Bugün bayram

Cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat, ilk iş olarak kendisine CTP milletvekili bir Görüşmeci (Kıbrıs sorunu görüşmelerinde kendisini temsil edecek birisi) ve Lefkoşa Türk Belediye Başkanlığını kaybeden eski partilisini de danışman olarak atadı.


Bu süreçte KKTC Dışişleri Bakanı nerede derseniz, hiç bir yerde değil. O, Lefkoşa’daki koltuğunda oturmaya ve yeni kurduğu partiye “parti içi dengeler” uğruna Yönetim Kurulu üyeleri atamaya devam ediyor. KKTC Başbakanı mı? O da koltuğunda oturup tayin terfi işleriyle meşgul.


Bu arada beklenmedik bir gelişme yaşandı ve Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumlarının 50 yıldır özlemle bekledikleri Lokmacı sınır kapısı açıldı. Sınır kapısı açılışında CTP Gençlik Kolları, “Kıbrıs’ta Barış Engellenemez” sloganları ile ortalığı inletti. “Cumhurbaşkanı ve Başbakan partinizin eski ve yeni Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı da ondan geri kalmaz, barışı ben mi engelliyorum” diyecek oldum, ama kimseyi incitmemek için bir şey söylemedim. 


Lokmacı kapısı açılışıyla bayram yapan bir kısım Kıbrıslı Türk, 3 Nisan’ı Lokmacı Teslimiyet Bayramı ilan etti. Bunun 1 Nisan şakası olduğunu sananlar yanılmasın, söylediklerim aynen gerçekleşti. Bu koroya, Türkiye’deki “ver kurtul”cular da dahil olursa şaşırmayın.


3 Nisan Lokmacı Bayramı geçecek, üniversite mezunu gençler işsiz gezmeye, KKTC’de ithalat artmaya, ihracat yerinde saymaya, inşaat sektörü çökmeye, turizmciler ağlamaya, ücretlilerin maaşları gerilemeye, sendikalar feryat etmeye devam edecek. Olsun, yeni bir bayram daha kazandık. Bir kapımız daha oldu. Lokma yiyelim, tatlı konuşalım.


KKTC’de sınır kapısı girişlerindeki bir uygulama, egemen ve bağımsız bir devlet için kabul edilemeyecek bir durumu da içermektedir. Kıbrıs Türk tarafına bütün Rumlar ve yabancılar sınır kapılarından rahatça geçiş yapabiliyorlarken, KKTC’de doğmayan KKTC vatandaşlarının (Türkiyeli göçmenlerin) Rum tarafına geçişlerine izin verilmiyor. Bu ayrımcılığı sineye çeken ve bir kapı açıldı diye bayram ilan eden bir Hükümet, vatandaşları arasında yapılmış bu ayrımı görmezden gelerek bir Anayasa suçu işlediğini de bilecek durumda görünmüyor.


Bu Bayram gününde yazdıklarıma alınacak bazıları elbette olacaktır. Milletin sevinmesini istemediğimi, barışı ve çözümü engellediğimi, Kıbrıs Türklerinin iradesine karıştığımı, zurnanın son deliği olduğumu iddia edeceklerdir. Şurası iyi bilinmelidir ki, zurnanın son deliği olsak da ötmeye devam edeceğiz.


Sağlıcakla ve iyilikle kalın dostlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.