ASU MARALMAN AŞKI

SEDAT YILDIRIM SARICI* – 1980 darbesinden iki yıl önce lise ikinci sınıftayız.. Okulun zıpırlarından Kaya, tayfayı dolduruşa getiriyor. Gelecek hafta Ankara 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu’nda Liselerarası Müzik Yarışması var. Konuk sanatçı Asu Maralman. Mutlaka gitmeliyiz.
Gidip izleyeceğiz ama kimsede beş kuruş para yok. Kaya, anlatıyor da anlatıyor. Spor salonunu çevreleyen demirler iki katlı ev yüksekliğinde ama “hiç dert değil!” Türkiye İşçi Partili ağabeyleri üniversitelerinin basketbol maçlarını izlemek için arka kapı tarafından polislere görünmeden demirlere şöyle tırmanıyorlar, böyle atlıyorlar, filan. Yani iş o kadar zor değil. Korkacak bir şey yok.
Genç yaşta kansere yenik düşen ciğerimiz Kaya’nın dolduruşu tam gaz da dolmuşa verecek para bile yok. Yürüyerek spor salonuna varıyoruz.
Kayalar, bizimle aynı siyasi akımda değiller. Onlar TİP’in gençlik örgütü GENÇ ÖNCÜ’ye kayıtlılar. TİP Genel Başkanı, akademisyen ve sosyolog Behice Boran hanımla görüşmüşlükleri bile var. Cakaları yerinde. Bize “cahil” gözüyle bakıyorlar.
Birbirimizin omuzlarına basarak demirleri aşacağız ama Kaya en kısa boylumuz. En çok o zorlanıyor. Genç Öncüler hakikaten o demirleri bir şekilde tırmanıp salonun bahçesine girdiler. Bize de “hadi lan acele edin” deyip, salona girmekte olan kalabalığa karıştılar.
Ben hafif kiloluyum ya zor da olsa tırmandım. Tepeden aşağıya atlamadım. Demirlerden süzülerek indim. En saf olanımız demirlerin tepesinden Malkoçoğlu gibi aşağıya atlayınca ayağını sakatladı. Yürüyemedi.
Yazarımız Sedat Yıldırımn Sarıcı ve Asu Maralman
Malkoçoğlu’nu yerde bırakmak olmazdı. İki kişi omuzladık ağır ağır salona doğru taşırken kurt köpekli polisler etrafımızı sardılar. Köpekler de köpekmiş hani. Bir bıraksalar Allah muhafaza!
Kortej halinde spor salonunun arka tarafında bir odaya götürüldük. Adlarımız, soyadlarımız tutanağa yazıldı. Derken okulumuzu sordular. Listeye baktılar bizim lise, yarışmacılar arasında yok. “Ne diye geldiniz lan” dedi yaşça kıdemli görünen. Ayağı sakatlananımız abi, biz Asu Maralman’ı dinlemeye geldik” dedi. “Geçin dinleyin lan o zaman. Bizim evde de Asu hanıma aşık çok”.
Geçtik içeri, bulduk bizimkileri. Lisemizin adını inlettik. Öyle coşkuluyuz ki! Koca spor salonunda sahneye en uzak noktadayız ama Asu Maralman mikrofon kablosunun yetebildiği ölçüde bizim yanımıza kadar geldi. Nasıl mutlu olduk.
Hep birlikte “Yollar”ı söylüyoruz. “kimi yorganı sırtında / kimi yüreği ağzında / yollar hasretleri bağlar / yollar gurbetlere uzar / yollar karanlık yollar / aydınlık yollar da var.”
Asu Maralman, bildiğimiz kadarıyla siyasi tavrını hiç belli etmeyen bir sanatçımızdı. Ama güzel şarkıları olan güzel bir kızdı. “Keşke toplumcu olsaydı.” İçimizden öyle geçerdi. Bu güzellikler toplumculara yakışırdı.
Yarışma bitti. Evlerimize döndük. Baktım, Liseler Arası Müzik Yarışması’nı bedava izlemeye kalkışmak kaza, bela demek, başka bir yol bulmalı. Ertesi yıl bizim Mustafa Kemal Lisesi adına yarışmaya biz girmeliydik. O zaman özel kapıdan içeri beleş alırlardı.
Yarışmada “Yemen Türküsü” ve “Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin” adlı eserleri çaldık. Milliyet Gazetesi’nin o dönemki yönetecilerine minnettarız. Memlekete büyük katkıları oldu. O yarışmalar nice ünlü besteci, sözyazarı ve müzisyenin yetişmesinde teşvik edici görev üstlendi.
Liselerarası Müzik Yarışması’ndayız
Derken liseyi bitirdim. Üniversiteye giderken Ankara-Kızılay Meydanı’nı tepeden gören Balin Otel terasında Ercüment Baturalp orkestrasında bas gitar çalıyorum. Onbeş günde bir program değişiyor.
Asu Maralman da solist olarak geldi. Hem nefis bir şan sanatçısı hem de bir kız kardeş gelmiş gibi oldu. Orkestradaki usta ağabeylerimize o kadar içten “abi” deyişi vardı ki ancak hakiki akrabalardan duyabilirsiniz o samimiyeti. Bazı akşamlar bir türkü söylüyor ki sahnede ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.
Üniversite bitiyor, askerlikten kaçmıyor, adeta atlıyorum. Aradan çıkmalı, ekmeğe atılmalıyım. Askerlik sona ererken Bursa’da gitar dersleri de verebileceğim cep kadar prova stüdyosu açıyorum.
