Büyüknohutçu cinayetinde adaletsiz geçen üçüncü yıl

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Katil duruşmaya çıkmadan intihar etti, azmettiricilerle ilgili dosya bir türlü savcılığa ulaşmıyor. Cinayete kurban giden Büyüknohutçu çiftinin korumaya çalıştığı dağlardaki tahribat da, adalet arayışındaki soru işaretleri de her geçen gün artıyor…

Bundan tam üç yıl önce, 9 Mayıs 2017 akşamı Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Kızılcık Yaylasındaki evlerinde vahşice öldürülen Ali ve Aysin Büyüknohutçu çifti anılıyor. Finike çevresindeki sedir ve ardıç ormanlarıyla ilçenin simgesi olan portakal bahçelerini, su kaynaklarını ve yaşamın bütününü bölgede birbiri ardında açılan mermer ocaklarına karşı korumak isterken katledilen çiftin tek suçu adaletsiz ve fütursuzca işleyen yağma düzenine karşı adalet aramalarıydı. Cinayetin ardından yakalanan katil zanlısı Ali Yamuç, tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar etmiş, ardından da tek sanıklı davanın üzeri örtülmüştü. Davanın avukatlarından Tuncay Koç, “Dosya alelacele kapatıldı. Yargıtay’da bekliyor. Azmettiriciler hakkında Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin suç duyurusu bir türlü Finike Savcılığına gitmedi. Üç ay önce biz ihbar ettik tekrar. Azmettiricinin bulunup, doğa savunucusu çift ve doğanın ta kendisi adına yargılanmasını istiyoruz” diye konuştu.

Aradan üç yıl geçmesine rağmen yaşam savunucuları ve Büyüknohutçu çiftinin sevenleri Türkiye’nin gündeminde yer alan bu vahşi cinayetin azmettiricilerinin halen ortaya çıkarılmamasına tepkili. Büyüknohutçu çifti cinayetinin yıldönümü nedeniyle Ekoloji Birliği’nin yaptığı basın açıklamasında, yaşam savunucularının sık sık şiddete maruz kaldıklarına işaret edildi.

‘CİNAYETİN ASIL FAİLLERİ BU DÜZENDİR’

Kiralık katilin otopsi raporlarının düzgün olup olmadığının bile belli olmadığı savunulan Ekoloji Birliği’nin açıklamasında, şu ifadelere yer verildi: “Ali Yamuç’un ölümünün ardından Büyüknohutçu cinayetleri için açılan dava düşerken, yardım yataklıktan berat eden Yamuç’un eşinin ise hala ‘suç aletlerini gizlemek’ nedeniyle soruşturması sürüyor. Bu cinayetleri araştırmayan, cezasız bırakan karar vericiler de en az azmettiriciler kadar suçlu. Bir dalı, bir canı, bir endemik çiçeği, nesli tehlike altındaki bir böceği korumak için çırpınanlara her fırsatta sesini yükselten, kanun sopasını sallayan, para gücüyle boğmaya çalışan bir sermaye düzeni bu cinayetlerin asıl failleri…

 

‘HER 9 MAYIS’TA SEDİRLERİN AĞITI YÜKSELİR FİNİKE DAĞLARINDAN’

Bizler ekoloji mücadelesi verenler, yaşamı savunanlar olarak bu cinayetler aydınlanana kadar Ali Ulvi-Aysin Büyüknohutçu cinayetlerini unutturmayacağız. Katillerin yakasını bırakmayacağız! Arkadaşlarımızı aramızdan alanları asla affetmeyeceğiz. Onlar şimdi çok sevdikleri doğanın koynundalar. Onların mücadelesini yaşatmaya devam edeceğiz!

Her 9 Mayıs’ta sedirlerin ağıtı yükselir Finike dağlarından: İki canımızı, dalımızı kırdılar o gün, hoyratça, alçakça! Ağaçlar da ağlar dalları kırılınca.”

