AKP ‘Seçimle iktidardan gitmez’e oynayarak başarı kazanabilir mi?

İHSAN ÇARALAN / EVRENSEL – Hakkını savunmak için direnen işçilerin; toprağını, suyunu, ormanını savunan köylülerin; dün bir kez daha BÜ’de gördüğümüz gibi eğitim hakkını savunan öğrencilerin; kadına yönelik şiddeti protesto eden kadınların… karşısına polisin, jandarmanın çıkarıldığını görmüştük. Ama önceki gün bir adım daha atıldı.

“Olay”ın yeri: İstanbul Büyükada Vapur İskelesi.  

“Konu”suBu iskelenin ikinci katı Türkiye Gençlik Vakfına (TÜGVA) AKP’nin yönetiminde olduğu dönemde İBB tarafından kiralanmıştır. Ancak TÜGVA burayı kendisi kullanamamış üçüncü kişilere kiralamış, iskele binasının ikinci katı sözleşmeye aykırı olarak vakıf tarafından üçüncü kişilere kiralanmış, ticari bir mekana dönüştürülmüştür. İBB bu gerekçeyle binanın tahliyesi için başvurmuş, mahkeme de TÜGVA’nın binayı tahliye etmesine karar vermiştir.

Gelişmelerin ayrıntıları dün gazetemiz tarafından, “Çökme değilse ne?” diyen, yanıtı içinde bir soruyla manşetinden duyurulmuştu.

BİR TEK OLAY İÇİNDE BİRÇOK SUÇ!

Evet;

  • Büyükada Vapur İskelesinin yüzlerce metrekarelik ikinci katının 2 bin 500 TL gibi komik demenin bile durumu açıklamayacağı bir kira ile 10 yıllığına TÜGVA’ya kiralanması,
  • Bu vakfın binayı boşaltması için verilen mahkeme kararı eline ulaşmış olan Adalar Kaymakamının binanın boşatılması için harekete geçmek için haftalarca ayak sürüdükten sonra izne çıkması,
  • Çevik kuvvetin mahkeme kararını uygulamaya çalışan zabıtayı engellemenin de ötesine geçerek zabıta ve olayı protesto eden Adalıların bazılarını hastanelik edecek biçimde tartaklaması, kamu çıkarının, mahkeme kararlarının, hakkın, hukukun az çok uygulandığı her ülkede, her biri kendi başına dikkat çekicidir. Hatta bunların her biri ayrı ayrı suçtur!

Ama bunlar bir araya gediğinde birer birer şu ya da bu kademedeki etkili ve yetkili makamlardaki görevlerin aldığı bir tutumu, bir görev ihlali ya da ihmalini aşarak siyasi bir tutuma, dolayısıyla bütün topluma bir mesaja dönüşmektedir.

MANTIKSAL OLARAK ANLAŞILMAZ, SİYASİ OLARAK ANLAŞILIR BİR GİRİŞİM

Mantıksal açıdan bakıldığında; İBB’den on milyonlarca TL destek almış TÜGVA’nın bir iskele için böyle direniş göstermesi, üstelik bunu bir mahkeme kararına karşın yapıyor olması, bütün bunların üstüne polisin vakfın özel güvenlik gücü gibi harekete geçirilerek, devletin diğer görevlileri olan zabıtaları tartaklayarak, onların mahkeme kararını uygulamasını engellemesi anlaşılır değildir.

Olanlar mantıksal bakımdan anlaşılır değildir ama siyasi olarak çok anlaşılırdır. Çünkü Türkiye, tarihi belirsiz de olsa seçim sathı mailindedir! Tek adam yönetiminin, normal koşullarda iktidarı elinde tutacak bir çoğunluğu sağlamasının artık imkansız olduğunu sadece siyaseti izleyenler değil her vatandaş bilmektedir. Bunu en çok da belki AKP’ye oy verenler bilmektedir.

Böylece TÜGVA ve elbette ki arkasında yer alan siyasi güç; “Elimizde olan her şeyi, bu bir iskele binasındaki kiralanmış bir alan bile olsa, terk etmeyeceğiz. Buna mahkeme kararlarını tanımamak, bunun için polis gücünü özel güvenlik kuvvetimiz olarak kullanmak da dahil” demiş olmaktadır.

Elbette ki bu aynı zamanda seçim sürecini provoke etmek ve tek adam yönetimine karşı oluşan kamuoyunda “Bunlar seçimle gitmez” düşüncesini güçlendirmek için kullanıldığını söylemek her halde yanlış olmaz.

İKTİDARIN GİRİŞİMLERİ BAŞARISIZLIĞA UĞRATILABİLİR

Çünkü, 7 Haziran 2015 seçimine kadar AKP, “AKP seçim kaybetmez; kaybedeceği seçime de girmez” imajından epey ekmek yiyen AKP, yerel seçimlerde yediği halk tokadından sonra ise, “AKP seçimle iktidardan gitmez” imajına oynamaya yönelmiştir.

Bu yüzden Büyükada İskelesinde altı üstü birkaç yüz metrekarelik, üstelik de mahkeme kararıyla boşaltılması istenen bir yer tarafından koparılan gürültü ancak AKP’nin seçim stratejisinin bir parçası olarak görüldüğünde anlaşılır olabilmektedir.

Bundan çıkarılacak diğer bir sonuç ise, AKP’nin sadece devletin kurumlarında değil vakıflar, cemaat ve tarikatların, yandaşların siyasi etkiyle kazandıkları ellerindeki “sivil” her mevziyi de sonuna kadar savunmak için elindeki her gücü kullanacağıdır. Hele de seçime yaklaştıkça bu tutumun daha da yaygınlaştırılmasının beklenmesi gerekir.

“Peki, bu strateji AKP’ye seçimi kazandıracak ya da seçimi kazanmasa bile iktidarda kalmasını sağlayacak gelişmelerin önünü açabilir mi?” denirse, bu sorunun yanıtı “evet”den çok “hayır”a yakındırÇünkü, AKP-MHP iktidarının güç kaybı sadece her partide olabilecek bir oy kaybı değildir. Çünkü bu iktidar siyasi ömrünü tamamlamış olmaktan gelen elinde baskı ve şiddetin envai türünden başka bir enstrümanı kalmamış bir iktidardır. Bu yüzden de AKP ve MHP ittifakının seçimi kazanamamasına inanç büyüdükçe, “AKP seçimle iktidarı bırakmaz” imajı da zayıflamaktadır. Ancak burada belirleyici olacak olan AKP-MHP iktidarını seçimle iktidarı vermeyi isteyip istememesi değil muhalefet güçlerinin seçim güvenliğini sağlayacak girişimlerdeki başarısı ve iktidarın muhtemel oyunlarına karşı halk yığınlarını uyarı ve harekete geçirmede atacakları adımlar tarafından belirlenecektir.

İlerici demokrat güçler başta olmak üzere muhalefet güçleri kitleleri iktidarın manevra alanını daraltacak biçimde seferber edebilirlerse iktidar devlet güçlerini ne kadar kullanırsa kulansın başarısızlığı kaçınılmaz olacaktır.

TÜGVA üstünden iktidar “Ben kazanımlarım söz konusu olduğunda hak, hukuk, mahkeme kararı…tanımam” diyerek her renkten yandaşlara moral vermeye çalışacaktır. Ama başaramazsa da tersi olacaktır.

Bugün bunun imkanı daha fazladır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four + twenty =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.