Ankara’da sağlıkçılardan “Beyaz Miting”: Sağlık hepimizin!

Ankara’da sağlık emek ve meslek örgütlerinin çağrısıyla, ülkenin dört bir yanından sağlık emekçileri ve hekimlerin katılımıyla “Beyaz Miting” düzenlendi.

Sağlık emek ve meslek örgütlerinin çağrısıyla ülkenin dört bir yanından binlerce sağlık emekçisi ve hekim, “Emek bizim, söz bizim; sağlık hepimizin” şiarıyla Anıtpark’ta bir araya geldi.

Mitingde yapılan açıklamada, “Sağlığımızı korumak için, nitelikli, etik değerlerimizle bütünleştirdiğimiz bir hekimliği sürdürebilmek için mücadele ederken, bugün Ankara’da hep birlikte ‘Emek bizim, söz bizim; sağlık hepimizin’ diye bir kez daha seslerimizi, direncimizi birbirine katıyoruz. Taleplerimiz bizim, sizin, hepimizin” denildi.

Mitinge genç sağlıkçıların katılımının yoğun olması dikkat çekti. “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz“, “Sağlık haktır, satılamaz”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları atılan mitinge hekim ve sağlık emekçilerin yanı sıra, HDP ve CHP milletvekilleri ile parti temsilcileri, EMEP, Halkevleri, KESK, DİSK, TMMOB, İHD ve demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

“TALEPLERİMİZ HEPİMİZİN”
Yapılan ortak açıklamada konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Emeğimizi değersizleştirenlere karşı, bizi küçücük poliklinik odalarına sıkıştırıp birbirimizden ayıranlara, performansa mecbur edip yoksullaştıranlara, sağlıkta dönüşümün tahrip ettiği sağlığımızı günah keçisi yapanlara, bitmeyen nöbetlere hapsedip tüketerek kamyon altına sürenlere inat, değerimizin farkındayız. Biz sağlığımızı korumak için, nitelikli, etik değerlerimizle bütünleştirdiğimiz bir hekimliği sürdürebilmek için mücadele ederken, bugün Ankara’da hep birlikte ‘Emek bizim, söz bizim; sağlık hepimizin’ diye bir kez daha seslerimizi, direncimizi birbirine katıyoruz. Taleplerimiz bizim, sizin, hepimizin” dedi.

“BİRLİKTE DEĞİŞTİREBİLMEKTEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE BURADAYIZ”
Toplumda sağlıksızlık üreten ne varsa ona karşı mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Fincancı, “Savaşlara, adaletsizliğe, baskılara, zulme, açlığa, yoksulluğa, bu gezegeni daha fazla kâr uğruna tüketim nesnesi görenlere, yaşamlarımızı tüketenlere, umutlarımızı hapsedenlere karşı; bu çoklu krizler çağında ekolojik krizle pandemilere yol verenlere, kâr uğruna çarkları durdurmayan, on binlerce emekçiyi ölüme terk eden, işçi sınıfı hastalığını yok sayanlara, sağlığımızı sermayeye teslim edenlere, bizi sağlıksızlığa mahkûm etmek isteyenlere karşı yan yanayız. Bizi emeğimize yabancılaştıranlara, parçalayıp bölerek yönetmeye çalışanlara, birbirimize düşmanlaştıranlara, yalnızlaştırıp yarıştıranlara, kölelik koşullarını dayatanlara karşı emeğimizden, birlikte değiştirebilmekten aldığımız güçle buradayız” diye konuştu.

“GİDECEK OLAN BİZLER DEĞİL SİZSİNİZ!”
TTB TÖK ve SES Öğrenci Komisyonundan Esma Eylem Dede ise sağlık öğrencilerinin mücadeleyi fakülte sıralarından örmeyi ve dayanışmayı büyütmeyi hedeflediğini belirtti. Dede, “Bugün burada olma amacımız; nitelikli, toplumsal cinsiyet eşitlikçi, parasız, bilimsel, anadilinde eğitim ve sağlık hakkını savunmaktır. Bize ‘Giderlerse gitsin’ diyenler duysun. Gidecek olanlar bizler değil sizsiniz. Buradaydık, buradayız, gitmiyoruz” dedi.

“SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, VAZGEÇMİYORUZ”
Birlik ve Dayanışma Sendikası Başkanı Can Kirişçi ise “Birinci basamağı neredeyse tek başına sırtlayan aile hekimliği çalışanları bu uygulama başladığından beri pek çok soru, haksızlık ve hukuksuzluk ile karşı karşıya kalmıştır. Başından beri sorunlarımızı dile getiriyor, çözüm istiyoruz. Sahadan uzak ve yapılması mümkün olmayan yeni ve gerçekçi olmayan fikirler yerine sahayı dinleyerek uygulanabilir, bilimsel ve tıbbi gereklere uygun çözümler için mücadele ediyoruz. Ne duyan var ne ‘Bakan’! Çözüm yerine sorunların, angarya ve baskının, tükenmişlik ve şiddetin artmasına neden olan ceza yönetmelikleri, gestapo komisyonları çıkarıyorlar. Hekimlere rücu edilmesin dedik ama çıkardıkları yasa ile değişen bir şey yok, sağlıkta değişen bir şey yok, bizde de değişen bir şey yok, taleplerimiz yerine getirilinceye kadar mücadeleye devam ediyoruz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz.”

“VETERİNERLER TÜM ISRARA RAĞMEN SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI KAPSAMI DIŞINDA BIRAKILDI”
Tarım Orkam Sen adına konuşan Ahmet Keleş de veteriner hekimlerin sorunlarına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Veteriner hekimler ve veteriner sağlık çalışanları görev yaptıkları her alanda sözlü ve fiziki şiddete maruz kalmakta, canından olmaktadır. Tüm ısrarlı taleplerimize rağmen sağlıkta şiddet yasası kapsamı dışında tutulmuşlardır. Yasa dışında tutulmamızı kabul etmiyoruz. Kapsam içine alınmamızı, etkin koruma talebimizi tekrarlıyoruz. Veteriner hekimler, beşeri hekimler ve diğer sağlık sınıfı mesleklerle bir bütündür. İnsan ve hayvan sağlığı bir bütündür; ayrımcılık büyük bir sağlık sorunudur.”

SOSYAL HİZMET UZMANLARI HAKLARINI İSTİYOR
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER) Genel Başkanı Ramazan Yücel ise sosyal hizmet uzmanlarının sağlık hizmetleri sınıfında yer almasına rağmen, çıkarılan yasada sağlık meslek mensubu olarak görülmediğini belirtti.

Yücel, “Bu durum, eşitliğin ve iş barışının bozulmasına, sosyal hizmet uzmanlarının kanuna dayalı olarak çıkarılan özlük hakları ile ilgili düzenlemelerin de dışında kalmasına neden olmaktadır. Bunun en son örneği sosyal hizmet uzmanlarının fiili hizmet zammı ile ilgili düzenlemenin dışında bırakılmasıdır. Pandeminin ağır koşullarında filyasyon ekipleri başta olmak üzere salgınla mücadele ekibinin içinde olan sosyal hizmet uzmanlarının, tababet kanununda sağlık meslek mensubu olarak tanımlanmasını istiyoruz” dedi.

“TOPLUMCU SAĞLIK SİSTEMİ MÜMKÜN”
Tüm Radyoloji Teknisyen ve Teknikerleri Derneğinden Heybet Aslandoğan ise radyoloji teknisyenlerinin ekonomik ve özlük haklarında iyileştirme beklerken Bakanlık tarafından acil servislerde nöbet tutan radyoloji teknisyenlerine geriye yönelik 40-50 bin TL’ye varan borçlar çıkarıldığını belirtti.