AV: TUNCAY KOÇ: ‘CİNAYET DOSYASI ALELACELE KAPATILDI’

Büyüknohutçu ailesinin avukatlarından Tuncay Koç, katil zanlısı olarak tutuklanan ve ifadesinde azmettirici olarak bölgedeki bir mermer ocağı sahibine işaret eden Ali Yamuç’un cezaevindeki şüpheli ölümünün ardından cinayet dosyasının aceleyle kapatıldığına dikkat çekti. Dava süreciyle ilgili de bilgi veren Koç, “Katledilen birçok değerli insanımız gibi, onların azmettiricileri de 3 yıldır faili meçhul kaldı. Çevreci çift, mermer ocaklarına karşı verdikleri doğa mücadelesinde cinayete kurban gittiler. Tetikçi, yazdığı mektupta bir taş ocağı sahibini işaret etti. Sonra o ifadesinden vazgeçti. Can güvenliği nedeniyle Elmalı’dan Alanya cezaevine nakledildi. Daha güvenli diye nakledildiği cezaevinde fail ölü bulundu. ‘İntihar’ dediler. Oysa cezaevinde her ölüm, şüpheli ölümdür. Dosya alelacele kapatıldı. Yargıtay’da bekliyor. Azmettiriciler hakkında Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin suç duyurusu bir türlü Finike Savcılığına gitmedi. Üç ay önce biz ihbar ettik tekrar. Azmettiricinin bulunup, doğa savunucusu çift ve doğanın ta kendisi adına yargılanmasını istiyoruz” diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

Büyüknohutçu cinayetinin tek sanığı olarak cezaevine konulan ve duruşma gününü bekleyen katil zanlısı Ali Yamuç’un cezaevinde intihar ettiğinin açıklanmasının ardından ‘cinayete yardım ve yataklık etmek’ suçlamasıyla tutuklanan katil zanlının eşi Fatma Yamuç ise 17 Nisan 2018’de Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın ardından beraat etti. Cinayetle ilgili kamuoyunda oluşan birçok soru ise yanıtsız kaldı. Katil zanlısı Ali Yamuç’un cezaevinde kendisini ziyaret eden eşine verdiği bir mektupta, cinayetin işlendiği bölgede yer alan bir mermer ocağı şirketinin sahibine sözler olduğu iddia edildi. Yamuç, AKP’li bir siyasinin kardeşi olan mermer ocağı sahibine yazdığı mektupta, cinayet karşılığı kendisine ödenmesi vaat edilen 100 bin liranın 10 gün içinde ödenmesini isteyerek, şöyle diyordu:  

Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysin

‘BANA VAAD ETTİĞİNİZ ÖDEMEYİ YAPIN’

 “Sn. N.B.,  anlaşıp konuştuğumuz gibi eğer 10 gün içersinde 100 bin TL parayı eşim olan (Fatma Yamuç’a) vermez iseniz Ali Ulvi Küçüknohutçu ve eşi Aysin Küçüknohutçu cinayetinden en az benim kadar sorumlu olursunuz. Bana vaad ettiğiniz ödemeyi yapın. Aksi takdirde mahkeme gününde isminizi savcılığa altın harflerle yazdırmaktan zevk duyarım. Benim başımı yaktınız, ‘Öldür paranı hemen vercez’ diye vaadlerde bulunup, neyi bekliyorsunuz. 10 gün içersinde param gelmez ise görüşürüz. İpleriniz cebinizde haberiniz olsun. O kadar yakarım. Menevşelikli Ali Yamuç.”

***

İlgili bazı arşiv haberlerimiz:

BÜYÜKNOHUTÇU CİNAYETİNDE AĞIR SORULAR:

https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2017/05/24/buyuknohutcu-cinayetinde-agir-sorular/

ÖLDÜRÜLEN ÇİFT ASLINDA NEYİN SAVAŞINI VERİYORDU: https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2017/05/12/oldurulen-cift-aslinda-neyin-savasini-veriyordu/

ANNELER GÜNÜNDE OĞLUNU TOPRAĞA VERDİ: https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2017/05/13/anneler-gununde-oglunu-topraga-verdi/

BÜYÜKNOHUTÇU CİNAYETİNİN ÜZERİ ÖRTÜLÜYOR MU?: https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2018/03/15/buyuknohutcu-cinayetinin-uzeri-ortuluyor-mu/

Önceki haberMuhalefetten AVM’lerin açılmasına tepki: Salgın bitmedi, yanlış yapıyorsunuz
Sonraki haberBoris Johnson’ın kısıtlamaların kaldırılma planında neler var?
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 − 8 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.