BU GÖL İZNİK GÖLÜDÜR: İZNİK GÖLÜ’NÜN HAZİNELERİ

RECEP MEŞE – Göl ve çevresinin “farazi” hazineleri definecilerin hayallerini süslerken, göl insanlarının da hep çenesini yorar bu bölgede. Doğu Roma İmparatorluğunun, Bizans’ın Hatta Kurtuluş Savaşında bölgeyi terk eden Ermenilerin sakladıkları altınların peşindedir defineciler. Haritalar, krokiler, işaretler efsaneler elden ele, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa dolaşır.

Eşkiya Belgelerindeki bir “Hazine bilgisini” aynen alıntılıyorum:

“İznik Bölgesi’nin doğusunda bir saltanat koltuğu; oturduğun zaman sağına gelen yöne 15 adım gidip 2 adet put göreceğiz; altında 7 put vardır; üçgen yapar. Bu putlardan 100 adım batıya yığma tepe vardır; etrafı taşla çevrilidir; yığmanın doğu tarafından 7 mt kazarsan karşına çıkan kayanın üzerinde 5 okkalık kantar resmi mevcuttur. Bu kantarlı taşı çıkarıp 1,5 odalı mağaranın kapısını açarız; sağdan 1. odaya girdiğimiz zaman iki adet som altından heykel bulacağız; yarım odada çok kıymetli eşyalar bulacağız. 2. odada ise çok değerli oski göreceğiz. Buradan ileriye devam edeceğiz. Su gelen mağaraya tünelden yürüyeceğiz. Tünelin üzerinde su sesi duyacağız. Burada Bizans ve İznik krallığından kalma en büyük hazineyi buluruz. Sağ odada çubuk altın yığını, sol oda kesilmiş darphane halindedir, külçedir ve kutu içerisinde topludur. Buradan 2 merdiven ineceğiz darphane makineleri buradadır.”

Belgelere yansımayan, göl insanlarının konuştukları onlarca efsaneler de var şüphesiz: Üç at arabası dolusu Bizans hazinesini taşıyan kafileyi eşkıyalar kovalarlar. Kafile önceden tedbir amaçlı hazırlanmış bir mağaranın düzayak girişinden içeri girip mağaranın ağzını kaldıraçlı bir sistemle, büyük bir taşla kapatır. Lakin muhafızlar orada kalıp ölürler. Defineciler harıl harıl bu mağarayı arıyorlar yüzlerce yıldır.

Bazı defineciler ise büyük hazineler için yer altındaki altını gösteren çok pahalı makinalara ihtiyaç olduğunu, bunlardan koca Türkiye de üç zenginde olduğu, bunların birinin de Vehbi Koç‘ta olduğu yönündeki şehir efsanesini anlatırlardı ki, bu kesim defineciler daha küçük mesela Ermenilerden kalma gömülerin peşinde olmuşlardır. Söylencelere göre, Ermeniler köylerde duramayacaklarını anlayıp altınlarını mağara ağızlarındaki oyuklara horasan harcı ile kapatmışlar, tarlalarındaki kaya diplerine gömmüşler, ya da evlerinin duvarlarına saklamışlardır. Nitekim Ermenilerden kalan evini yıkıp yenisini yapacak olan bir köylü, ocağın yan duvarında saklı altınları bulduğu tevatür edilir hep.

Gölün içinde teknelerle altın taşınırken ağırlıktan bazı teknelerin battığı, gölün dibinde küplerle altın olduğuna dair söylentiler de vardır. Buna istinaden İsraillilerin, Türklerden gölü istedikleri “altı bizim, üstü sizin” dedikleri söylenir. Nitekim göl dibinde amforalar bulunmuş ancak onlarla zeytinyağı ve ya şarap taşındığı düşünülmüştür.

Definecilik, çalışmadan, üretmeden ya da bir anda zengin olma içgüdüsünün tetiklediği bir hastalık. Nice ocaklar sönmüş. Tarihi bir bölge olduğu için yer altından tarihi eserler fışkırmaktadır tabiatıyla. Bazen define bulunduğu da kayıtlara geçmiştir. Köylerde durup dururken zengin olanlar çıktığında “define buldu” diye yorumlanır. Bu arada, tarihi alanlar, bağ bahçe delik deşik edilmekte, tarihi eser ve mezarlar zarar görmektedir aynı zamanda.

İznik gölünün hazinesi, ne altında ne içindedir. Gölün etrafındaki flora, habitatı ve ikliminin yarattığı koşulların oluşturduğu bu hazine, dünyanın en kaliteli zeytinleridir.

Göl hikâyeleri-2021-Recep Meşe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nine − 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.