Buğdayı ithal edip, buğday tarlasına beton döküyoruz!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Hatalı tarım politikaları yüzünden Hindistan’dan buğday ithal eder duruma düşürülen Türkiye, verimli buğday ve ayçiçeği tarlalarına sanayi tesisleri kuruyor…

Rusya-Ukrayna arasındaki savaş Türkiye’nin buğday ithalatının büyük bölümünü gerçekleştirdiği bu iki ülkeden alımların durmasına neden oldu. Buğdayın anavatanı olan bir coğrafyada bulunmasına karşın Türkiye hatalı tarım politikaları nedeniyle yeterlilik sorunu yaşayınca bu kez de tarihinde ilk kez Hindistan’da buğday ithal etmeye başladı. Ancak Hindistan’ın aldığı ani bir kararla buğday ihracatına kısıtlama getirmesi Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ithalatçı ülkeleri zora soktu. Gıda krizinin kapıda olduğu bu dönemde Türkiye’nin verimli tarım arazilerini amaç dışı kullanıma açması ise tepki çekiyor. Balıkesir’in Bandırma ilçesinde kurulan Marmara Metal Organize Sanayi Bölgesi için tarım arazileri yok ediliyor. Güney Marmara Dayanışması’ndan Erol Yıldız, köylülerin açtığı davada mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesine karşın iş makinelerinin ekili alanlar dâhil olmak üzere tarım arazilerinde yol açmasına tepki gösterdi.

Türkiye’nin Hindistan’dan 50 bin ton buğday ithal etmesine ilişkin haberler kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, Türkiye’nin en fazla buğday ithal ettiği bu iki ülkeden alımları sıkıntıya sokunca, ülke tarihinde ilk kez Hindistan’dan buğday alımına gidilmesi, yıllardır uygulanan ithalata dayalı hatalı tarım politikalarının bir sonucu olarak yorumlandı. Market raflarında ülke tarihinin en yüksek fiyatlarını gören ayçiçeği yağında da durum benzer bir seyir izliyor. Türkiye ihtiyacı olan yıllık yaklaşık 900 bin ton ayçiçeği yağının ancak yarısını karşılayabilir durumda. Geri kalanını ise ithalat yoluyla karşılamaya çalışıyor.

ESKİ BAKAN’IN PARAMIZ VAR Kİ İTHAL EDİYORUZ SÖZLERİ AKILLARDA

Tarımsal üretimde tehlike çanları çalarken, önceki Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin ithalat eleştirileri karşısında söylediği “Paramız var ki ithal edebiliyoruz” sözleri ise kamuoyunun hafızasındaki yerini koruyor.

HİNDİSTAN’DAN BUĞDAY İTHAL EDİP, BUĞDAY TARLASINI YOK EDİYORUZ

Bir yandan 4600 kilometre uzaklıktaki Hindistan’dan buğday ithal etmek sorunda kalan Türkiye,  bir yandan da verimli tarım arazilerine organize sanayi tesisleri kurulmasına izin veriyor. Balıkesir’in Bandırma ilçesinde bulunan Marmara Metal İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin genişleme çalışmaları kapsamında verimli tarım arazilerinin yok edilmesi tepkiyle karşılandı.

EKİLİ ALANLARA İŞ MAKİNELERİ GİRDİ, YOL İNŞAATINA BAŞLANDI

Yaklaşık 40 bin dekarlık bir alana yayılması planlanan OSB için verimli tarım arazileri kamulaştırılıyor. Köylülerin açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verildiğini söyleyen Güney Marmara Dayanışması Platformu’ndan Erol Yıldız, buna rağmen bayram haftasında iş makinelerinin tarım arazilerine girerek ekili alanların da bulunduğu bölgede yol çalışmaları yaptıklarını belirterek yaşananlara tepki gösterdi.

