Bir kent nasıl öldürülür, göz göre göre?

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Antalya’nın erken Cumhuriyet dönemiyle özdeşleşen simge mekânlarından biri olan Karaalioğlu Parkı son yıllarda Ramazan etkinliklerine de sahne oluyor.

Anıtsal heykelleri, çay bahçeleri, yürüyüş alanları ve Beydağlarına bakan iki büyük seyir alanı ile Karaalioğlu Parkı kentin belleğinde yer edinen mekânların başında geliyor.

Büyükşehir Belediyesi’nin organize etkinliklerinde her akşam bir hemşeri gecesi yapılıyor. Erzurumlular, Kırşehirliler, Burdurlular, Ispartalılar, Şanlıurfalılar derken; aldığı yoğun göçle küçük bir Türkiye modeli olan Antalya’daki hemşeri derneklerinin resmigeçidine sahne oluyor. Konserler, tasavvuf gösterileri, çiğ köfte şovları ve gölge oyununa şarkılı türkülü eğlenceler eşlik ediyor…

Kuşkusuz Ramazan bir sükûnet ayı, insan tekinin kendine çekilip yaşamın debdebesinden ve hırslarından arınmaya çalıştığı bir “oruç” sürecinin adı. Ancak son yıllarda özellikle iktidar belediyelerinin öncülüğünde başlatılan ve giderek paçozlaşmaya doğru ilerleyen Ramazan etkinliklerinin adı “şenlik” olurken yaşanan yozlaşma mütedeyyin insanları da oldukça rahatsız ediyor.

Her şeye karşın “insanlar mutsuz, birazcık eğlenmelerinde ne var ki?” denilebilir. Bu da bir bakış açısı ve hiçbir itirazımız yok. Ancak bütün bunlar yapılırken kentin ortak değeri olan bir alanı tahrip etmek, zemini kazmak, anıtsal heykellerin kaidelerini malzeme deposuna, baharın tüm coşkusunun yaşandığı doğal alanları çöp yığınına dönüştürmek ve bütün çirkinliğiyle parkın dokusunu gölgeleyen demir-plastik yığınının ortalığa saçılması ancak şuursuzlukla açıklanabilir.

“Bu kent öldürüldü diyorlar
Bahar gelmez artık buraya
Bir kent nasıl öldürülür göz göre göre
Ben inanmıyorum kim ne derse desin”

Usta şair Ahmet Telli’nin bu dizelerinde de dile getirdiği gibi bir kentin göz göre göre öldürülmesine insanın inanası gelmiyor. Kenti yönetenlerin geceleri Ramazan eğlencelerinde ağırladığı hemşeri dernekleri kadar gündüzleri bir “dünya kenti” olmakla övünülen Antalya’yı ziyaret eden dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerinin göz zevkini ve estetik kaygılarını düşünmek gibi de bir sorumluluklar var. Her şeyden önce Karaalioğlu Parkı’nda nefes almaya gelen, Beydağlarını, falezleri izleyip menengiç ağacıyla dertleşmeye, Haşim İşcan anısına Kuzgun Acar tarafından yapılan el heykeliyle, Nazım Hikmet anıtıyla, Don Kişot, işçi ve çocuk heykelleriyle anı biriktirmeye hakkı olan kentin yurttaşlarını da düşünmek gibi bir görevleri var.

Her yeşil alana dikilen ve Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in adının yapılan uyarıdan çok daha büyük yazıldığı uyarı levhalarının sağa sola saçılmış olması kurumsal kimliğe verilen önemin ne olduğu hakkında bir fikir veriyor. Ramazan henüz bitmeden umarız Antalya Büyükşehir Belediyesi yetkilileri bu çarpıklığa bir son verir. Başkanın adının bile yerlerde sürüklendiği bir sorumsuzluğu bu kent hak etmiyor. Antalya’nın ve kent halkının değerlerinin liyakat ve nezaketle korunduğu bir kamusal alanda soluklanmak kentin en doğal hakkıdır…

2600320cookie-checkBir kent nasıl öldürülür, göz göre göre?
Önceki haberTürkiye’nin dörtte üçü “yolsuzluk arttı” diyor
Sonraki haberDers almıyoruz!
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.