“Ankara Anlaşması’nda aleyhteki karar uygulanamaz”

Regnum Solicitors’den Erdogan Erdogan ve Birnberg Peirce Solicitors’den Irfan Cangatin’in yaptığı ortak açıklama aynen şöyle:

“15 Eylül 2010 tarihinde Upper Tribünal’da Türkiye vatandaşı OT ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı’nın (Home Office) taraf olduğu bir davaya bakan göçmenlik hukuku hakimi Ockelton, 1973 yılında yürürlükte olan göçmenlik yasaları gereği öğrenci vizesine sahip kişilerin iş adamı vizesi türüne geçiş yapabileceğini belirten bir hükmün olmadığını, bu hakkın turistlere tanındığı şeklinde bir karar vermişti.

Bu karar sonrasında İngiltere’de yaşayan ve özellikle öğrenci durumunda olupda hali hazırda İçişleri Bakanlığı’ndan Ankara Anlaşması altında iş adamı vizesi başvurularına sonuç bekleyen Türkiye vatandaşları arasında bir çeşit panik yaşanmıştı. Hatta Birleşik Krallık’ta sadece turist konumunda bulunan Türkiye vatandaşlarının Ankara Anlaşması’ndan yararlanabileceği yönünde değişik açıklamalar değişik basın organlarında gündeme gelmişti.

Bu konuya biraz açıklık getirebilmek için bir grup avukat ve barrister arkadaş olarak yaptığımız araştırmaların sonucunu sizinle de paylaşmak istiyoruz:

Herkesin az veyahut detaylı olarak bildiği gibi yukarıda bahsi geçen kuralların 21. paragraf başlangıcında UK’ye turist olarak giriş yapmış kişilerin İçişleri Bakanlığı’na bavruda bulunarak iş adamı katogerisine geçiş hakkı öldüğü belirtiliyor.

Bu madde altında şimdiye kadar ülkeye turist olarak giriş yapmış bir çok Türkiye vatandaşı İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunarak iş adamı vizesine geçiş yaptı. Daha da önemlisi ise 1973 yılından bu yana yapılan uygulamalarda İçişleri Bakanlığının uygulaması şu şekilde öldü: 21. paragraftaki turist (visitör) ibaresi sadece turisler ile kısıtlanmadı ve ülke içerisinde yasal olarak bulunan herkesin başvuraları kendi kıstaslarına göre değerlendirilerek sonuca bağlandı.

Ankara Anlaşması’nın en önemli noktalarından biri Türkiye vatandaşlarının 1973 tarihinde uygulanan kurallardan daha kısıtlı bir uygulamaya tabii tutulamamasıdır; dolayısı ile 1973’ten bu yana uygulama UK’de yasal olarak bulunan herkesin Ankara anlaşmasından yararlanabileceği şeklinde olduğu için şimdi bu uygulamayı sadece bir mahkeme kararına dayanarak ve ortada çok önemli bir gerekçe olmaksızın daraltarak veyahut kısıtlayarak sadece turist katogorisine indirgenmesi zaten Ankara Anlaşması’nın kendi içeriğine tamamen aykırı bir durum oluşturmaktadır. Şimdiye kadar yüksek mahkemelerde alınan bir çok kararda da uygulamanın sadece turistler ile sınırlı kalmayıp her dosyanın kendi kıstaslarına göre değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Yine İçişleri Bakanlığı bu nedenden dolayıdırkı kendi web sitesindeki “İmmigration Directorates’ Instructions” altında Ankara Anlaşması’ndan ülke içerisinde yasal olarak bulunan herkesin faydalanabileceğini açıkça belirtmektedir.

Dolayısı ile 15 Eylül 2010’da verilen mahkeme kararı ne derse desin, bunu suanki mevcut durum / kesin doğru olarak kabul etmemek ve mahkeme kararının yanlış olduğunu son 35-40 yıllık uygulamaya ve mevcut yönetmeliklere dayanarak ileri sürmek ve gelebilecek red kararlarına karşı yasal yoldan mücadele etmek gerekiyor.

Biz yukarıda bahsettiğimiz davada karar veren hakimin yanlış karar verdiği kanısındayız, bu durumda başvurular eskiden olduğu gibi devam edecektir / etmelidir. Kaldı ki hakimin kararırın / yorumunun doğru olduğunu kabul etsek dahi Home Office mevcut uygulamayı değiştirdiğini kendi web sayfalarında açıklamadıkça kazanılmış haklar devam etmektedir. Ayrıca, kanunların mevcut uygulamaya ters düştüğü durumlarda mevcut uygulamanın / tüzük ve yönetmeliklerin esas alınacağına dair bir çok yüksek mahkeme kararı /içtihat bulunmaktadır. Örneğin, yukarıdaki kararı veren hakim Ockelton 1 Mart 2006’da baktığı başka bir davada Home Office web sitesinde yer alan “İmmigration Directorate’s Instructions” ların – tüzük ve yönetmeliklerin- var olan yasal durumdan değişik bir şekilde hazırlanmış olmasını eleştirerek görmekte olduğu davanın aslında mevcut yasalara göre red edilmesi gerektiği halde o tarihte Home Office web sitesinde de teyid edilen uygulama göz önüne alındığında, davanın tekrar gözden geçirilmesi ve davalı lehine / Home Office aleyhine sonuçlanması yönünde bir karar vermişti. Durumu Ankara Anlaşması’na uygularsak: Home Office (devlet) bir yandan kendi web sayfasında Türkiye vatandaşlarına “öğrenci, au-pair vb kısaca yasal konumda olan herkes Ankara Anlaşması’ndan yararlanarak kendi işini kurma vizesi alabilir” diye ilan edip, Kendi memurlarına bu tür başvuruların nasıl değerlendirileceğine dair tüzük ve yönetmelikler hazırlarken bir anda bütün bu olanları görmemezlikten gelip, bir hakimin verdiği kararın arkasına sığınarak 40 yıllık uygulamayı ortadan kaldıramaz. Kaldı ki son 2 haftadri Home Office karar verme sürecini askıya aldı, anlaşıldığı kadarıyla onlar da ne yapacaklarına karar vermeye çalışıyorlar.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: 15 Eylül 2010 tarihli mahkeme kararı tek başına mevcut uygulamayı değiştiremez. Home Office web sayfasındaki bilgiler ve Home Office’in kendi memurları için yayınladığı tüzük ve yönetmelikler değişmedikçe uygulama da değişmez. Dolayısıyla bu tür bir değişiklik – yasak – gelene kadar kazanılmış haklar devam etmektedir ve başvuru yapmayı düşünen öğrenci, au-pair vb’lerin bir an önce başvurularını yapması zamanlama açısından çok önem taşımaktadır, bu başvurulara mehkeme kararı nedeni ile Home Office’den ilk başta red gelse dahi redde karşı açılacak davada yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı haklı çıkmak çok daha kolay olacaktır. Yeni bir yasak gelmesi durumunda da yine yukarıdaki açıklamaların ışığında kazanılmış Hakları savunma mücadelesi devam edecektir.”

FOTOĞRAF: Avukat İrfan Çangatin

İLGİLİ ARAŞTIRMA: ANKARA ANLAŞMASI?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.