Alevi müziğinin direnişçi ve muhalif özü

Resmi ideoloji dışında yapılan araştırmalarda, araştırmacılar Aleviliğin yerel bir öğreti ve  Mezopotamya’da Kürtlerin eski dini olan Zerdüşt kökenli olduğu konusunda hemfikirler. Yazımızda bu kaynaklardan yararlanmaya çalışacağız. Yine  resmi ideoloji tarafından Alevilikle ilişkilendirilmeye çalışılan  kavramları açmaya çalışacağız.


Alevi müziğinin  direnişçi ve muhalif özü demiştik. Bunun nedeni ise doğal ve insan merkezli bir din olan Zerdüştlükten sonra gelen semavi dinlerin baskısına karşı kendini gösteriyor. Musevilik 300 yıl sonra semavi bir din olarak ortaya çıkmıştır. Bu konuda halkımız arasında sözlü aktarımlar vardır. Bunlardan bir tanesini burdan paylaşmak isterim. Sarız’ın Kırkısrak köyünde Bektaş Hayırlı  (Baktaşi Qaleyçi) adında yaşlı bir amca vardı. Kürtçe anlatığına göre ; Musa peygamber gezilerinden birinde dağın yamacına kurulmuş bir köy görür. Köylüler şarkılar söylüyerek, dans ederek eğleniyorlar. Musa peygamber doğruca köylülerin yanına gelir. Eğlenen yaşlılardan birine yaklaşır ‘’siz bu köyü neden bu yamaca kurdunuz ?  sel geldiğinde bu köyü alır götür’’ der. İhtiyar ‘’ bu köy yüzlerce yıldır burada kurulu, bu günü kadar bişey olmadı, bundan sonra da bişey olmaz. Eğer olursa kılavuzumuz var o bize haber verir’’ diye cevap verir. Bunun üzerine Musa peygamber ihtiyara kılavuzlarını sorar. İhtiyar orda yatan köpeği gösterir. Musa peygamber buna çok bozulur ve doğruca Allah’ın yanına gider. Durumu  Allah’a anlatır. Bunun üzerine Allah, bir kaç sene sonra yine o köye uğramasını söyler. Bir kaç yıl sonra köye uğrayan Musa peygamber, köyü yerinde göremez. Yağmur yağmış, sel gelmiş ve köyü  alıp götürmüş. Köy viraneye dönmüş. Karşıda kayanın dibine perişan bir şekilde oturmuş bir kaç ihtiyar ve ıslanmış havlayan bir kaç köpekten başka kimse yoktur. İhtiyarların yanına varır ‘’nedir bu haliniz? ‘’diye sorar. İhtiyarlar da ‘’n’olsun’’ derler. ‘’Muhbirimiz (ihbarcı) Musa olursa, kılavuzumuz da it olursa halimiz budur’’ diye cevap verirler.


Bektaş amca bu konuyu seksen sonrası anlatmıştı. O dönemler 12 Eylül faşizmi toplumun bazı kesimlerinde yaptığı gibi Alevi-Kürt köylerini viraneye çevirmişti. O zamana kadar cıvıl cıvıl olan köylüler yurtlarından edilmiş ve dünyanın değişik ülkelerini dağılmışlardı. Nerdeyse köyde sadece yaşlılar kalmıştı. Halen köyler boşalmış durumda.


Musevilikten 300 yıl sonra Hırıstiyanlık ortaya çıkar. Hırıstiyanlıktan 600 yıl sonra da İslamiyet ortaya çıkar. İslamiyet dünyaya açılmak ve yayılmak için kendine engel gördüğü Zerdüştlük üzerine kanlı seferler düzenler. Cemşid Bender ‘’ 12 İmam ve Alevilik ’’ eserinde İslam ordularının yapmış olduğu seferleri ve katliyamları ele alırken, Hz. Ali’ nin halifeliği döneminde yapılan katliyamlara dikkat çeker. Kaynaklara dayanarak Aleviliğin Kürt dini Zerdüşt kökenli olduğunu söyleyen Bender aynı zamanda alevi felsefesinin Hz.Ali ve 12 imamlarla uzaktan yakından bir alakası olmadığını belirtir. Bu konuya yine ileride değineceğiz.
 
