AVUSTURYA’DAN… Sanatçı Mustafa Özarslan

Türküye Aşık, Toprağına Sadık Sanatçı Mustafa Özarslan

Ankara’nın Seyranbağları mahallesınde bir gecekondu bölgesi vardı. Vardı diyorum, çünkü artık gecekondu bölgesi değil. Kat kat apartmanlar dikilmiş ve orada eskiden ikâmet edenlere rastlmak mümkün değil. Buranın adı Zafertepe’dir. Adından da anlaşılacağı gibi gerçek bir tepe. Bir taraftan Cebeci, Türközü, öbür taraftan Ahmetler, diğer taraftan ise Bağcılar ve Küçükesat’ı görür. Burada ikâmet edenler genellikle Çorum, Yozgat ve Sivas’tan gelenlerdi. Genel olarak dar gelirli çevrenin, yani küçük memurların, köyde tarlasını satıp, bir  gecekondu alıp da onunla geçinenlerin yanında, babaları ve eşleri yurtdışında bulunan  kadın ve çocukları ikâmet ederdi. Hemen hemen herkes birbirlerini tanırdı. Küçükler kollanır, karşılıklı yardımlar olağan kabul edilirdi. Üniversite okuyan lise öğrencisine, lisede okuyan ortaokul öğrencisine, ortaokul öğrencisi ise ilk okul talebesine örnek olurdu. Karşılıklı etkileşim çok yoğun yaşanırdı. Ne de olsa birbirlerinin ya köylüsü, ya yakın köylüsü veya akrabasıydı.

İşte bir gecekondu bölgesi olan Zafertepe yaşadığını bildiğim Grup Çığ’ın solisti Mustafa Özarslan Avusturya’ya bir konser için gelmişti, kendisine müzik hayatındaki başlangıcı soruyorum. “Sebahattin ağbi iki üniversite bitirmiş, saz çalıyor ve türkü söylüyordu” diyor Mustafa. Sebahattin? Hangi Sebahattin diye soruyorum. Anlatıyor hangi Sebehattin olduğunu, Bu Sebahattin’nin benim de tanıdığım, biri Ankara Hukuk Fakultesi ve diğeri Ankara Eğitim Fakülteleri olmak üzere iki fakulte mezunu, Zafertepe mahallesinin sevilen bir genciydi. O zamanlar yaşamı, eğitimi ile arkadaşlarına olumlu örnek olmuş bir gençti.

Mustafa Özarslan, Ternizt Alevi Kültür Derneği’nin gecesine katılmak için gelmişti. Kendisiyle gecenin gürültüsü arasında sohbet etmeye çalıştım.

Sebahattin saz çalan, güzel de türkü söyleyen ve ayrıca Mustafa’nın kuzeniydi. 12 Eylül’ün öncesinin ve  sonrasının karanlığında,  Sebahattin bizlere söylemiş olduğu türkülerle yüregimizi sıcak tutar, arkadaşlar olarak birbirimize daha sıkı sarılırdık. „Beyaz gelinliği giydirecegiz, kendi ellerimizle sevgili yurda“ türküsünü ondan başkasından bir dinlemedim, hala Sebahattin’nin sesinin özlemini duyarım.

„Biraraya gelip, birlikte saz çalar,  türkü söylerdik“ diyor Özarslan. “Hatta o zamanlara ait altı yedi tane amatörce yapmış olduğumuz kaset kayıtlarını bulduk” diye devam ediyor. İşte Sebahattin’e duyulan özenti, Mustafa’nın halk müzigi derneklerine gitmesinin yolunu açmış. Hoşbilezik adlı dernekte çalışmalar yapmış. Daha sonra ver elini türkü barları. Kuzen Sebahattin,  Mustafa Özarslan’nın etkilendiği kişi, Hoşbilezik Derneği ve türkü barlar ise yetiştiği mekanlar.

