BU GÖL İZNİK GÖLÜDÜR: ZEYTİNİN YARATTIĞI KÜLTÜR

RECEP MEŞE – Öncelikle bir anımla başlamak isterim bu yazıya

    İznik Gölünün köylerinde, az çok ekseriyetin zeytinlikleri vardır. Sadece, bu köyün üst yamacında, yukarı dağ köylerinden köye sonradan inme beş-on hanenin zeytin ağacı yoktu eskiden.

    Buraların köylerinde gelenektir. Hasat bittikten sonra “başak” serbest bırakılır. Herkes zeytin toplamayı bitirdiğinde, ağaçların üstünde ve altında illa zeytinler kalır, çocuklara şenlik doğar. Ovayı dolaşıp kalan zeytinleri toplarlar, bakkallara satarak kendilerine harçlık çıkarırlar. Zeytin ağacı olmayan hanelerin de umududur başak. Bu hanelerin insanları da bahçeleri gezerek kalan zeytin tanelerini arar, bulur toplarlar. Bu adetle mübareğin tek bir tanesi bile ziyan olmaz.

    Baba gece kahveden eve gelince:

    “Karı, tellal bağırdı(ilân edildi), yarın başak serbestmiş.” dedi.

    Ertesi sabah anne, erkenden yedi yaşındaki çocuğunun eline orta boy bir sepet tutuşturup başağa gönderdi. Çocuk zeytinliklere dalarak yerlerden, topraktan, otların aralarından bulduğu zeytinleri tane tane toplayarak sepete koydu. Topladığı zeytinler gittikçe çoğalıyordu. Çocuğun aklında iki-üç gün önce Esat’ın dükkânında gördüğü cakalı, fiyakalı oyuncak tabanca vardı. Zeytinleri satıp o tabancayı satın alacaktı.

    Öğleden sonra olduğunda sepet dolmaya yakındı. Sepet ağırlaşınca, toplamayı bırakıp eve döndü. Sepetteki zeytini gören anası çok sevindi.

    “Aman ne çok toplamışsın çocuğum.” dedi. Gözleri yaşardı.

    Tuzlayıp sele zeytini yapacak, sofraya, ekmeklerine katık diye koyacaktı.

    Çocuk anasının o halini görünce tabancayı almaktan vazgeçti. O bir işe yaramıştı ve bu çok daha anlamlıydı.

    “Ana yarın gene gidicem, daha çok toplıycam.” dedi çocuk.

    Zeytin kıymetlidir, velinimettir buralarda. Geçim kaynağıdır. Ev, düğün, esvap, çeyizdir. Katıktır aynı zamanda. O yüzden mahsul bol da olsa katık edilir, ısırılarak iki yudumda yenilir.

    Bakmayın zeytinin size pahalıya ulaştığına. Bakım, sulama gübre, ilaçlama derken maliyetler kazanmayı zorlaştırır. Bir de peryodisite denilen bir durum vardır ki ağaç bir yıl bol ürün verirken bir yıl verim düşük olur. Üreten, emek harcayan pek te öyle fazla kazanmaz kısacası. Gerisini siz anlayın.

    Soframızda yediğimiz yağını kullandığımız zeytinin hikâyesi uzundur. Meşakkatlidir. Uzun yıllarda büyür, yetişir ve meyve verir zeytin ağacı. İlgi, bakım, emek gerektirir. Dibini süreceksin, toprağına tırmık atacaksın, sulayacaksın, her sene budayacaksın, gübre atmazsan olmaz, bir kaç kez ilaçlamazsan haşereden mahsul alamazsın. Eskiden az bir ilaçlama yeterli olurken ne hikmetse birçok hastalık türeyip musallat olduğundan şimdilerde defalarca ilaçlama yapılması gerekli hale gelmiştir.

    Bu günlerde yılın hasadı başladı. Salamura zeytinler depolara kuruluyor, sele zeytini tuza bastırılıyor, yağlar sıkılıyor.

    Zeytin ağacı ölümsüzlüğün ağacıdır.

    40 Bin yıllık tarihe ve 2 bin yıla yakın ömre sahiptir. Santorini adasında (Yunanistan) yapılan arkeolojik araştırmalarda 40 bin yıllık zeytin yaprağı fosiline rastlanmıştır.

    Bu kadar görmüş geçirmiş, uygarlıklar var etmiş, dünya barışının simgesi olmuş, insanda adeta saygı uyandıran bir efsanedir zeytin ağacı.

    Homeros “İlyada” epik şiirinde (destanında) zeytin ağacına değinirken en iyi şöyle anlatmıştır:

    “Ben herkese aitim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım.”

    Bolluğun, adaletin, sağlığın, şifanın, barışın, aklın, bilgeliğin, ölümsüzlüğün, yeniden doğuşun anlamını ifade eder zeytin ağacı.

    Tarihin, mitlerin, dinlerin kökeninde adı geçer.

    Bir Akdeniz iklimi bitkisi olan zeytin, eski adı antik yunanda Askania olan bölgemiz İznik Gölü çevresinde en uygun koşullarda yetişir. Göl ve çevresindeki dağlarla özel bir klimatik sistem oluşurken en uygun nem oranı ve hava akıntısı sunarak ülkenin en iyi zeytinini yetişmesine ortam hazırlar bölge.

    Pazarda, markette Gemlik zeytini olarak ün yapsa da en kaliteli zeytinin yetiştiği yer İznik Gölü havzasıdır. Gemlik isminin öne çıkması tüccarların ve toptancıların Gemlik’te yoğunlaşmış olmalarındandır.

    Son yıllarda bu tüccarların önemi azalmış yerel kooperatifler ön plana çıkmıştır. Köylerin kendi kooperatiflerinin kurulmasının yanı sıra bölgedeki en büyük ve etkin kooperatif Marmara Birliktir.

    Zeytin, bölge insanının kültürünü etkilemiş yaşamını ona göre şekillendirmiştir.

    Bölgenin köyleri, iklim şartları değişmeden önce, zeytin ağaçlarına ve meyvelerine türlü türlü hastalıklar musallat olmadan önce, zeytin zengini yerleşim yerleriydi. Zeytini bereketliydi.

    Köyde üç gün, üç gece düğünler kurulur, ince çalgılar, çengiler, köçekler getirtilirdi. Bursa’ya esvap düzmeye gidilir, yatırım amaçlı da olsa köylü kuyumculardan çıkmaz, sarı liralar, beşibiryerdeler, zincirler, köstekler kadınların, kızların, gelinlerin boyunlarını, gerdanlarını süslerken kalın kalın bilezikler de bileklerde sıra sıra dizili olurdu.

    Şimdilerde o bolluk ve bereket yok. Kazanç aracıya, tefeciye, ilaç ve gübre sektörüne, mazota, kapitalist sistemin dayattığı konfora, lükse, tüketime ve gösterişe kayıyor. Köylüler ancak geçimlerini sağlayabiliyorlar maalesef.   

    Sözü usta Şairimize bırakıp zeytine dair ne demiş bakalım: 

    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

    yetmişinde bile,

    mesela, zeytin dikeceksin,

    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

    yaşamak yanı ağır bastığı için.

     Nazım Hikmet Ran 

Göl Hikâyeleri 2021 Recep Meşe

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.