‘belki’lerde kuş kadar anlamlar…

Bir çiçeğin kaderi olabilirsin…

Bir kedinin kaderi olabilirsin…

Bir masanın da…

Bir tek insan sığınağı mıdır kader?

Bilmediklerin için ‘yok’ diyemezsin, ama ‘belki’ diyebilirsin…

Belki bir kuş birazdan pencerenden sızacak…

O ‘belki kuşları’na bir bakalım…

 

Belki …

Bir sır kutusudur kalp dediğin,

gözyaşları buradan gelir…

Bu yüzdendir bir başkasının gözyaşına dokunamayışın…

Kim bu kadar derinden gelen suyu silmeye cesaret ederse;

ona kayıverir gönül,

ona bulaşır ter…

Kimse dokunmazsa ben buna ‘yalnızlık’ derim.

 

Belki…

‘Sen bilirsin’ seçeneği saçmadır kalabalıklara,

ihtiraslı heveslerle süslü boya kitabı değil ki hayat…

‘şimdi’ ‘şu an’ ‘şurada’ ‘şu’ demelisin koordinatlarıyla.

Bir aydın duruş olmalı bu yol göstericiliğin altında.

Kimileri beğenmezse beğenmesin ben buna ‘medeniyet’ derim.

 

Belki…

bir kadını anlayabilmek için,

büyük kaybedişlerden geçilmelidir …

Belki; sana sunulan mahremiyetin ne büyük bir hediye olduğunu anlamakta gecikmişsindir.

Belki; bir zaman hatası demek kolayına gitmiştir…

Büyük bir adanmışlık yaşadıysan, bir daha asla yetinmeyi bilmezsin…

Ben buna bir kadından

‘yeniden doğmak’ derim.

 

Belki…

Belki mutluluk hiç gitmeyi göze alamadığın bir yerdir,

hiç sığınmadığın bir köşedir…

Belki zirve denilen yer, kalbini attıran küçücük bir neşededir.

Yüzündeki her çizgi, başını şefkatle okşayan parmakların sihridir.

Ellerinin haritasına başka harita karışmamışsa,

ben buna ‘kaybolmuşluk’ derim..

 

Belki asıl yorgunluğun; yaptıklarına değil,

yapamadıklarına duyduğun öfkedir.

İtirafların gönderilmemiş bir mektubun içine mühürlenmiştir.

Hiç okumadığın bir kitabın kahramanı sensindir belki, kendinden habersiz…

Belki huysuzluğun tek bir kişinin eksikliğidir…

Ben buna ‘korkaklık’ derim…

 

Belki banyondaki o ayna senin diğer yarındır,

hiç konuştunuz mu onunla?

‘nasılsın’ dedin mi sabahları, ‘bugün nasıl uyandın bakalım’ dedin mi?

‘gerçekten istediğim ne’ dedin mi?

Yüzleştin mi huylarınla?

Kendine tahammülü olmayan her insan öfkelidir biraz karşısına…

Ben buna ‘büyük buluşma’ derim.

 

Belki şu sabah kahvesi,

hatırı olsun diyedir yaşanacak kırk yılın.

Belki şu şarkı, bir dert kıymığıdır geçmiş günlerin,

tatlı yorgunluğudur iç geçirmelerin…

iki göz yaşıdır, iki gülümsemedir…

dinlemektir, sarılmak, susmak, şımarmak, sevinmektir …

korkmaktır kaybetmekten, üzülmektir üzüldüğünde..

‘çayın suyunu koy’ demektir hani yanı başındakine…

Ben buna ‘hayat arkadaşlığı’ derim…

 

Kim kimin kaderine koşuyorsa,

artık kedi midir kuş mudur masa mıdır çiçek midir nedir..

Şuracıkta biraz sabır kokluyoruz işte insanca,

birbirimizi anlayabilmek adına.

Ben buna ‘bir ömür‘ derim…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.