepkiyle FPÖ köşeye sıkışmıştı . Bu köşeye sıkışmadan FPÖ’yü aslına bakılırsa, Avusturya İslam Cemâatı Başkanı’nın bir ifadesi kurtardı. Avusturya İslam Cemâatı Başkanı’nın “Her eyalette bir minareli camii istiyoruz” açıklamasını Yeşiller Partisi federal konsey üyesi Türk kökenli Efgani Dönmez “FPÖ için vermiş olduğu penaltı ” diye değerlendirdi. Camii talebi FPÖ lideri Heinz Christian Strache’nin gökte arayıp da yerde bulduğu bir şeydi. “ Viyana Kanı” ile köşeye sıkışan Strache İslam Cematı Başkanı’nın açıklamasıyla yeniden atağa kalktı. Bu atakta hedef yine Türkler oldu. FPÖ, Türkleri hedef alarak, gençlerden oy alabilmek için bir kitapçık hazırlattı.

Geçen seçimlerde ve kamuoyu yoklamalarında ilk defa oy kullanacak genç seçmenlerin çoğunluğunun FPÖ’yü tercih etmeleri aşırı sağcı partinin iştahını kabarttı. Karikatür-çizgi resim bandlarının da desteğini alarak, “Viyana Destanı” adında bir kitapçık hazırlatan FPÖ, onu sadece gençlere değil, bütün ev adreslerine postayla gönderdi. Kitapçıkta 1683 yılına gidiliyor, İkinci Viyana Kuşatması ile günümüz arasında bağ kurulmaya çalışılıyordu. Bol bol çizgi resimleriyle süslenmiş olan kitapçıkta Polonya kökenli Kolschizky’nin Osmanlı’yla Avusturyalı arasındaki macerasını anlatılıyordu. Kolschizky gençliğinde Osmanlı Ordusu’nda çevirmen olarak çalışmış ve Türk dilini ve kültürünü çok iyi tanıyan birisi olarak Türk kılığında, Osmanlı askerlerinin arasına girip Avusturyalılara bilgi taşımaktır. Kolschizky, Viyana’ya Türk kahvesini tanıtan ve kahveyi Osmanlı’dan getiren kahve tüccarı olarak da tanınır. Kolschizky’nin macerası anlatılırken renkli resimlerde sık sık Osmanlı askerleri ve üç hilalli Osmanlı bayrağı yerine, Türkler ve günümüz Türk bayrağı dikkatleri çekmektedir. Viyana kurtarıcısı bir şövalyenin (FPÖ lideri Heinz Christian Strache’nin kendisidir) düşmanı Türkler ve hâlen Viyana Belediye Başkanlığı’nı iki dönemdir yürüten Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) Michael Häupl’dir. Kitapçıkta gösterilen şövalyenin kılığı ve kıyafetiyle, “Yahudiler bizim günahımızdır” diye Nazilerin yayınladığı Der Stürmer gazetesinin anti-semitizmde kullandığı şövalyeye benzemesi dikkatleri çekmekteydi. Avusturya’nın ciddi gazetelerinden Der Standard Nazilerin çıkardığı Der Stürmer gazetesinin şövalyesi ile FPÖ’nün 550 bin adet basılan ve bütün Viyanalı seçmene postayla gönderilen broşürdeki benzerlikleri ele alması da boşuna değildi.

Kitapçıkta görülen eli kılıçlı şövalye (FPÖ lideri Strache) yanında, elinde sapan bulunan küçük çocuğa “Eğer Mustafa’yı vurabilirsen sana bir salam var” sözlerini Der Standard gazetesi, Yahudi düşmanlığı ile benzerlik içinde gördü. FPÖ’nün bu yayınına Avusturya Yeşiller partisi dışında ciddi bir tepki de olmadı. Avusturyalı Yeşiller, FPÖ hakkında kışkırtıcılıktan dava açmayı da ihmal etmediler.

Geçmişin şövalyelerini örnek alarak politika yapmaya çalışan günümüzün sözde şövalyelerinin söylemlerini anlayan, takip eden bir kesim derviş sabrıyla ırkçı söylemleri izliyorlar. İfade edilen Türk düşmanlığını anlayamayan büyük çoğunluk ise Viyana’nın şehir yaşamındaki rehavet içerisinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Onlar, yabancı düşmanlığı ile tanınan partilerin dağıtmış oldukları çakmaklarla sigaralarını yakıyor, kalemlerini ise ceplerinde taşıyorlar.

Çeşitli partilerden seçime katılan Türk kökenli adaylar da vardı bu seçimde. Sadece bir partiden 77 kadar Türk kökenli aday seçime katıldı. Bu adaylar Türkiye’de bulunan her türlü cemaat, etnik gruplardan, en sağda yer alan partiden, en solda görünen partiler arasından seçilmiş olması dikkat çekmekteydi. Bu adayların iki önemli ortak noktaları vardı; birinci ortak nokta, hiç bir siyasi konuda beraberliklerinin olmamasıydı; diğeri ortaklıkları ise partileri Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’ydi.
Avusturya’nın çeşitli partilerden aday olan Türk kökenli siyasetçilerin sayısı 150’yi bulmaktaydı. Bunların çoğu seçilebilecek sıralarda bulunmadıklarından, hummalı bir şekilde tercihli oy çalışması içinde oldular. Bundan dolayı da ırkçı partinin ırkçı propogandasını görmeyerek, duymayarak ve de tepki göstermeyerek üç maymunu oynadılar. Zira daha fazla tercihli oy alarak parti “arkadaşlarının” önüne geçmek ve vitrine yerleşmek hedefleriydi.

özellikle Türk’lere karşı saldırgan bir seçim çalışmasının yürütüldüğü 10 Ekim yerel seçimin galibi Viyana’da aşırı sağcı ve Türk karşıtlığı ile tanınan Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ) oldu. Avusturya’nın diğer önemli partileri olan Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ), Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ve Avusturya Yeşiller Partisi seçimin mağlubu oldular. Avusturya Sosyal Demokrat Partisi uzun yıllar elinde tutmuş olduğu salt çoğunluğu korumayı başaramadı. SPÖ, ÖVP ve Yeşiller’in kaybettiği oylar doğrudan ırkçı parti FPÖ’ye aktı.

2005 yılındaki seçimde 100 sandalyeli eyalet meclisinde 13 sandalye sayısını 14 sandalye artırarak, sandalye sayılarını bu seçimde 27’ye çıkarttı. SPÖ’nün 7, ÖVP’nin 5 ve Yeşillerin kaybettikleri 3, toplam 17 sandalye aşırı sağcı parti FPÖ’ye gitti.

FPÖ’nün dışında kalan üç parti de seçimin mağlubu olarak seçimden çıkarken, Viyana’da FPÖ’nün dışarda kalacağı bir koalisyon hükümeti kurulması beklenmektedir. Bu koalisyon hükümeti SPÖ ile Yeşiller arasında olabileceği gibi, federal hükümeti oluşturan büyük partiler SPÖ ile ÖVP arasında da olması olanak dahilinde bulunmaktadır.

Diğer küçük partiler olan aşırı sağcı ve FPÖ’den ayrılan Avusturya için Birlik (BZÖ) yüzde 1,4, Avusturya Komunist Partisi yüzde 1,1 oranında oy alırken, yine FPÖ’den ayrılan Avusturya Liberalleri ise yüzde 0,7 oranında oylarıyla bir varlık gösteremezlerken, Türkleri endişeli günler beklemekte.
*Bu yazı, kısaltılmış haliyle 17. Ekim 2010 Cumhuriyet Gazetesi Pazar Yazıları sayfasında da yayımlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.