BURASI İZNİK GÖLÜDÜR – İZNİK’İN EKÜMENİK ÖNEMİ

Suyun yarattığı uygarlık anlamında, Hristiyanlık dininin şekillendiği tarihi “İznik Konsili” de bu suların kıyısında gerçekleşmiştir. İznik Gölü’nün doğu kıyısında, tarihi İznik Kenti’nde, MS 325 de, Doğu Roma İmparatorluğu’nun kurucusu da olan Roma İmparatoru Konstantin’in başkanlığında başlamış İznik Konsili.

   Namı diğer Büyük Konstantin toplantının açılışında şu tarihi konuşmayı yapmış:

   “Arkadaşlarım, sizlerle böyle bir birliktelik ve paydaşlık içinde olmak benim en büyük duamdı. Hepinizi bir arada gördüğüm için, görüş birliği içerisinde bulunduğumuz için ve dualarımı kabul ettiği için Kralların Kralı Tanrımız’a şükretmeyi borç bilirim. Şimdi, zorbaların ve tiranların Tanrı’ya karşı olan savaşı, kurtarıcımız olan Tanrı’nın gücüyle ortadan kaldırıldığına göre, kıskanç ve kötülükle dolu düşmanlarımızın, kendi sapkınlıklarıyla esenliğimizi ve bereketimizi yok etmesine izin vermeyelim! Bana göre Tanrı’nın Kilisesi’nin bölünmesi, herhangi acımasız bir savaştan veya dünyasal eziyetten çok daha kötüdür!”

   Dünyanın tüm kiliselerinin başpiskoposları davet edilmiş, sayılar tartışmalı olsa da 300 civarında başpiskopos ve bin kadar din görevlisi toplantıya katılmış. Konsilin, İznik Kenti’nin içinde yer alan ve hala varlığını koruyan en eski kiliselerden biri olan Ayasofya Kilisesi’nde mi yoksa çok yakın zamanda gölün sularının çekilmesi ile ortaya çıkan 2 bine yıla yakın tarihi olduğu tahmin edilen bazilikada mı gerçekleştiği tam olarak netlik kazanmış değil.

   Bazilikalar ilk çağlarda kral sarayı olarak işlev görürken, Romalılar döneminde Hristiyanlık öncesi dini niteliği olmayan toplantılar için kullanılmış, Hristiyanlık döneminde ise kiliseye evrildikleri düşünüldüğünde, İznik Bazilikası da erken Hristiyanlık döneminin ilk kiliselerinden olması muhtemeldir ki, Konsilin burada toplanmış olması yüksek olasılık sayılabilir. Bir depremde sular altında kaldığı tahmin edilen bazilikanın Konstantin’in sarayı olabileceği yorumları da yapılmaktadır.

   İznik dahil gölün çevresinde Hristiyanlıktan önce Paganist kültür vardı. Konstantin, Hristiyanlığın artık bir din olarak kabulünün ve bu dinin özgür bırakılmasının antlaşmasının yapıldığı Milano Fermanını yayınlayıp İznik Konsilini toplamış, aynı zamanda orduya Hristiyanlığı sokarak İmparatorluk dinini Paganizmden tek tanrılı Hristiyanlık dinine geçirmiştir.

   Konsilin sonunda inanış ayrılıklarının ortadan kaldırıldığı ve  günümüzde bile geçerli kabul edilen, Katoliklerin, Ortodoksların ve Protestanların amentüleri sayılan şu ekümenik (evrensel) İnanç Bildirisi, İznik Gölü ile birlikte kayıtlara geçmiştir.

   İZNİK KONSİLİ İNANÇ BİLDİRGESİ

   “Görünen ve görünmeyen varlıkların Yaradanı, yeri ve göğü yaratan Her şeye Kadir Tanrı Baba’ya inanıyorum. Tanrı’nın biricik Oğlu tek Rab ve ezelde Baba’dan doğmuş olan Mesih İsa’ya inanıyorum. O Tanrı’dan gelen Tanrı, Nur’dan Nur, Gerçek Tanrı’dan Gerçek Tanrı’dır. Yaratılmış olmayıp Baba ile aynı özdedir ve her şey O’nun aracılığıyla yaratılmıştır. Biz insanlar ve bizim kurtuluşumuz için gökten inmiş, Kutsal Ruh’un kudretiyle vücut bulmuş Bakire Meryem’den doğmuştur .Pontius Pilatus döneminde bizler uğruna çarmıha gerilmiş, acı çekerek ölmüş, gömülmüş ve Kutsal Kitaplarda yazıldığı gibi üç gün sonra dirilmiş ve göğe çıkmıştır. Baba’nın sağında oturmaktadır. Dirileri ve ölüleri yargılamak amacıyla şanla yeniden gelecek ve hükümdarlığının sonu gelmeyecektir. Peygamberlerin ağzıyla konuşmuş olan Baba ve Oğul Dan çıkıp, Baba ve Oğul ile birlikte tapılan ve yüceltilen, hayatın kaynağı ve Rab olan Kutsal Ruh’a inanıyoruz. Havarilere dayanan, Katolik (Evrensel) ve Kutsal olan tek Kilise ye inanıyoruz. Vaftiz olunarak günahların bağışlanacağını kabul ediyoruz. Ölülerin dirilişini ve ebedi hayatı umutla bekliyoruz.”

Göl hikayeleri-2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.