Yine Mehmet Bayrak ‘’Alevilerin Sesi( sayı 112)’’ dergisinde yayınlanan ‘’İslam Öncesi Kürt Şiirinde Yeresan Aleviliği’’ makalesinde 7.yüz yılda ceylan derisi üzerine Hewrami (Gorani) lehçesiyle yazılan bir Kürtçe şiir yayınladı. Halife ordularının yapmış olduğu katliyamı anlatan ve lanetleyen şiirin türkçesi;


Kutsal yerler yakıldı,
kutsal ateşler söndü
Herkesten saklandı namı büyükler
Zalim Araplar girdi ta Fırat’ a dek
Köylerden tut da Şehrizur ‘a kadar
Esir alındı bütün kızlar ve kadınlar
Kendi kanında boğuldu özgür adamlar
Kimsesiz kaldı Zerdüşt’ ün töresi dini
Yüce Hürmüz affetmeyecek hiçbirini.
 
Bu şiirdende anlaşılacağı gibi Alevilik  ve İslam arasında uzlaşmaz bir mücadele vardır. Kanımca Alevi Müziğindeki Muhalefet İslama karşı direniş ve muhalefeti daha keskin gözükür. İslam ordularının katliam ve yayılamasına karşı direnen Alevilik kendi felsefesini insan ve doğa sevgisini sanat olarak müzikte örgütlemiş. Unutmamak lazım Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bu katliamlara devam edilir ve günümüze kadar gelir. Selçuklu veziri Nizamülmük ‘le başlıyan saldırıları bilmiyen yok herhalde. Osmanlı Padişahı Yavuz Selim ‘in Şeyhülislam İbn-i Kemal gibi din adamlarına hazırlattığı fetva ve risalelere dayanarak elli bin Aleviyi katledip, evlerini barklarını yakıp yıktığı Alevilerin benliğinde canlılığını korur. Kanuni Süleyman’ın Şeyhülislamı Ebussuud, Aleviler için ‘’bu topluluğun katledilmesi öteki kafirlerin katledilmesinde daha önemlidir’’ diye fetva vermişti. Maraş ve en son 1993 Sivas katliamında bu fetvaların halen ortada durduğunu görmiyen Alevi yok sanırsam.


‘’Kadılar, müftüler fetva yazarsa
İşte kendir işte boynum asarsa
İşte hançer işte kafam keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’’


 Pirsultan


Mehmet Bayrak’ın ‘’ İçtoroslar’ da Alevi-Kürt Aşiretleri’’adında bir eseri yayınlandı. Bayrak, özünde bir emekçi sınıf ideolojisi ve dünya görüşü olan Anadolu/Mezopotamya Aleviliğinin inançsal-felsefi omurgasını Zerdüştlük, Manicilik, Mazdekçilik ve Hürremilik olarak ele alır.’’Mazdekçilik ve onun güçlü devamcısı olan Hurremilik , dünya düzenindeki adaletsizliğin kökünü toprak ve sosyal eşitsizlikte görmekteydi. İşlenebilen  bütün toprakları toplumsal mülke dönüştürmek, özgür köy toplumların yönetimine bırakmak istiyorlardı. Mazdek ve adını onun eşi olan Hurreme’den alan Hurremilik ,aralarında o güne kadar bir meta gibi görülen kadınların da olduğu genel eşitliği , haraçlardan ve vergilerden kurtulmayı istemişlerdi. Baskı ve sosyal eşitsizliğin ‘’karanlığı’’ oluşturduğunu Kabul eden Hurremiler , gerek Arap hanedanlığına ,gerekse İslamiyete karşı uzlaşmaz bir mücadele yürütmüşlerdir’’diye belirtilmektedir.


Bayrak’ın, belirtiği gibi töre ve törenlerin bu öğretilerde kadın ve erkeklerin beraber yapması, dini kusal metinlerin bir bölümünü kadınların yazması,şair kadınların yetişmesi Alevilikte kadının konumu bakımında önemlidir. Selçuklu veziri Nizamülmük ‘’Siyasetmane’’eserinde kadın-erkek eşitliğini savunan bu öğreytiyi ‘’kadınlarında bütün insanlarca eşit paylaşılması’’olarak iftira eder.Bu softa vezirin ağzından çıkanlar bu güne kadar kullanılagelmişitir.


‘’İlme hizmet,ettim uykudan kalktım
Sarık seccadeyi elden bıraktım
Vaizin hergünkü vaazından bıktım
Ramazan’ı sele verdim de geldim’’


Aşık İbreti


Konun daha iyi anlaşılması için bu gün Alevilkle ilişkilendirilmeye çalışılan kavramları başlıklar altında açmaya çalışalım.


