Barış ve öğretmen

Bulunduğumuz yerden ; sessiz bir çığlıkla akan Thames nehrinin sularında yakamozların saklambaç oynaması görülüyor. Karaklıkla aydınlığın, umutla umutsuzluğun, iyimserlikle hayal edememenin dayanılmaz karşıtlığı; bir yarısında sevinç yumağı oluştururken, bir diğer yarısında acının sivri iğnelerini batırmakta yüreğime.

İçinden nehir akan şehirlerin dünyanın en güzel yerleşkeleri olduğunu düşünmüşümdür . Doğdukları uzak diyarlardan; senin yaşadığın şehre gelene kadar geçtiği coğrafyalardan farklı renkleri, öteki dünyaları devşirerek sana, senin şehrine akan nehirler, dünyanın her yerinde yaşamın , çırpınarak akan sularla nasılda birbirine bağlı olduğunu en kestirmesinden öğretir bize.

Ey dünyanın en uzak yerinde ey dünyanın en yakın yerinde yaşayan insanlık; istesek de ,istemesek de kaçınılmaz bir gerçek; sularımız iç içe geçiyor.

Thames’ in sularından sevgilisine , sılasına kavuşmak özlemiyle çırpınarak denize akan delişmen dalgalar, kim bilir hangi anakaraların sakin sahillerinde özlediklerine kavuşmanın sessiz zılgıtını mırıldanacak?

Delişmen dalgalar Dicle’nin kıyısına ne zaman varır , kanayan yaraları nasıl dağlar , Ege’ nin tuzlu , Karadeniz’in hırçın koyları Thames’ın sularına aralık ayının ılık akşamında bıraktığımız özlem dizelerini ne zaman işitir bilemem.

Ama bildiğim, duyduğum; kulaklarıma şu an çok uzaklardan gelen ve kanımı donduran ‘yaşa’ helezonları.

Aralık ayına göre hava ılık ama benim ellerim donuyor, ayak parmaklarımı hissetmiyorum. Yüreğim kaskatı.. çok uzaklarda ama çok uzaklarda alkışlamaktan kızarmış ellerin, hoyratlığını hissediyorum.

İngiliz parlementasında Suriye’de ki ISID in bombalanmasına İngiliz hava kuvvetlerinin de katılması yaşa tasarısı görüşülürken(1) biz NUT( ulusal öğretmenler sendikası) üyesi öğretmenlerin , savaşa , her türlü şiddete hayır ISID’ in bombalanması adı altında Suriye’ nin bombalanmasına hayır diyen biz öğretmenlerle , sarayında ağırladığı, öğretmenlere ‘şu an bir Rus uçağını düşürdük’ açıklamasında öğretmenlerin alkış tufanı ne yaman bir çelişki değil mi?

Biliyorum, inanın biliyorum, yaşa var ol diye kendini paralayan öğretmenler benim öğretmenlerim benim meslektaşlarım değil ama yine de kendi kendime sormaktan da yapamıyorum. Öğretmen değil mi onlar?

Thames’ ın kıyısında barış her şeye rağmen barış diyen , bu istemini dalgalar aracılığıyla dünyanın dört bir yanına ulaşmasını işteyen biz eğitim emekçilerinin dileği sadece ama sadece barış.Ne taktiksel ne dönemsel sadece barış.

Türkiye’de çoğunlukla barıştan yana olmuş eğitim emekçilerine haksızlık yapmamalıyım Yazımı, barış dileğimi; çalıştığı köy okulunu onarırken ördüğü duvarın altında kalıp ölen köy öğretmeni Şefik Sınığ’ a adanmış Ceyhun Atuf KANSU nun şiiriyle bitireyim.

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün
çiçeklerini buraya getirin!”
Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın son sözleri.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin…ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Ceyhun Atuf KANSU

______________

(1)İngiliz parlemontosunda 3 aralıkta yapılan oylama da İşçi partisi başkanı J. Corby’ nin bağlayıcı parti kararı vermeyip milletvekillerinin kendi vijdanlarına danışıp oy vermelerini istiyorum demesi sonucunda İşçi partili 66 milletvekillerinin desteği ile Parlementodan geçti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

10 − three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.