Atatürk’ün durugörü yeteneği…

“ Suudi kralının dikkatine, Hz. Muhammed’in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam ordumla aşağıya inerim.”

Önceliği o anda vatanı kurtarmak olan idealist bir komutanın, elinde henüz bir ordusu, bir teçhizatı bile olmayan bir keskin bakışın, vatan satıcısı İstanbul hükümetine başkaldırmış bir vatanseverin, dini bir değere böylesine sahip çıkışı ve onca mücadele içinde bu yıkımcı zihniyete ayrı bir cephe açışı, günümüzde gelinen durumla ilgili çok şey anlatıyor.

O gün Atatürk’ün gazabından korkup hiçbir yıkım yapamayan bu zifiri karanlıklar, bugün Kabe’yi bile dev beton yığınlarıyla parselleyip peşkeş çekiyorlar din tacirlerine… Yüzlerce yıl Kabe’yi koruyan Türk garnizonunun kalesi olan Ecyad Kalesi’ni de pervasızca yıkarak, Kabe üzerinde yarattıkları bu Manhattan tarzı kütle tesiri bile, sineğin kanadından oturdukları yerden yağ çıkaran din taciri kafanın, dinin ve Kabe’nin ilkelerini çiğneyiş pespayeliğini sergiliyor.

Peygamberlerin niçin binlerce yıl arayla bu zihniyetin coğrafyasına indirildiğini de açıklıyor, bu duyarsızlık, bu gamsızlık, bu sefillik… Sırf tembelliklerinden, hazır yemeye alışkanlıklarından dolayı, yer altı kaynaklarına bile, tıpkı şu andaki muktedirlerimiz gibi, sahip çıkamayıp, küresel sermayeye kaptıran, satan, peşkeş çeken bu zihniyetten, İslam’a, insanlığa, Dünya’ya ve Evren’e ne hayır gelir…

Her güzelliğin başına musallat olan, dünyanın yüz karası bu zihniyetin, tarih boyunca Atatürk düşüncesinin şahsında, güya dine sahip çıkmak adına Türk milletini arkadan vuran yoz ve satılmış Arap kafasının ve bölücü nifaklarca, planlar dahilinde, kitleler halinde halen ülkemize, şehrimize sızdırılan, evrensel değerler karşıtı bu negativizmin, yarınlarda en önemli sorunumuz olacağını göremeyen kafalar, Atatürk’ün büyüklüğü ve dine sahip çıkışı karşısında eğilmeliler, eğilecekler… Utanıp yerin dibine geçecekler…

Bugünden sahillerimizde, buraların sahipleriymişçesine alacaklı ve baskın edalarda dolaşan bu karaltılar, erkekleri kadınların 2 adım önünde yürüyen bu dominant karakterler, bugün belediye eliyle, kira yardımı, işsizlik sigortası ve bedava sağlık hizmetleri gibi, kendi insanımızın faydalanamadığı nimetlerle beslenerek, mitoz bölünme ile çoğalmaktalar…

Daha bugünden mücahit kılığında pazarımızın üst katını ele geçirdikleri gibi, kendi üretici köylülerimizi bodrum katına attıkları gibi, yarın Atatürk’ün kentinin tamamına da göz dikecekler ve içerden ele geçirmek adına herşeyi yapacaklardır, mevcut kafalarla işbirliği içinde…

2 ay önce yazdığımız gibi, gençleri gettolaşıp çeteler oluşturmaya başlamışlardır bile… Tek hayat görüşleri taasubun ardına saklanmış tahribat olan bu kafalardan yeterince çekti bu ülke… Umarım aklı başında, duyarlı, farkındalıklı bir belediyemiz ve valiliğimiz olur ve tıpkı Atatürk’ün duru görü yeteneği gibi önceden görebilirler bu tehlikeyi…

Aylardır ilk önceliği ve tek konsantrasyonu seçim kazanmak olan aydın zihniyetler, aynı süreçte açacakları diğer kulvarlarla, acilde yatmakta olan bu tür kent sorunlarımıza da şimdiden ses getirecek çapta eğilmeliler…

766890cookie-checkAtatürk’ün durugörü yeteneği…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.