Amerikan Cargill firmasına mahkemeden durdurma kararı

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Amerikan Cargill firmasının Bursa Orhangazi’de açmak istediği biyoetanol tesisine ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı veren Bursa Valiliği’nin kararı Mahkeme tarafından durduruldu.

Bursa Barosu, Kimya Mühendisleri ve Ziraat Mühendisleri odalarının Bursa şubeleriyle, Av. Erol Çiçek ve Av. Ali Arabacı tarafından açılan davayı gören Bursa 3.  İdare Mahkemesi, Valiliğin ÇED Gerekli Değildir kararı verdiği İznik Gölü yakınındaki tesisin doğal çevre açısından telafisi olanaksız zararlar yaratabileceğine hükmetti. Mahkemenin oy birliği ile aldığı kararda, dava konusu işlemin hukuksuz olduğu belirtildi.

CARGİLL’E KARŞI 22 YILDIR HUKUK MÜCADELESİ YÜRÜTÜLÜYOR

Bursa 3. İdare Mahkemesi, Amerikan Cargill firmasının Orhangazi’deki fabrikasında biyoetanol üretmek üzere kuracağı ek tesis için ‘ÇED gerekli değildir’ kararı veren Bursa Valiliği işleminin yürütmesini durdurdu. Mahkeme, yürütmeyi durdurma kararına gerekçe olarak, tesisin doğal çevre açısından telafisi olanaksız zararlar yaratabileceğini gösterdi. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının ardından basın toplantısı düzenleyen Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, konuyla ilgili 22 yıllık dava sürecini basın mensuplarıyla paylaştı.

Davacılardan Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Erkan Yaslıoğlu, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Rengin Demiröz ile Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Özdemir, Bursa Barosu önceki başkanlarından ve 20. Dönem Bursa Milletvekili Av. Yahya Şimşek, Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Eralp Atabek ile avukatlar da basın toplantısında hazır bulundu.

‘BU SÜREÇTEKİ HUKUKSUZLUKLARI HATIRLAMAK GEREKİYOR’

Bursa’nın Orhangazi İlçesi sınırlarında kuruluşu 1997 yılına uzanan ve mısırdan nişasta bazlı şeker (NBŞ) üreten Amerikan Cargill fabrikasında yapılmak istenen ek biyoetanol tesisi için Bursa Valiliği’nin ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının yürütmesinin, Bursa 3. İdare Mahkemesi’nce durdurulduğu bilgisini paylaşan Altun, “Bu kararın ne anlama geldiğini anlamak için öncelikle, 22 yıl öncesinden bugüne Bursa Barosu öncülüğünde sivil toplum örgütleri ve çevreci yurttaşlarca verilen mücadeleyi, bu süreçteki hukuki aşamaları, daha doğrusu hukuksuzlukları hatırlamak gerekmektedir” diye konuştu.

‘BAŞBAKANLIK BİNASI CARGİLL’İN OFİSİNE DÖNÜŞTÜ’

1997 yılında Cargill Orhangazi fabrikasının, bütün imar planları, yasa ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde kurulmasına izin veren idare aleyhine açılan yürütmeyi durdurma ve iptal davalarında önceleri hukukun galip gelmiş, hatta bir süreliğine fabrikanın kapatıldığını anımsatan Altun, “60’dan fazla ülkede tesisi bulunan Amerikan şirketinin oluşturduğu lobi, her türlü yolu denemiş, bağımsız karar verebilen yargıyı dolanabilmek, verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını kadük hale getirebilmek için tesisin bulunduğu alanın Gemlik sınırlarına bile aldırmıştır. Bu da engellerin aşılmasına yetmeyince metinde adı tam olarak yazılmasa bile Cargill için hazırlandığı çok belli olan iki yasal düzenleme yapılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde saatlerce Cargill mesaisi yapılmıştır. Hukuksuzlukları meşru kılmak için yapılan toplantılar için Başbakanlık binası adeta Cargill ofisine dönüştürülmüştür” dedi.

‘İPTAL KARARI VEREN HÂKİMLER SÜRGÜN EDİLDİ’

Özetlenen sürecin sadece idari katmanlarda yaşananlar olduğunun altını çizen Bursa Barosu Başkanı Altun, yargı boyutunda yaşananların da bağımsızlık adına utanç verici olduğunu kaydettiği açıklamasında şunları dile getirdi: “İlk aşamada yürütmeyi durdurma ve iptal kararı veren hâkimler sürgün edilmiş, idare mahkemesi kararlarını uygulamayan idareciler hakkında açılan tazminat davalarında bazı hâkimler önce davaları reddetmişler, Yargıtay’ca bozulunca da bozmaya uymuş ama yine reddederek, hukuk literatüründe olmayan tanım ve kavramlar yaratmış, idarecileri koruma yolunu seçmişlerdir. Son aşamada Cargill tesisi, özel yasalar çıkarılarak ‘yasal’ hale getirilmiştir, ancak yasallık hukukilik değildir. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce tespit edilmiştir.”

MAHKEME: ‘İDARİ İŞLEM HUKUKA UYGUN DEĞİL’

Bursa Barosu, Kimya Mühendisleri ve Ziraat Mühendisleri odalarının Bursa şubeleriyle, Av. Erol Çiçek ve Av. Ali Arabacı tarafından açılan davada yürütmeyi durdurma kararı veren Bursa 3. İdare Mahkemesi’nin gerekçesinde ise yapılması planlanan tesisin bulunduğu alanın zeytinlik ve tarım arazilerine yakın olduğuna dikkat çekilerek,“…gelinen süreçte tesise ilişkin 2009 yılında verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararı sonrasında değişik tarihlerde verilen birçok ÇED Yönetmeliği Kapsam Dışı kararları da dikkate alındığında projenin uygulanması ile birlikte önemli çevresel etkilerinin olacağı, projenin uygulanacağı saha, coğrafya ve tesisin geldiği aşama bir bütün olarak değerlendirildiğinde, gerek su kaynakları, canlı ve bitki çeşitliliği ve gerekse de Bursa ilinin ve özellikle de Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescil edilen İznik Gölü’ne yakın olan projenin uygulanacağı sahanın tarımsal potansiyeli ile projenin olası etkileri dikkate alındığında bilirkişi raporunda da vurgulanmış risk ve etkiler sebebiyle ÇED sürecinin işletilmesi ve neticede ortaya çıkan duruma göre iş ve işlemler gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup, belirtilen sebeplerle dava konusu idari işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Önceki haberDefolu kumaştan bir üretim daha: Boris Johnsn
Sonraki haberTOKİ, Salda Gölü’ne Millet Bahçesi yapacak!
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

10 + 19 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.