ALEVİLİK ve İSLAM


Yukarıda anlatıklarımızdanda anlaşılacağı gibi Alevilik ve İslam arasında hiç bir bağ yoktur. Bu konuda ‘’Sanat ve Hayat’’dergisinin 18.sayısında İsmail Beşikçi ile yapılan bir şöyleşi yayınlandı.Beşikçi ‘’Alevilerin Alevi olduğunu , Müslüman olmadığını gösterecek en iyi yöntem Alevilerin yaşamını gözlemektir. Dikkatli bir gözlem, Alevilerin Müslümanların yaptıkları abdest almak,namaz kılmak,oruç tutmak hacca gitmek,kelim-i şahadet getirmek gibi ritüelleri hiç yapmadıklarını ortaya koyar. Alevilerde saz var, söz var,semah yürümek var’’diyerek herkesin kolaylıkla görebileceği pratik farklılığı ortaya koyar.


Şunu da belirtmek lazım ; genelde Alevilerin özelde ise Kürt Alevilerin günlük yaşamlarında İslami termolojinin yeri yoktur. Örneğin ‘’besmele’’ yoktur.’’ Selamınaleyküm, Aleykümselam’’ gibi sözcüklere rastlanmaz. Bunun yerine doğayla içi içe ve günün vakitlerine dair kavramlar kullanılır ‘’ Çaxave be Xer,Xer Hati’’v.b.


Türk-islam sentezi Alevileri katlederek Aleviliği bitiremiyeceğini anladı. 1990 ların ortalarında  bir kaç Alevi tüccara ‘’Alevi-islam’’  diye uyduruk bir kavram geliştirtti. Böylelikle Aleviliğin içini boşaltacağını ve zehirliyeceğini düşündü. Halk arasında bir söz vardır ‘’ Osmanlıda oyun bitmez’’diye. Ancak Alevilerin tarihsel ve toplumsal bilinci bu misyonerlerin ipini pazara çıkarmış görünüyor.


‘’ İnkara talimi kullukta yarışır
Harami sofrasında lokma kapışır
Hem cahil cühela söze karşır
Yalan makamına pervam yoktur – sevdiğim’’


Daylemide


ALEVİLİK ve KURAN


Alevilik insanı merkezine alan bir inançtır. Bütün dinlere saygıyla yaklaşır. Farklılıkları insanlığın zenginliği olarak görür. Kutsal kitapların Allah tarafından gönderildiğine inmaz. Dolayısı ile Alevilerin hayatında Kuran yoktur. Abdülhamit sünni Kürtlerden Hamidiye Alaylarını kurarak tarihte ilk kez Sünni ve Alevi Kürtlerin arasını açar. Hamidiye Alaylarının saldırısı karşısında Alevi Kürtlerin hoşnutsuzluğundan yararlanan Abdülhamit, İstanbul’da açılacak aşiret mekteplerinde Alevilerin çocuklarını okutup subay yatiştirecek, ancak buna karşı Dersim bölgesinde Kızılbaş Kürtleri ‘’irşad’’ edecek ‘’Hanifi’’din adamları gönderecektir. Mehmet Bayrak, Alevi töre ve törenlerinde Kuran’a yer verilmezken, Abdülhamitin marifetiyle bölgeye girdiğini açıklar. Bazı Türk Alevi köylerine Abdülhamit döneminde camii yaptırıldığı söylenir. Bunlara Sivas’ın ve benzeri Alevilerin yoğun olduğu şehirlerde  rastlamak mümkün. Cami var, imamı var, ama köylülerden kimse gitmemektedir.


 Bu politika bazı bölgelerde Alevilikte kırılmalar yaratsa da, genelinde başarılı olduğu söylenemez. Genelde Aleviler ne dirilerinde ne de ölülerinde kuran okutmazlar. Ağıtları, deyişleri bu konu da yeterince işlev görür.’’ İnsanı hakta, hakkı insanda gören’’ bir felsefe.


‘’Tevra’tı yazabilirim
İnci’li dizebilirim
Kuran’ı sezebilirim
Mademki ben bir insanım.’’


