Ceylanların suya indiği köy taş ocağından kurtuldu

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Ankara’nın Beypazarı ilçesine bağlı Doğanyurt köyünde inşaat malzemesi üretmek için 1300 dekarlık alanda açılması planlanan kalker ocağının ÇED izni Mahkeme tarafından iptal edildi…
Ankara’nın Beypazarı ilçesine bağlı Doğanyurt köyünde özel bir firma tarafından açılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi için verilen ÇED Gerekli Değildir kararı Mahkeme tarafından iptal edildi. Doğal yaşamın zengin olduğu bölgede toplam 940 dekarlık ruhsat sahası bulunan projede ilk etapta 130 dekarlık alanda beton hammaddesi üretilmesi planlanıyordu. Yöre halkı ile sivil toplum örgütlerinin açtığı davayı gören Ankara 18. İdare Mahkemesi, konuyla ilgili uzman bilirkişilerin hazırladığı raporlara dayanarak aldığı kararda, hukuka aykırı bulunan ÇED Gerekli Değildir kararını iptal etti.

Ankara’nın Beypazarı ilçesine bağlı Doğanyurt köyü, İç Anadolu ile Batı Karadeniz bölgesi arasındaki doğal geçiş noktasında yer alıyor. Bu coğrafi özelliği, Doğanyurt ve çevresini adeta bir tür biyoçeşitlilik cenneti yapıyor. Ceylandan, küçük akbabaya nesli tehlike altında birçok canlı türüne kucak açan bölge, bir zamanlar Ankara’nın simgesi olan tiftik keçisinin (Angora) yetiştiriciliğinin yapıldığı son yerleşimlerden biri. Ancak çeşitli ağaç fosillerinin de bulunduğu bu zengin doğal alanda yöredeki inşaatlarda kullanılmak üzere kalker ocağı açılmak istenmesi, köylülerin ve Ankara’daki sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekmişti.

PROJE İÇİN NİSAN 2020’DE ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARI VERİLDİ

Yusuf Ağa Madencilik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adlı özel bir firma tarafından açılmak istenen Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 17 Nisan 2020 tarihinde ÇED Gerekli Değildir kararı verildi. Söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu öne süren ve taş ocağının bölgeye zarar vereceğini savunan Doğanyurt köylüleri ise konuyu yargıya taşıdı.

KÖYLÜLER, STK VE MESLEK ODALARI DAVA AÇTI, MAHKEME İPTAL ETTİ

Doğanyurtlular Derneği’nin yanı sıra 21 vatandaşın açtığı davaya Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Doğa Derneği ve Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezi de köylülerden yana müdahil oldu. Davayı gören Ankara 18. İdare Mahkemesi, konuyla ilgili uzmanlardan oluşan yedi kişilik bilirkişi heyeti görevlendirdi. Taş ocağı açılması planlanan bölgede bilirkişi heyetince yapılan incelemenin ardından hazırlanan raporları değerlendiren Mahkeme heyeti, 28 Şubat 2022 tarihinde oy birliği ile aldığı kararda “dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemektedir” diyerek proje için verilen ÇED Gerekli Değildir kararını iptal etti.

RUHSAT SAHASINDA 20 MİLYON YILLIK AĞAÇ FOSİLLERİ BULUNDU

Projenin uygulanacağı alanın habitat çeşitliliği içermesi, bitki ve hayvan türleri açısından zengin biyoçeşitlilik unsurları içermesi ve bitkiler açısından yüksek sayıda geniş yayılışlı, bölgesel ve dar yayılışlı endemik türleri barındırdığına dikkat çekilen Mahkemenin iptal kararında şöyle denildi:  “Bitki ve hayvan türleri açısından ulusal ve uluslararası düzeydeki sözleşme ve eklere giren yüksek koruma statüsüne sahip türler içermesi, yaklaşık 20 milyon yıl öncesine giden çok sayıda farklı türe sahip silisleşmiş ağaç fosillerinin ruhsat sahası içerisinde yer alması, söz konusu alanda kurulması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi ile ilgili olarak yapılacak patlatmalarla ortaya çıkacak olan ses kirliliği, toz parçacıkları ve meydana gelebilecek sarsıntı nedeniyle, dava konusu alan içerinde bulunan yaban hayatındaki hem memeliler hem de kuşlar için tehlike arz edeceği, bu nedenle bahsi geçen canlıların barınma, üreme, beslenme ve konaklama alanlarında kayıpların yaşanmasına yol açacağı, tüm bu hususlar dikkate alındığında, dava konusu projenin uygulanması için ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı’nın alınması gerektiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemektedir.”

