ALMANYA’DAN… AB başkentleri memnun

AKEL adayı Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Sorunu’nu “çözümsüzleştirerek tek taraflı çözmek isteyen” Tasos Papadopulos’un partisi DİKO’nun yoğun desteği ile seçimi kazanması AB başkentlerini ürkütmemekte. Hatta DİKO Genel Merkezi’nde seçim sonucunun bir “zafer” olarak kutlanması bile AB başkentlerinin kurmaylarını rahatsız etmemekte. Her ne kadar DİKO iktidarda kaldıysa da sembollerin çok önemli bir rol oynadığı politika kurallarına  göre “dinazör” kaybetti ve “kral öldü yaşasın kral” mantığıyla “eski de olsa yeni bir isim” iktidara geldi.

Romantik solcular sanırım Dimitris Hristofyas’ın zaferini kutlayanlar arasında “orak çekiçli” tişörtler giymiş gençlerin arasında “Ernesto Che Guevara” resimli tişörtleri gördüklerinde heyecanlanmışlardır. İtiraf edeyim iki oğlundan birinin ikinci adı “Che” olan ben de bu sahneleri her seferinde heyecanla izleyenlerdenim. Solcu bir adayın seçim kazanması her zaman güzel bir olaydır eğer kendinizi solcu olarak tanımlıyorsanız.

Ancak yine tüm solcuların kimi zaman “faşist” diye tanımladıkları bir partinin ve liderinin çoşkulu desteğiyle seçilen “solcu” kendisinden beklenen “politikayı nasıl uygulayabilir?” sorusunun cevabını ben de merak etmekteyim. Sol’un kaderidir. İktidara geldiği ülkelerde “milliyetçilerden daha milliyetçi olduğunu” kanıtlama ihtiyacı duyar hep. Çünkü en büyük baskıyı bu konuda alır.

AB başkentlerindeki kurmayların benim dile getirdiğim “romantik sol sorunları” olduğunu sanmıyorum. Onlar reel politika gereği konuya tamamen pragmatik bakmaktalar. Kıbrıs Sorunu ve özellikle Tasos Papadopulos onları bezdirmişti. Eski Alman Şansölyesi Gerhard Schröder bunu açıkca söylemişti. Papadopulos’un “kendilerini kandırmış olduğuna” inanıyor ve bu nedenle hükümet yıllarından bahsederken bu konuyu kızgınlıkla dile getiriyordu. Hatta Kuzey Kıbrıs Ziyareti’nin belki de onun açısından en şahsi ve de  kimbilir belki de ona en keyif veren yanı Papadopulos’u kızdırmaktı. Aynı duygulara sahip olduğundan eminim diyebileceğim Günter Verheugen’de seçim sonuçlarını keyifle izlemiştir.

AB başkentlerinin sosyal demokrat politikacıları kendilerine yakın bir liderin iktidara gelmesinden hoşnutlar. Avrupa Parlamentosu’nda sosyalistler (sosyal demokratlar), radikal solcular, yeşiller ve liberaller Dimitris Hristofyas’ın başkanlığını hem sevindirici hem de rahatlatıcı bir gelişme olarak değerlendirmekteler.

İşte bu koşullarda geçmişte “aynı çatı altında yoldaş oldukları” bilinen AKEL ve CTP’den ancak özellikle CTP’den çok şey beklenmekte Brüksel’de, Berlin’de, Londra’da ya da Stockhlm’de. Hatta Hristofyas’ın “belki de hak etmediği kadar” ona sunulan bir güven avantajı ile Kuzey Kıbrıs açısından zor bir muhatab olma durumu bile söz konusu olacağa benziyor. Bu durum da “Kuzey Kıbrıslı Türkler’in çıkarlarının” savunulmasını zorlaştırabilir. AB başkentlerinin sorunu değil Kıbrıslı Türkler’in kendi açılarından “olmazsa olmaz çizgileri”. İşte bu noktada KKTC tarafı önümüzdeki dönemde çok zorlanacağa benziyor!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four + eight =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.