Antoinette’den günümüze ‘ekmek isyanları’

Fransa Kraliçesi Marie Antoinette o yıllarda Paris’teki lüks sarayında bir eli yağda bir eli balda yaşıyordu. Halkın içinde bulunduğu durum hakkında en küçük bir fikre sahip değildi. Kraliçe’nin en büyük tutkusu Paris’in en ünlü modacılarına yeni kıyafetler diktirmek ve pahalı mücevherler satın almaktı. Birde dillere destan kumar tutkusu vardı. Ne kadar doğru ne kadar yalan bilinmez ama tarih kitapları Kraliçe’nin yirmi birinci doğum gününde, üç gün üç gece süren bir kumar partisi düzenlediğini bile yazıyor. Oysa o günlerde ülkede ekmek fiyatları bir işçinin günlük kazancının yüzde doksanına denk düşecek oranda artmış ve Paris’teki ekmek kıtlığı doruğa ulaşmıştı.

1789 yılı ekim ayında yoksul kadınlar, seslerini duyurabilmek için Versay Sarayı’nın kapısına dayandı. Söylentilere göre şehrin tüm tahılı Versay Sarayı depolarında saklanıyordu. O sırada  yardımcılarının ”kraliçem halk aç, ekmek bulamıyor. İsyan ediyorlar” sözlerine Kraliçe’nin tarihe geçen cevabı şöyle oldu: “Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler”. İşte bu söz kraliçenin sonu oldu ve boynuna giyotin bıçağı olarak tecelli etti. Kraliçe Fransız Devrimi esnasında “vatan hainliği” suçlamasıyla idama mahküm edildi ve 1793’te idam edildi…

‘Ekmek İsyanları’na yakın tarihimizden verilecek en güzel örneklerden biri de Meksika’da 2006’daki ‘Tortilla isyanı’ olabilir. Orta Amerika’nın yoksul ülkesi Meksika’da 1994’te ABD ile imzalanan NAFTA (Serbest Ticaret Anlaşması) Anlaşması’ndan sonra ülkede enflasyon oranında büyük bir artış oldu. Bu artış halkın temel öğünü olan Tortillanın yapıldığı mısır ununa da yansıdı. Mısır ununun fiyatının 2006 yılında ikiye katlanması üzerine, düşük gelirli 70 bin emekçi Mexico City’nin merkezindeki Zocalo Meydanı’nda toplanarak ülkenin en büyük, ‘Tortilla isyanı’na damgasını vurdu.  Eylemciler bu durumdan Başkan Felipe Calderon’u sorumlu tuttu ve Meksika lideri, tortilla üreticilerini fiyatlarını sabitlemek zorunda kaldı. Bir başka ‘ekmek isyanı’da 2007 yılında İtalya’da  oldu. 13 Eylül günü İtalyan Tüketiciler Derneği liderliğinde Torino’da ülkenin ilk makarna grevi gerçekleşti. Aynı gün İtalya’da makarnaya  yapılan yüzde 20’lik zammı protesto için tüm halk greve gitti ve bir gün boyunca makarna satın almadı.

Geçtiğimiz hafta ise kaosa sürüklenen bir dünyayı anlatan Mad Max filminde olduğu gibi, aç insanların bir dilim ekmek, bir tas pirinç için nasıl isyan ettiklerini hep birlikte izledik .  Önce petrol fiyatları yükselmişti, ardından artan nakliye masrafları. Ve gıdaya yapılan zamlar. Açlık sınırında yaşayan Haiti, Mısır ve Tunus kan gölüne döndü. İsyanlarda Haiti Başbakanı Jacques-Edouard Alexis, Fransa kraliçesi Antoinette’ye göre şanslıydı. 1789’daki ekmek isyanları Kraliçe’nin kellesini götürürken, Haiti Başbakan’ı sadece koltuğundan olmuştu. Haiti’deki isyanlar sırasıyla önce Mısır sonra ise Tunus’a yayıldı. Mısır’ın Mahal el Kübra şehrinde de yükselen gıda fiyatlarını protesto eden işçiler iki gün boyunca polisle çatıştı. İsyanların hızla yayılması üzerine BM, Dünya Bankası ve IMF önlemler alınması için peşpeşe çağrılar yapmak zorunda kaldı. BM, Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşlar yaptıkları açıklamalarda açlık ve yetersiz beslenmenin nedenini daha çok mevcut gıdanın eksikliğine bağladılar ama asıl nedenlerin küreselleşmenin yol açtığı  yoksulluk, gelir dağılımında yatan eşitsizlik, sağlık hizmetleri, eğitim, temiz su ve sıhhi yaşam koşullarına ulaşamama olduğu biliniyor.

Günümüzde dünyada bir yanda 1,5 milyara yakın aşırı kilolu ve dengesiz insan bulunurken, diğer yanda  ise 1 milyara yakın insanın açlık sınırında yaşıyor olması büyük bir paradoks. AB ülkelerinde yetişkin nüfusun neredeyse yarısı aşırı kilo hastalığı olarak bilinen obezite kurbanı. 

Yine dünyada her 4 saniyede 1 insan açlık sebebiyle hayatını kaybederken, 7 milyon 800 bin insan da gıda yetersizliği nedeniyle her yıl göç etmek zorunda kalıyor. Adaletsizlik gelişmiş ülkelerin kendi içlerinde  bile rahatlıkla görülebiliyor.  Örneğin dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan ABD’de gıda güvencesi bulunmayan insan sayısının 12 milyon dolaylarında olduğu söyleniyor.

Ana teması “gıda hakkı” olarak belirlenen 2007 Dünya Gıda Günü’nde açlığa ve yoksulluğa karşı mücadele eden kuruluşların verdiği ortak mesaj ortadaydı: “açlığın nedeni gıda eksikliği değil, yoksulluk ve gıda dağıtımındaki adaletsizlik”

‘Herkesin gıdaya ulaşması temel insan hakkıdır’  sloganıyla kurulan BM Gıda Teşkilatı 1996 yılındaki hedefi 840 milyon olan aç insan sayısını en az yarıya indirmekti.   Yıl 2008. Maalesef bu rakam azalacağına  1 milyara yaklaşmış ve her geçen gün de hızla artıyor durumda. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.