Kökü ise Aşık Veysel, Aşık Ali İzzet, Aşık Veli ve Aşık Devrani gibi ozanların yetişmiş olduğu Emlek yöresi toprakları. İşte bu köklerini hatırlatıyorum ona.  „İnsan kısım kısım, yer damar damar, kaşların lamelif yüz şemsi kamer, güzelim beline olayım kemer, yakışır sevdiğim sar beni beni“ diyen Aşık Hüseyin Gürsoy anıyorum ve onların Özarslan’ın yaşamındaki etkisini soruyorum. “O bölgenin insanıyım” diye söze başlıyor, “oraların havasını teneffüs ettiğimden, sularını içtiğimden ve dahası o bölgenin acılarını tattığımdan, oraların etkisi tartışılmaz. Ayrıca yörenin içli bir ozanı Aşık Hüseyin ile akrabası ve onunla kökeninin aynı köy olmasının da kalıtsal değerleri yadsınmaz hiç” diye sürdürüyor.

Emlek yöresinin bu etkisine olan gönül borcundan olsa gerek, neler yaptığını ve ne tür projeleri olduğunu soruyorum. “Sadece türkü söylemekle kültüre hizmet edilmiyor” diyor ve „Emlek yöresinin ozanlarının çalışmalarını toplayan bir arşiv çalışması“ yaptığını dile getiriyor. Bu arşiv çalışmalarında kimlere yer vereceğini sorduğumda ise çocukluğumda ve gençliğimde bizlere efsaneleştirlerek anlatılan isimlerin adlarını anıyor: “Kültürlerinin derinliklerine inerek, gençlere kendi kültürlerini tanıtmak gerekir. Gençler bundan yararlanmaya hazır. Bunun için yapacağım arşiv çalışması önemli”. Kendime bu çalışmayı elde etmek için sabır diliyorum.

 Konuşmamızın sonunda kısa bir süre dışarı çıkıyoruz, dışarda küçük çocuklardan birisinin top ile oynadığını görüyor. Çocukla samimi bir şekilde yapmacıklığa kaçmadan top oynuyor. O kocaman vücuduna rağmen çevik hareketlerle çocukla top koşturuyor. Topla olan uyumunu hatırlatıyorum, “Zafertepe’de ne futbol oynardık” diye cevap veriyor. Gerçekte Zafertepe’nin tozlu ve kuru sokaklarında güzel futbol oynandığını hatırlarım. Zafertepe mahallesinin çocuklarının gitmiş olduğu, hem Mustafa’nın hem de benim mezun olduğum 50. Yıl Lisesi’nin yıllar önce düzenlenen dünya liseler arası futbol turnuvasında dünya şampiyonluğunu elde etmiş olduğunu burada hatırlatmak isterim.

Türküye duruyor. Birkaç türküden sonra salonun içindeki geliş gidişlerden rahatsızlık duymadan halaydan, semaha, semahtan, uzun havaya, oradan kırık havalara kadar birbirinden güzel türküleri söylerken Mustafa sanki sesi ile oynuyor. Sesi ile oynuyor diyorum, çünkü türkülerin bazı bölümlerinde sesinin gücünü ölçercesine türküler çağırıyo. Bu arada yanımdaki arkadaşımın kulağına eğilip, Mustafa’nın “destek olsaydı opera eğitimi alırdım” sözünü sözünü iletiyorum. Arkadaşım ne demek istediğimi hemen anlamıştı ki, “Pavaroti’ye de benziyor” cevabını veriyor.

Halaya kalkmış birbirinden güzel gençlerin alımlılığından etkilenmeden halayları birbiri arkasına okuyup, gençlerin damarlarına ulaşıyor, onları istediği yüksekliğe çekiyor.  Mustafa Özarslan’nın konser verdiği yerin düğün salonu olmasına rağmen, baştan sona kadar kendisi ile Türkiye’de türkülerle bir daha kolay unutmayacağım bir gezi yapıyorum.

Konser bitiyor, bu sanatçı türkülere vurgun birisidir diyorum kendi kendime. Daha sonra da tohumunun sık atıldığı, aşıklar diyarı Emlek yöresinin bir sanatçısından da bu beklenir, diyerek arabama biniyor,  arabamdaki müzik çalarıma  elimi uzatıyorum, Mustafa’nın söylediği ters bico adlı köyümün halay havası eşliğinde yola koyuluyorum.

 

1597140cookie-checkAVUSTURYA’DAN… Sanatçı Mustafa Özarslan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.