Az şekerli çay..

Karlı kış akşamlarının soğuğunda seni karşılayan sıcak bir antren olmalı… Çay suyunun ısıttığı küçücük mutfağın, buzdolabına iliştirilmiş bir kaç güzel fotoğrafın. Unutmaya kıyamadığın bir aşkı barındıran bakışların… Olmalı… Bir öyküsü olmalı seni denize götüren bu sokakların…


Belki ‘sonra ararım’ diye geçiştirdiğin bir geçmişin izlerini yok ediyorsundur şu an. Belki son bir dalış başlamıştır geçmiş yıllara ve sen durdurmak istedikçe hızla düşüyordur tarih sayfaları. Sağa sola savurduğun bir ilk gençlik albümü durmaktadır duvara dayalı kitap rafında.. Hiç ummadığın kadar hüzün doludur geceler, yalnızlığın kıvrımlarında. Bir devrim yapmanın zamanıdır belki şimdi ruhunda. Belki aniden farkediverirsin sevme anının bıraktığı izleri bir sabah aynaya baktığında… Neyi isteyip neyi istemediğinin işaretleri birikmiştir çizgi çizgi alnında…    İçeriden bir ses ‘kaç şeker’ der.  Bilmez ki çayı nasıl içersin. ‘mümkünse açık dersin, bir de mavi kulplu bardakta… bir de… bir de O getirsin çayı, sen getirme…‘ diyemezsin.  az şekerli dersin, az şekerli…


Duyguların telafisi olmaz. Onun için çok gitme… Gideceksen de kaybolmadan dön yine. Çürümeden tohum toprakta, kavrulmadan çiçek Ağustos sıcağında, savurmadan dalga devirmeden küçük tekneyi, havalar soğumadan, kan ter içinde de kalmadan… Karpuz kabuğu düşmeden denize ve kovulmadan dokuz köyün dokuzundan, sövmeden önündeki arabaya, sövmeden kadere, esnemeden az şekerli açık çayın dumanında, uyanarak güne- şimdiye –geleceğe… çok geç olmadan… dön…  Ve bekliyorken O biri, bir bahar akşamı büyük pencerede.. Ve karışmamışken kokusu başka bir tene… Ve buyur etmek isterken hala az şekerli çayı özlediğine… Ve koyamazken kimseyi yerine… Sakın gitme, sakın gitme…   


sibelbengu@yahoo.com


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’ 
-Pardon tanışıyor muyuz? 
-İstanbul 
-Kıymık… 
-Siz mağrur musunuz? 
-Ne kadar önemsiyoruz yarınlarımızı? 
-Küçük şeyler… 
-Yürek mahrem bir bölgedir 
-Kiler… 
-Keşke 
-Anne karabiyesi… 
-Tren garları… 
-Yangın yeridir yürek, külleri kelimeler…
-Bir gün… gemiler… geçer… 
-Önsöz 
-O fotoğraf… 
-Durup dururken… 
-İçiyorsam sebebi var…
-Susmak üzerine… 
-Zor…anlatması zor… 
– Ciddi insan… 
-Kalbim Anadolu…
-Aşk niye biter? 
-Oğlum şiir oku…çünkü…
-Ne olmazsa olmasın, içinde sen varsın 
-Ölüm diye bir şey var… 
-Kırmızı başlıklı kızın neyi var?.. 
-Bebek’te gitmek zamanı…
-Kadın…nedir senin aşktan anladığın? 
-Altı üstü bir küre… 
-Aşk seni sordular…
-Atlıkarınca… 
-Dün haberini aldım…
-AY bilmecesi… 
-Karanlıktan korktuğumu nereden bildiniz? 
-Yüreğimin tozunu aldım… 
-Ne zaman yağmur düşse bu şehre… 
-Onlarca onlar…
-Kimsin sen?
-Bir sevgililer günü klasiği…_
-Nakış… 
-Rüya 
-Bilmen gerek… 
-Olgunluk… 
-İlk şiir 
-Kadınlar ne ister? 
-Meraklanınca 
-Sekiz onbeş vapuru 
-Olmayınca bir adamın gözleri 
-Biz İstanbulu sevdik 
-Tatiiil…. gel artık ben delirmeden…
-Ey kalbim…
-Sana yazdığım son şiirin içindesin şimdi…
-Tamiri zor oyuncaklar
-Hayat bir köprüdür oğlum… 
-Kim 
-Kol düğmesi 
-Nasıl anlatsam… 
-Gökte yakut, yerde zift karası… 
-Hadisene 
-Gökte yakut, yerde zift karas -3- (adam) 
-Gökte yakut, yerde zift karası -5 (kör olursun) 
-Gökte yakut,yerde zift karası – 6 (Gardiyan) 
-Gökte yakut, yerde zift karası – 8 (ilaç)
-The Fountain…
-En uzun cümlelerim 
-Öyküler
-Birvarmış, bir yokmuş…
-Buluşma 
-En kısa cümlelerim…
-Eyvallah           
-Of the record
-Yaşarız yaşanacak ne varsa bahtımızda…
-Çok insani bir takıntı 
-İki kaşın arasından geçiyordu 
-Adı yok 
-Murtaza, Cavidan ve sardunyalar…. 
-Bir hancı bir de yolcu… 
-Sayın İstanbul
-Bir şarkının çağrıştırdıkları…
-Yağmur ikindisi
-Bir ağustos bakıyorsun ki… 
-Hayat durduk yere bitmez gülüm
-Özgürlük mü yoksa bir kafes mi?
-İstanbul da bir sabah…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.