ALMANYA’DAN… Yeni bir ittifaka ihtiyaç var

Susurluk Çeteleri’nden, Veli Küçük’lerden, devletin içine çöreklenmiş karanlık güçlerden çok çekti bu ülke. Ve işte hiç beklemediği bir anda AKP, karanlık güçlerin hedefi oluverdi. Üzerlerine gelen ve onları son dönemde terleten AKP’yi “laiklik” ve benzeri Türkiye’de kendini solcu diye tanımlayanların da hassas olduğu konuları işleyerek zayıf düşürmeye ya da etkisiz kılmaya çalışıyorlar. Derin devletin bazı kesimleri paniğe kapılmış olsa gerek.

Bugüne kadar “AKP’yi eleştiren” bir kişi olarak tanınan benson günlerde “artık AKP’li diye suçlanır” oldum bazı çevreler tarafından. Nedeni ise “yukarıda yazmış olduğum doğruları dile getirmem”. Türkiye’de AKP’ye karşı muhalefeti beceremeyenler ve AKP’nin şu sıralarda Sosyalist Enternasyonal’e üye olmasının tartışıldığı ortamın sorumluları da “kapatma davalarından medet umuyorlar”. Hatta tüm sosyaldemokrat değerleri unutup gerekirse “demokrasinin ayaklar altına alınmasına da” göz yumarak üstelik. Ancak söz konusu olan sadece Türkiye’nin son yıllarda binbir güçlükle çeki düzen verilen “demokratik yapısı” değil. Aynı zamanda Türkiye’nin geleceği! Bu kapatma davası sevdalıları eğer başarılı olurlarsa Türkiye’nin AB üyeliği de artık “rüya bile olamayacak”. Eğer amaçları bu ise o zaman başka!

Elbette bir çok hatalar yaparak ve onlarca yıldır Türkiye’de sahip olduğunu her şey pahasına kaybetmemeye niyetli “Atatürkçülüğü istismar eden” bir tür oligarşiyi unutarak demokrasi açısından atılması gereken adımları ve de AB tarafından haklı olarak dile getirilen reformları aksatarak aslında bugüne gelinmesinde pay sahibi.

Örneğin Türkiye’nin demokrasi açısından oldukça önemli bir potansiyelini oluşturan Aleviler konusunda gereksiz bir inatla onları karşısına alarak belki de en önemli müttefikini demokrasi kavgasında kaybetti. Demokrasi ve insan hakları söz konusu olduğunda bundan sadece “türbanı” anlamak yanlıştı. Cemevleri, din dersleri ve benzeri haklı taleplere kulak tıkayarak ve “aleviler adına alevileri temsil etmeyenlerle” buluşarak varılacaka bir yer yoktu.

1980 Cunta Anayasası’nın çoktan değiştirilmesi gerekiyordu. Seçim Kanunu ya da Partiler Yasası aynı şekilde! AB bu konuları sürekli hatırlatmaktaydı ve hala da hatırlatıyor.

İşte size Brüksel’de durum. Üstelik bu berbat gidişatı tespit etmek için benim gibi bir Avrupa politikacısı olma avantajı ile bilgi toplamaya da gerek yok. Brüksel’de çok başarılı gazetecilik yapan dostum Vakur Kaya’nın www.abhaber.com sitesini takip etmek yeterli. Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, AB üyesi ülkelerin hükümetleri ve en önemlisi Türkiye’nin AB üyeliği karşıtları sürekli bu gelişmeleri izlemekteler. Fransa’nın dönem başkanlığına ısındığı ve Sarkozy’nin normal koşullarda bile “önemsiz” müzakere başlıkları dışında hiç bir müzakere başlığına izin vermemek üzerine bir “Türkiye karşıtı Strateji” hazırlığı içinde olduğunun kapalı kapılar ardında konuşulduğu bu günlerde artık Türkiye dostları bile sert açıklamalar yapmak zorunda kalıyorlar. Olli Rehn, Anayasa Mahkemesi’nin, AK Parti’nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin iddianameyi kabulünden dolayı kaygı duyduğunu açıkladı.

Gelinen noktada sadece AKP’nin değil Türkiye’nin yeni ve demokratik bir Anayasa’ya ihtiyacı var. Bu yeni Anayasa’nın geniş demokratik yığınların onayını almak zorunda olduğu da bir gerçek.Dilerim AKP bu gerçeğin farkındadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.