Dokuz metrekare stüdyo iki defa sivil polis ekibinin baskınına uğruyor. İki defa da ders verdiğim esnada stüdyodan zorla alınıp karakola ifadeye götürülüyorum. Sebep; yasal kurumlarla ve valilik izni dahilinde de olsa rock festivali düzenlerken kaldırımda festival bilet satmaya çalışmak! “Terörist” suçlamasıyla bir daha yapmamak kaydıyla serbest bırakılıyorum.
Cep prova stüdyosunu kapatıp Londra’ya yerleşiyorum. Aradan yirmi yıl geçiyor Bursa’da düzenlenen Liselerarası Müzik Yarışması’na jüri üyeliği yapmak üzere davet ediliyorum.
Bütün çocuklar çok iyiler. Işıklar Askeri Lisesi’nden iki davulcu çocuk, sadece aynı anda çalmıyor, aynı anda doğaçlama yapıyor. O kadar genç yaşta, öylesine zorlu caz eseri, öylesine uyumlu ve tek bir nota şaşmadan paralel çalıyorlar ki hepimiz şaşıyoruz. O yılın En İyi Davulcu Ödülü onlara gidiyor ve bir bateri takımı kazanıyorlar. Ne kadar sevinmişlerdi.
15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi gerekçe gösterilerek 1844 yılında açılmış 180 yıllık Işıklar Askeri Lisesi kapatılmış. Artık öylesine müzisyenler yetiştiremeyecek. Çok üzücü.
YETİŞME – YETİŞTİRME
Botanik bahçesinde caka satılacak ya da yapay renk enjekteyle “Sevgililer Günü”nde mamüle dönüştürülecek güller yerine, pencere kenarına iliştirilmiş zeytinyağı tenekesinden saksıda çiçek yetiştirenler de var.
Liselerarası müzik yarışmaları veya Işıklar Askeri Lisesi’ndeki müzik eğitmenlerinin gayretleri gibi emsaller, endüstriyle değil en dürüst hislerle iyilikleri, güzellikleri büyütme çabasıdır.
Çocukluğumun Sincan’da geçtiğinden söz etmiştim. Üniversiteden sınıf arkadaşım Aydan Abanoz da orada görev yapmış. Sosyal medya hesabındaki bir paylaşımına rastladım. Yukarıda anlattıklarımı özetler gibiydi:
“Yıl 2004. Ankara/Sincan’da görev yapan öğretmenler olarak tiyatro topluluğu kurduk ve iki oyun sahneledik. Oyunlardan biri Haldun Taner’in “GÖZLERİMİ KAPARIM, VAZİFEMİ YAPARIM” adlı oyun idi. Oyunu Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü öğrencisi Oğuz ÇİÇEK yönetti. Ankara Resim Heykel Müzesi’nde sahneledik. Çok güzel bir oyun ortaya çıktı. Sanırım bu oyun aynı zamanda onun bitirme teziydi. Ne güzel günlerdi. 
O zamanlar MEB bünyesinde Sanat Festivalleri yapılır, İlk, Orta, Lise düzeyinde her okul resim, müzik, tiyatro vb. dallarda etkinliklere katılır, ilçe ve il bazında yarışmalar düzenlenirdi. Okulumuz bünyesinde hazırladığımız her oyun birincilik aldı ve öğrencilerimiz profesyonel sahnelerde oynama fırsatını yakaladılar böylece. Anlatılmaz, yaşanır günlerdi. O günlerde öğretmenler de çeşitli etkinliklerin içerisinde yer aldılar. Biz de tiyatro çıkardık. İyi ki. İyi ki. 
Sonra bütün sihir bozuldu. Bu tür etkinlikler son buldu. Yerine kutlu doğum haftaları falan koyuldu. Ve bu günlere gelindi. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ falan konuşur olduk. Ve gerici bir müfredat. Yazık. Çok yazık. Bu ülke bu kötülükleri haketmiyor.  Ben Lalifer. Çok değerli oyun arkadaşlarıma sevgilerimi gönderiyorum.”
Bu kötülükler fazla sürmez. Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız. Memleket mayasında kardeşlik, neşe ve gülümseme saklı. İlgi, bilgi ve sevgisini paylaşan gönüllülerimizle aydınlığa çıkacağımız günler yakındır.
Aklıma birden Asu Maralman’ın 44 yıl önce yazdığı sözler geldi. “kıvrılsa da tütünümün dumanı / elimdedir şu aklımın dümeni / bak buraya ey zalimin adamı / vardır elbet her şeyin bir zamanı… bağrı yanık dostlara da merhaba / boynu bükük eşlere de merhaba.”
Asu Maralman onca meşguliyetin içinde benim gibi sıradan vatandaşa cevap vermez ama yine de cesaretimi toparlayıp, sosyal medya hesabı üzerinden bir sorayım dedim. Ankara’da beni ağlatan türkünün adını hatırlayamadığımı yazdım.
Anam vay, yarım saat içinde telefonum çaldı. “Ben de on beş yıldır Londra’da yaşıyorum kardeşim” dedi. Ruhi Su’nun El Kapıları albümünü gözden geçirmemi istedi. Sonra Aşık Beyhani’nin “Kirpiklerin ok eyle” türküsünden ilk dörtlüğü söyledi. Açtım telefonun hoparlörünü, eşim heyecandan yerinden fırladı.
“Kirpiklerin ok eyle / vur sineme öldür beni / bıktım dünyanın derdinden / vur sineme öldür beni / yoktur aleme mihnetim / indinde var mı kıymetim / eğer satmaksa niyetin / vur sineme öldür beni”.
Yazıyı Asu ablamın sözüyle bitireyim: “Yaşasın Müzik.”
 
___________________
Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.
2782010cookie-checkASU MARALMAN AŞKI

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.