BÖLGEDE BUĞDAY, ARPA VE AYÇİÇEĞİ ÜRETİLİYOR

Bandırma ve Erdek körfezi bölgesindeki proje sahasının yüzlerce yıldır tarımsal üretim yapılan bir alan olduğuna işaret eden Yıldız, bölgenin mutlak tarım alanı olduğunun altını çiziyor. Kısmen birinci sınıf tarım arazilerinden oluşan bölgede ayrıca ikinci ve üçüncü sınıf olarak nitelenen tarım arazileri bulunurken ağırlıklı olarak buğday, arpa ve ayçiçeği üretimi yapılıyor. Yıldız’ın aktardığı bilgilere göre bu bölgede 2018 yılı sonunda Marmara Ana Metal OSB adıyla bir Metal İhtisas OSB kuruldu. Söz konusu OSB’nin 40 bin dekarlık bir alana genişleyeceği belirtilirken proje kapsamında Erdek Körfezi’nde birden fazla limanın inşa edilmesi de gündemde. OSB bünyesinde demir çelik, otomotiv, enerji, makine gibi üretim alanlarının olacağı belirtiliyor.

‘TARIMLA UĞRAŞANLARA ADETA SAVAŞ İLAN EDİLDİ’

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Güney Marmara Dayanışması ise Covid-19 pandemisi nedeniyle dünyada yaşanan gıda sorununa işaret ederek Metal İhtisas OSB çalışmalarının bir an önce durdurulmasını talep etti. Anavatanı Türkiye olan birçok tarım ürününün ithal edilir hale geldiğine işaret edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: “Covid-19 virüsü bize bütün dünyada tarımın ne kadar stratejik öneme sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Bugün başta Çin olmak üzere ülkeler gıda stoklarını artırma çabasına giriştiler. Pandemi sürecinde halk gıda stoğu yaparken hiç kimse ‘ağır metal’ ürünleri stoklamadığı gibi hiç kimse metal kuyruğuna da girmedi. Son 20 yılda ivme kazanan yağmaya ve talana dayalı projelerle, ülkenin dört bir yanında altyapı yatırımları, maden aramaları ve organize sanayi alanları adı altında derelerimiz, ormanlarımız ve tarım alanlarımız yok edilmekte. Buna son örnek bölgemizde Kuru Mutlak Tarım Arazilerine göz dikerek ranta açan, ekolojik dengeye, tarıma ve tarımla uğraşan tüm bileşenlere adeta savaş ilân eden ‘Metal İhtisas OSB’ projesini verebiliriz. Bizler aşağıda sıraladığımız gerekçeler nedeniyle Metal İhtisas OSB çalışmalarının bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz.



‘OSB ALANI AKTİF HALDEKİ MARMARA FAYI ÜZERİNDE’

Metal İhtisas OSB alanı bütün deprem uzmanlarının ifade ettiği üzere aktif haldeki Marmara Fayı üzerindedir. Hatırlanacağı üzere 1999 Gölcük Depremi sonrası plansız sanayileşme sonucu ortaya çıkan can kayıplarıyla ölçülemese de 20 milyar dolarlık bir kayba neden olmuştur. Talan edilen alan yine Balıkesir-Çanakkale 1/50000’lik Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nda belirtildiği gibi, zeminin kaygan özelliği, kumsal yapısı ve yer yer heyelan risklerinin olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen tüm bu uyarıların hiçbiri dikkate alınmamaktadır.
 
‘BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE HAYVANSAL ÜRETİM ZARAR GÖRECEK’

Bölgede kurulması planlanan Metal İhtisas OSB alanı sonrası başta Bandırma ve Erdek Körfezi olmak üzere Kapıdağ ve Manyas Kuş Cenneti Gölündeki biyolojik çeşitliliği uzun vade de yok edecektir. Bunun etkileri zaman içerisinde hayvansal ürün üretiminde adeta Türkiye’nin Hollanda’sı olan Gönen, Biga, Manyas ve Karacabey ilçelerini etkileyecektir. Bilimsel çalışmalar sonrası kritik kirlilik düzeyinde olduğu daha 2014 yılında TÜBİTAK raporlarıyla vurgulanan Bandırma Körfezindeki çift başlı organizma türlerinin çoğalacağından ve kirlilik sonucu yaşamın yok olacağından şüphe yoktur. Yine Hacettepe Üniversitesinden ülkemizin saygın Biyologlarından Prof. Dr. Ali Demirsoy’un ifade ettiği üzere ‘Kapıdağ Yarımadasında var olan biyolojik çeşitlilik’ Metal İhtisas OSB sonrası fakirleşecektir.