Emek ve meslek örgütleriyle araya kalın duvarlar örerek, dağ gibi biriken sorunlara kör ve sağır kalarak sağlığın yönetilemeyeceğini söyleyen Aslandoğan, “Yönetememenizin faturasını pandemi sürecinde 650’si sağlık personeli olmak üzere 250 bini aşkın insanımız canımızla ödedik. Liyakattan uzak bu kötü yönetim bizim kaderimiz değil, bunu haykırmak için burdayız. Tüm sağlık emek ve meslek örgütleri birlik ve dayanışma içerisinde mücadelesini ortaklaştırarak bu kötü gidişe dur demek zorundadır. Liyakat esas alınarak daha nitelikli, ulaşılabilir, toplumcu bir sağlık sistemi mümkündür” dedi.

“SAĞLIK İŞÇİLERİ OLARAK YOK SAYILMAK İSTEMİYORUZ”
Dev Sağlık-İş MYK Üyesi Cumali Bolat da kamu hastanelerindeki sağlık işçilerinin emeğinin karşılığını istediğini söyledi.

Bolat, “Bizler sağlık işçileri olarak yok sayılmak, görmezden gelinmek istemiyoruz. Hastanelerimizin güvenliğinde, laboratuvarlara götürülen kanlarda, sterilize edilen ameliyathanelerde, temizlenen hasta odalarında, hastalarımızın bakımında, acillere hasta taşıyan ambulansların direksiyonlarında, hastanedeki tüm cihazların teknik bakımında, hasta kayıtlarında, çekilen tomografilerde sağlık işçilerinin emeği var. Üniversite hastanelerinde, kamu hastanelerinde, aile sağlığı merkezlerinde ve sosyal hizmet kurumlarında çalışan sağlık işçileri olarak taleplerimizin karşılanması için bir mücadele yürütüyoruz” dedi.

“GREVLERİ VE BAKANLIK ÖNÜNDE ÇADIR KURMA GİBİ EYLEMLERİ OYLAYACAĞIZ”
SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey da şöyle konuştu:

“Sağlığı bir meta, hastaneleri işletme, hastaları müşteri ve sağlık çalışanlarını köle olarak gören sistemin hayata geçirdiği sağlıkta dönüşüm programı ile biz sağlık emekçilerinin emeği ucuzlatılmış, çalışma koşulları kötüleşmiş halkın sağlık hakkı elinden alınmış, gelinen aşamada sağlık sistemi tıkanmış ve işlemez hale gelmiştir.

Siyasal iktidar; sağlık ve sosyal hizmetlerini üreten emekçilerin haklarını görmezden gelmekte, tercihini her zaman olduğu gibi sermayeden yana kullanmaktadır ve bu yüzden tüm toplumsal kesimler gibi bizler de artık geçinemiyoruz.

Bizler umudu başka ülkelerde aramak istemiyoruz. Bize dayatılan bu çalışma koşulları ve sefalet ücretlerinin kader olmadığını, emeğimizin gasbı olduğu bilinciyle bu bozuk düzene karşı başka bir sağlık ve sosyal hizmet sistemini var etmek için birlikte mücadele ediyoruz ve kazanacağımızı da biliyoruz. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak haklarımızın ve bize verilen vaatlerin takipcisiyiz. Haklarımız verilmediği taktirde iş yerlerinde sandıklar kurarak, süreli ve süresiz grevleri, Sağlık Bakanlığı önüne çadır kurma dahil seçenekleri oylayacağız. İş yerlerinde emekçiler neye karar verirse biz örgütler olarak mücadelemize o yönlü devam edeceğiz.”

Açıklamanın ardından Kardeş Türküler sahne aldı. Miting, halaylarla son buldu. Ankara/EVRENSEL-Fotoğraf: Burcu Yıldırım

2610430cookie-checkAnkara’da sağlıkçılardan “Beyaz Miting”: Sağlık hepimizin!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.