Aşık Daimi


HALİFE ALİ ve ALEVİLİK
Halife Ali ile Alevilik arasında hiç bir bağ yoktur. Halife Ali İslama bağlı şeriatçıdır.İslamı yaymak için seferler düzenliyen bir halifedir.Cemşid Bender yukardaki eserinde Emeviler dönemin de bir ilişki olduğunu belirtir. Emevi hanedanı Halife Ali torunlarından Zeynel Abidin’i esir eder ve çevre halklara zulüm eder. Kürt olan Eba Müslüm önderliğinde halk isyan eder ve Emevi hakimiyeti yıkılır, Zeynel Abidin zindandan çıkarılır. Bunu üzerine Aleviler Ali çocuklarına yapılan zulüm karşısında onların acılarını da sahiplenmiş olur. Bunun dışında hiç bir bağ yoktur. Alevilerin Ali imgesi Halife Ali ‘ye hiç benzemez.


 ‘’İki Ali vardır, sizinki Arap
Gönüllerde düştür, bizim Alimiz
Sizin Ali, devri eyledi harap
Mazluma yoldaştır, bizim Alimiz ‘’


 Ozan Emekçi


ALEVİLİK ve HORASAN


Resmi ideoloji ‘’Horsan’dan gelmekle Alevileri Türk, Alevilik de Türk müslümanlığıdır’’diyor. Bunun bir çarpıtma olduğunu Mehmet Bayrak’ın yukarda adını andığımız eserinde ayrıntıları ile görüyoruz. Bayrak’’Horasan yedi temel Kürt yerleşim birimlerinden biridir’’ diye açıklıyor. Ayrıca bu gününkü Tunceli’yide içine alan Dersim 17.yüzyıla kadar Safevi devletine bağlıdır.Alevi-Kürtlere güvenmediği için 1.Şah Abbas binlerce Dersimli Alevi Kürt aileyi Horasan’a götürüp sınır boylarında iskan ediyor. Hem onları topraklarından sürerek etkisizleştiriyor,hemde sünni Özbek ve sünni Türkmenlerin saldırısı karşısında kuzeydeki sınırlarını koruma altına alıyor. 1639 Kasr-ı Şirin anlaşması ile Dersim Osmanlılara geçiyor. Bu antlaşmadan sonra bir kısım Alevi Kürt Dersim’e geri dönerken, bir kısmı orda kalıyor. Halen Horasan’da bir ile iki milyon Kürt olduğu belirtilmekte.


Yine İsmail Beşikçi yukarda andığımız söyleşisinde, Aleviliğin Oğuzların Orta Asya’dan getirdikleri bir inanç olmadığını Mezopotamya’da, Anadolu‘da karşılaştıkları ve giderek benimsedikleri bir inanç olduğunu söylüyor.  Nedenini ise’’ Altı-kılıçlı göçebe Oğuzların, bu inancı benimsemeleri kolay olmuştur kanısındayım. Çünkü Alevilik ve Aleviler doğayla iç içedir. Aleviliğin insan sevgisine dayanan bir özü vardır. Altı-silahlı göçebe boylarının İslamiyeti benimsemeleri zordur; çünkü Müslümanlığın kuralları ağırdır.Günde beş vakit abdest almak, namaz kılmak göçebelikle bağdaşır bir yaşam tarzı değildir’’ diyor.


‘’Bre Sıvas dağları da Sıvas dağları
Horasan’dan gelir geçer yolları
Kuş dili konuşur mazlumun dilleri
Hızır Paşa gevvatının kanlı elleri
Her seher her seher astırıt beni’’


Hasan Hüseyin


SONUÇ OLARAK;


Alevilik tamamen kendine özgü yerel bir inançtır. İslamla arasında hiç bir bağ yoktur. Alevi Müziği Aleviliğin dünya görüşünü örgütler, deyişler, beyitler ve kılamlar bunun en seçkin ürünleridir. Alevi müziği Aleviliğin doğayla olan ilişkisini örgütler, semahlar bunun en güzel ürünüdür. Alevi müziği eşitlikçi ve özgürlükçüdür, toplumu ileri götürecek düşünceleri destekler. Bu konuda Vedat Günyol ‘’Bu Cennet Bu Cehennem’’ denemelerinde ‘’ Pir Sultan şiiri, Alevi-Sünni çatışması dışında, bu çatışma havasından yüzde yüz soyutlanarak bize 12 Mart zulümünü elle tutulur, gözle görünürcesine sundu bütün çağrışımlarıyla’’ diye önemli bir gerçeğin altını çizer.


‘’Yürü bıre Hızır Paşa
Seninde çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da birgün devrilir’’   
Pirsultan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five − 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.