Büyüknohutçu cinayeti ‘susun’ ihtarıydı; susmuyoruz!

“Her 9 Mayıs’ta sedirlerin ağıdı yükselir Finike dağlarından. İki canımızı, dalımızı kırdılar o gün, hoyratça, alçakça!.. Ağaçlar da ağlar dalları kırılınca…”[1]

Finike’nin sedir ormanlarını korumak için çabalayan yaşam savunucuları Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin, Kızılcık Yaylasındaki evlerinde katledilmelerinin üzerinden 5 yıl geçti. Vahşi cinayetlerden kısa bir süre sonra yakalanan katil zanlısı Ali Yamuç tutuklandı. Cezaevinden kendisini ziyarete gelen eşi aracılığıyla bir mermer şirketi patronuna yazdığı mektup eşinin üzerinde yakalandı. Bahçeci Mermer şirketinin sahibi Necmi Bahçeci’ye yönelik mektubunda Yamuç, “Anlaşıp konuştuğumuz gibi eğer 10 gün içerisinde 100 bin TL’yi Eşim olan (Fatma YAMUÇ’A) vermez iseniz Ali Ulvi Büyüknohutçu cinayetinden sizler de benim kadar sorumlu olursunuz” diyordu. Katil zanlısı, bu mektubundan kısa bir süre sonra 20 Eylül 2017’de “daha güvenlikli” diye götürüldüğü Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşamına son verdi!

Cinayetlerin üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra Büyüknohutçu ailesi, tehdit edildiklerini o nedenle konuşamadıklarını söylüyordu.

Cinayetlerin 5. yılında kızları Emine Büyüknohutçu sorularımızı yanıtladı.

‘CİNAYETLERİ ALİ YAMUÇ’UN İŞLEDİĞİNE DAİR NET KANIT YOK’

Anne babanızın katlinin yıldönümünde, o günden bu yana gelinen durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Dört celselik bir dava dosyası söz konusu ve bu dökümanların içerisinde cinayetleri Ali Yamuç’un işlediğine dair net hiçbir kanıt yok. Elinde, üzerinde barut izine dahi rastlanmamış durumda. Bunun yanı sıra, açık seçik beyan edilen isimler var, mektuplar var, eşi Fatma Yamuç’un tişörtünde rastlanan kan izleri var. Dolayısıyla başından bu yana büyük hatalarla dolu, dosya derinleştirilmeden, deliller gerektiği gibi değerlendirilmeden yönetilmiş bir süreç söz konusu.

‘GİZLİ ELLER CİNAYETİ KARARTMAYA ÇALIŞIYOR’

“Bir el başından bu yana cinayetleri karartmaya çalıştı” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Kimler sizce bu el?

4-5 sene öncesine, yani o tarihlere dönecek olursam, bireysel hayatlarımızda bazı sıkıntılı durumlar yaşadık. Tabii ki günü gelince bu isimleri açıklayacağım fakat şu an için net isimler verememekle birlikte, o dönem aldığımız bazı tehditvari telefonlar, duruşmaların daha ilk senelerinde, hatta yalnızca birkaç ay içerisinde, alelacele görülmesi ve dosyanın rafa kaldırılması, delillerin yeterince incelemeye alınmaması, açık seçik her şey ortadayken bazı konuların üstüne gidilmemesi gibi pek çok aksi durumla karşı karşıya kaldık. İtirazlarımız ve taleplerimiz dinlenmedi, dinlenenlerse dikkate alınmadı, değerlendirilmedi. Kaldı ki babamızın HTS raporları hâlâ elimizde yok. Bu bile, gizli bir-birkaç el olduğunun çok net kanıtıdır.

‘EKOLOJİ HAREKETİ HEP YANIMIZDA OLDU’

Türkiye ekoloji mücadelesi bu noktada nasıl bir yol izleyebilir, izlemeli?

Oldukça içselleştirdikleri ve sahip çıktıkları bir yol zaten izlediler bugüne kadar. Bu davanın yalnızca Büyüknohutçu ailesini değil, yaşam alanlarını savunan, iklim için mücadele eden herkesin, hepimizin davası olduğunun farkındalığıyla hep yanımızda oldular, bundan sonra olacaklarına da eminim. Meselenin siyaset üstü bir hak arayışı olduğunu unutmadan, hiçbir siyasi parti, kurum, kuruluş veya örgütlenmenin tekelinde olmaması gerektiğinin önemini kavrayarak ilerlenmeli, kaldı ki bu çizgiden şaşmamaya çalışıldığını, hassasiyetlerimizi gözetlediklerini de çok iyi biliyorum. Günün birinde “Bunu birlikte başardık” diyeceğiz.

Reklam

Fotoğraf: Büyüknohutçu ailesi

‘CİNAYETLER EKOLOJİ MÜCADELELERİNE ‘SUSUN’ İHTARIYDI’

Sadece hukuki sürecin takibi yeterli olacak mı sizce, bu cinayetlerin arkasının aydınlatılması için?

Tabii ki yeterli olmayacaktır. Hukuki süreçlerin takibiyle birlikte, mevcut rejimde bu konuyu gündemde tutmaya zor da olsa devam etmemiz gerekiyor, biz de bunu yapmaya çalışıyoruz.

