Çalışma yaşamı gündemde değil

Ve 2014 ün ocak ayı bitiyor. Ne oldu diye sorarasak, klasik bir yanıt, filme de çekilen romanın adı ile söyleyelim. “Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok.”

Basında sadece sınırlı gazetelerin sütunlarında yer bulabiliyor. Televizyonda görmek ise olası değil. Özelleştirme girişimlerine karşı, işyeri ve çevresinden, çoğu zaman sendika yönetimi ve kontrolü çerçevesinde değil, orada yaşanların ve çevrenin, direniş ve protestolarını izliyoruz. İşten çıkarmalar karşısında, özellikle de taşeron işçilerinin eylemleri de, eksilmiyor. Ancak bunların, toplumun genelinin bilgisine yansıması ise adeta olanaksız gibi.

Yılı, yılın son günü belirlenip ilan edilen asgari ücret artışmaları ile kapattık. İlk günlerde üzerinde biraz duruldu, sonra unutulmaya doğru yol alması sağlanıyor. Asgari ücret artışı farkı ile günde, bir tek simit bile alamama gerçeği ise daha yeni asgari ücret uygulaması fiilen başlamadığından, farkındalık tepkileri de yok. Ve alınabilecek tırtıklanan bir tek simit bile, bu gidişle ay sonuna kadar da, beklenti hepten başlamadan bitecek.

Esnek çalışma modelleri ve özel istihdam bürolarının çalışma alanlarının genişletilmesine ilişkin, yasa değişikliği paketi, yoğunlaşan tepkiler nedeniyle, bir süre askıya alındı. Ancak seçimlerin de yaklaşaması nedeniyle bu süreç, askıda kalma dönemini biraz uzatacak gibi görünüyor.

40 yıldır çıkarılamayan kıdem tazminatı fonuna ilişkin düzenlenleme konusunda ne olacağını bilen varsa ortaya çıksın. Beklentiler ve istemler öylesine farklı ve uzlaşmaz çizgide ki, tartışıp, tartışıp bırakıyoruz. İşçi ve işveren kesimi ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı bir yana koyalım. Bu konuda, beklenti ve istekler, Bakanlar Kurulu’n da bile farklı.

Bakanlar Kurulu’n da, bu konu herhalde gündeme bile gtirilmiyor. Değişik bakanların süren tartışma çizgisinden farklı yaklaşımları, konuyu iyice kilitliyor. Sorun sanırım şu noktada kilitlenme noktasına geliyor. Bu fonlar, bankalar ve bireysel emeklilik fonlarına aktarılabilecek mi? Oysa sorun ile ilgili, sosyal tarafların gündeminde bu konu ise hiç yok. Ol nedenle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın açıklamasın da yer aldığı gibi, konu bir başka bahara kaldı. Bu bahar da, seçimlerden sonraki baharlara doğru.

Taşeronluk, on yıllık yasal tanımlaması ile “alt işverenlik” ilişkisi. Artık öysine bir karmaşaya girdi ki. Yasal düzenleme ve yargı kararları, uygulama sorunları, sorunlar her geçen gün daha da artıyor. Yok bir gün bile, kıdem tazminatından sayılacak diye, yeni bir şeymiş gibi sunulan yasal düzenleme düşünceleri de, ortada yok. Ancak en büyük taşeron, her fısatta belirttiğimiz gibi, Devlet. Ve yargı kararları bu uygulamaları geçersiz kılacak şekilde artıyor. Devlet kendi yarattığı soruna, kendisi çözüm bulamıyor. Bu yılın başlarında, hiç değilse bu sorunları arttırmayacak, yargı kararlarına uygun düzenleme yapılabilir görüşü de, artık galiba geçersizleşiyor. O da, koy sepete değil, seçimlerden sonraya.

İşsizlik sürekli artıyor. Yeni genç nüfusun büyük çoğunluğu üretim dışında, istihdam olanağı yok. Güvenlik kuruluşları ve Emniyet de polis istihdamı, en büyük istihdam artışının olduğu birimler. İşten ayrılanların, yeni bir işe girme olasılığı yok gibi. İşten çıkarılanlar için ise, durum daha da ağır. Ve yıllardır, İstihdam artışı stratejileri, projeleri ve sunumlarıyla uğraşıyoruz.

Sosyal Güvenlik Sistemi’ne gelince. Artık işin kontrolü bile elden çıktı galiba. Yine de, yeni yasal değişikliklerin olacağı gündeme getirilmeğe çalışılıyor. Sağlık da yapılanlar. Her geçen gün, yaralananların cebinden, farkında olmadan, yeni ek faturalar tahsil ediliyor. Muayeneden, ilaça kadar. Ve üniversitelerle ilgili tam gün yasası. Yakın bir gelecek de, bu gidişle uzman da yetiştirilmediğinden, daha acı sonuçlara da, hazırlıklı olalım. Bu ayrı bir yazı konusu.

Sendikalar. Ne yapıyor. Bilsem söyleyeceğim. Basından sınırlı bir şekilde izlemeğe çalışıyorum. Bu sıralar kongre telaşı az. Kamu sözleşmeleri görüşmeleri de, daha başlamadı. Üyeliklerin noterden geçmesi masrafı kalkdı. Şimdi “e” devlet şifresi ile sistem yeniden kurulmaya çalışılıyor. Ocak 2014 istatistikleri ile var olan durum, altı aylığına tekrar kesinleştikden sonra, pek şikayet eden de olmayacak. DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık-İş’in istatistiklerle ilgili, yakınma ve yargı kararları da, ne yazık ki, kendileri dışında yankı bulamıyor.

Güya, 12 eylül yaşalarını değiştirdik. Aslında 12 eylül sisteminin oluşturduğu sistemi, biraz revize ederek, daha sağlamlaştırmak istedik. Bu sağlamlaştırma, etkisizliği sürdürme doğrultusunda. Yeni yasa, ne örütlenmeyi arttırdı, ne de var olan örgütlenmeleri etkinleştirdi. Var olan, süren uygulamayla adeta, Hükümet ile iyi geçinenlere, yeni olanaklar sunulmuş gibi oldu. Ama şikayet eden yok. Biz de, sadece tarihe tanıklık etmek için not düşmüş oluyoruz. Bu cephe de, dağınıklık ve ricad sürüyor diyebiliriz.

İş sağlığı ve güvenliği konusu, 2014 başından itabaren uygulama, (ertelemeler dışında) biraz daha genişledi. Sektör de hareketlilik var. Yeni bir sektör doğdu. Sertifika verme eğitimleri, her geçen gün genişliyor ve yaygınlaşıyor. Ama, gazetelerden eksilmeyen haberler ve gündemden düşmeyen konular. İş kazaları ve sonrası kayıplar, ölümler.

Peki gündem de ne var. Neler yok ki. Ayakkabı kutularından, para sayma makinelerine, Suriye’ye giden TIR’lardan, parelellik tartışmalarına. Ancak bunlar, eve ekmek götürmeye katkı sağlamıyor. Suriye de Esad’ı eleştirmekden, kendimize bakamıyoruz. Sayın Başbakanımız, uzak doğudan geldi, ayağının tozuyla Brüksel’e gitti.

Bizde tutturmuşuz, çalışma yaşamının gündemi diye.

Ve de SEÇİMLER yaklaşıyor. Farkındamıyız, şairin dediği gibi, “Ellerimiz…”

_____________________

* Ankara. 21 Ocak 2014. Salı. [email protected]

1558760cookie-checkÇalışma yaşamı gündemde değil

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − ten =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.