OSB’YE KURBAN EDİLEN BÖLGEDE VERİM ORTALAMANIN ÜSTÜNDE

Yeterli su kaynağının bulunmadığı bir alanda organize sanayi bölgesi inşaatının başlanması su ihtiyacının karşılanması için Bandırma’nın ve Gönen’in tek içme suyu kaynağı olan Gönen Barajını veya Ramsar Sözleşmesiyle koruma altına alınan Manyas Gölünün hedeflendiğini düşündürmektedir. Türkiye’de ortalama buğday verimi 280-300 kg/da arasında değişmektedir. Oysa beton yığınına çevirmek istedikleri tarım alanlarında verim en olumsuz yıllarda bile ortalama 400 Kg/da’ın altına düşmemektedir. Yine stratejik ürünlerden biri olan ayçiçeği üretimi açısından son derece verimlidir. Tarıma elverişli 1 cm’lik toprak tabakası ortalama 100 ile 1000 yıl arasında oluşur. Elbette 1 cm. kalınlığında toprak tabakasında tarım yapılması mümkün değildir. Araştırmalara göre 40-50 cm’lik bir toprak tabakasının oluşabilmesi için en az 20-25 bin yıl geçmesi gerekmektedir.”
 
‘OLUŞACAK YOĞUN GÖÇLE İLGİLİ BİR ÇALIŞMA YAPILMADI’

Projenin hayata geçmesiyle birlikte bölgede oluşacak yoğun göç hareketlerinin yaratacağı kültürel, sosyal ve siyasal tablo ve sorunlar hakkında herhangi bir çalışma yapılmadığına da işaret edilen açıklamada, bunun yaratacağı vahim sonuçları öngörmenin mümkün olduğuna değinilerek şöyle denildi: “Yatırımcıların da ifade ettiği üzere bölgede yeterli işgücünün bulunmadığı bilinmektedir. Bunun sonucunda başta Bandırma olmak üzere, Gönen, Manyas, Biga ve Erdek yoğun bir göçe maruz kalacaktır. Öngörülere göre Bandırma’nın nüfusunun 500 bin olacağı tahmin edilmektedir. Bugün yaklaşık 200 bin nüfuslu ilçenin alt yapı sorunları çözülemezken 500 bin nüfuslu bir ilçenin altyapı, ulaşım ve en önemlisi içme suyu sorunu hiç çözülemeyecektir.

‘ARAZİLER 45 BİNE KAMULAŞTIRILIP, 1 MİLYONA PAZARLANIYOR’

Proje hayata geçtikten sonra yukarıda da ifade ettiğimiz üzere bitkisel ve hayvansal üretim merkezlerinde olan Güney Marmara Bölgesi bu süreçten olumsuz etkilenecek gıda arzında sorunlar artarak devam edecektir. Bandırma-Erdek körfezine birden fazla liman yapılacak, bölgede çok eskilere dayanan turizm ciddi zarar görecektir. Liman ve arka planda oluşacak sanayinin, can çekişmekte olan Marmara Denizi’ne getireceği yük de sürdürülemez olacaktır. Bugün hepimizi ‘sanayileşme ve iş alanı yaratma’ vaatleriyle aldatarak, Kuru Mutlak Tarım Arazisi alanlarını 20-45 bin TL/ dönüm bedelle kamulaştırıp, sonrasında 1 milyon TL/ dönüm bedellerle pazarlayarak rant elde edenlere karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Hiçbir sanayi hammaddesi bölgede bulunmadığı halde yapımında ısrar edilen, ekolojik dengeye, tarıma ve tarımla uğraşan tüm bileşenlere adeta savaş açan bu rant projesine karşı sizleri dayanışmaya çağırıyoruz.”

 

2607190cookie-checkBuğdayı ithal edip, buğday tarlasına beton döküyoruz!
Önceki haberFransa’da 30 yıl sonra ilk kadın başbakan
Sonraki haberBir çöküşün kısa öyküsü…
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen + five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.