Son olarak, cinayetlerin şu ana kadar cezasız kalmasının sizler ve genel olarak ekoloji mücadelelerine etkileri neler oldu?

Ailesi ve sevenlerini üzdüğü, umutsuzluğa düşürdüğü kesin fakat bu süreçler beni ve yaşam savunucusu dostlarını daha da hırslandırmış durumda. Bu kadar büyük bir meselenin, onca itirafa, delile, mektuplara, isimlere, şirketlerin açıklanmış olmasına rağmen, alelacele üstünün örtülmeye çalışılması daha çok sorgulamamıza, hukuki açıdan derinleştirilmeyen bu davanın daha da derinlerine inmemize sebep oluyor. Uzun süreçler olduğunun farkındayız fakat bu bizi yıldırmıyor. Sanılanın aksine, daha da derin araştırmalara itiyor. Çünkü şunun farkındayız; cinayetlerden iki gün önce gece saat 03.00 sularında evimizin etrafında çıkarılan yangın anne ve babamıza “Susun” ihtarıydı, yangının hemen ardından, yalnızca iki gün sonra cinayetlerin işlenmiş olması ise Türkiye ve hatta dünyadaki tüm ekoloji oluşumlarına, yaşam alanı savunucularına, doğasını seven tüm aktivistlere birer “Susun” ihtarıydı. Bunun bilinciyle araştırmalarımıza devam ediyor, meselenin daha da üzerine gidiyor ve “Susmuyoruz!”

‘DAVA SÜRECİNİ ANLATAN BELGESEL YAKINDA YAYINDA OLACAK’

Davanın peşini bırakmayacağız diyorsunuz. Önümüzdeki sürece dair nasıl bir yol haritası izlemeyi planlıyorsunuz?

Yaşadığımız ülkenin gündeminin çok hızlı, ani değişimleri ve yeterince yoğun gündemlere sahip olmasına rağmen 5 senedir konuyu gündemde tutabilmek için bazı etkinlikler, park açılışları, imza kampanyaları, ağaçlandırma planlamaları vb. işler yaptık. Bir yere kadar gündemde tutabildiğimizi de düşünüyoruz. Fakat esas projemiz, iki senedir hazırlık ve çekimlerini yaptığımız bir belgesel oldu. Bütün süreci en ince detaylarına kadar anlattığımız, tanık vb. ifadelerle beslediğimiz, iki senedir sabırla yönettiğimiz belgeselimiz yakında Slot Medya Youtube kanalında yayında olacak. 9 Mayıs, yani yıldönümlerinde tanıtımı yayımlanacak olan belgeselimizin tamamı da çok kısa bir süre sonra yayında olacak.
Fotoğraf: Büyüknohutçu ailesi

AVUKAT TUNCAY KOÇ: AZMETTİRİCİLER HAKKINDA İŞLEM YAPILMAMASI ÖNEMLİ

Büyüknohutçu’ların avukatı Tuncay Koç, dava sürecinde yaşanan hukuksuzlukları şöyle anlattı: “Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’nun katil zanlısı olarak tutuklanan Ali Yamuç’un Alanya cezaevinde intihar etmesi nedeniyle dosyası düşürülmüştü. O davada yargılanan Ali Yamuç’un eşi Fatma Yamuç da cinayete iştirakten yargılandığı davada delil yetersizliğinden beraat etmişti. Konu ile ilgili Anayasa Mahkemesine adil yargılanma ilkesinin ihlali nedeniyle başvuruda bulunacağız. Fatma Yamuç’un delil yetersizliğiyle beraat ettiği dosya da şu an Yargıtay aşamasında. Gelinen aşamada önemli olan, azmettiriciler hakkında bir işlem yapılmaması. Şimdi dosyada sanık olarak gözüken Ali Yamuç’un farklı beyanları var. Burada ilk başta bir azmettiriciden bahsediyor. Sonraki ifadede, “Daha az ceza alırım diye böyle bir ifadede bulundum. Orada böyle ifade vermem için bir mermer ocağı sahibi beni teşvik etti, yönlendirdi” diyor. Orada ifadenin önü kesiliyor. Daha sonra zaten o ifadeden sonra Ali Yamuç’un cezaevinde yeri değiştiriliyor.

Tek başına hukukla hiçbir şey çözülemez. Çünkü Türkiye’de hukuk yok! Hukuk olmayınca bütün mesele gelip siyasi iradeye dayanıyor. Toplumda önemli hiçbir toplumsal olayın ciddi bir soruşturma geçirdiğini görmüyoruz. Buna karşın siyasi muhalifler eften püften nedenlerle cezalandırılıyor. En son örneğini geçen hafta Gezi Davasında gördük. Bu ülkede adalet olmadığı için sistemi değiştirmemiz lazım. Adaleti yeniden tesis etmemiz lazım. Dolayısıyla çevre savunusu da bugün hiç olmadığı kadar politiktir. Ali Ulvi – Aysin Büyüknohutçu cinayetinde bunu çok açık olarak görüyoruz.” Özer Akdemir / Evrensel

_____________

[1] “Yılanın Ağzındaki Kuş Gibi”, Özer Akdemir, Yeni İnsan Yayınları, Mayıs 2022

2604540cookie-checkBüyüknohutçu cinayeti ‘susun’ ihtarıydı; susmuyoruz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.