TAŞ OCAĞINA KURBAN EDİLMEK İSTENEN ALANDA ANIT AĞAÇLAR VAR

Taş ocağı ruhsat sahasının kapsadığı vadi yamaçlarında, Karaçam (Pinus nigra), Tüylü Meşe (Quercus pubescens), Katran Ardıcı (Juniperus oxycedrus), Boylu Ardıç (Juniperus excelsa), Kokulu Ardıç (Juniperus foetidissima), Yabani Kiraz (Prunus avium), Ahlat (Pyrus elaeagnifolia), Kuşburnu (Rosa canina), Kadın Tuzluğu (Berberis crataegina), Yaban Bademi (Amygdalus sp.) ve Üvez (Sorbus umbellata) gibi türlerin bulunduğu bilgisine yer verilen Mahkemenin iptal kararında, ayrıca alanda yer örtücü bitkilerin de bulunduğuna değinildi.  Vadinin kuzeyinde ve doğu yamacının yükseklerinde saf Karaçam ormanı bulunduğuna işaret edilen kararda, söz konusu alanda ayrıca 1 metre çapında ve 100150 yaşlarında anıtsal nitelikte karaçam ağaçlarının bulunduğu belirtilerek şöyle denildi:

‘BİTKİ ÖRTÜSÜ YABAN HAYATI İÇİN MÜKEMMEL BİR ORTAM’

“Eğim % 40-60 olup Erozyon tehlikesinin bulunduğu, bol miktarda ağaç fosillerinin olduğu, ocak olarak tahsis edilen yerin hemen yakınlarında, tarım alanları olduğu, bu alanlarda uzun zamandır tarımsal faaliyet yapılmadığı, çevresi ile beraber doğal bitki örtüsü ile kaplı olduğu, hayvancılık ve doğal yaşam hayatı için mükemmel bir ortam oluştuğu, tüm çevrenin bir bütün olarak aynı yapıya sahip olduğu, çevrede çok sayıda doğal su kaynaklarının olduğu, keşif esnasında gökyüzünde Kartal, Akbaba ve diğer yabani kuşların görüldüğü hususları gözlemlendi.”

ORMAN ARAZİSİNİ İDARENİN İZNİ OLMADAN MERAYA ÇEVİRDİLER

Projeyle ilgili ÇED Gerekli Değildir kararında; sahanın orman olmasına rağmen Orman İdaresinden izin alınmadan ‘Mera’ olarak kabul edilmesinin Anayasasının 169. Maddesine aykırılık teşkil ettiğine değinilen kararda, ilgili yasanın  “Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez, orman sınırlarında daraltma yapılamaz” hükümlerine atıfta bulunuldu.

PROJE TANITIM DOSYASIDA KORUMA STATÜLERİ EKSİK

Alanın ekolojisine ve kuş popülasyonuna yönelik uzman bilirkişilerin görüşlerine de yer verilen Mahkemenin kararında, şu ifadelere yer verildi: “Proje Tanıtım Dosyasında hazırlanmış olan Ekolojik Değerlendirme Raporunda detaylı tür listeleri verilmiş olmakla birlikte biyolojik olarak aktif dönemler olan bahar aylarını temsil eden dönemde bir örnekleme yapılması gerekliliği, verilen tür listelerindeki eksiklikler ve bunlara ait endemizm ile koruma statülerinin eksiklikler içermesi, faaliyetin etkilerinin doğal ortamlara olan etkilerinin ve alınması gereken önlemlerin yeterince tanımlanmamış olması gibi hususlar tarafımızca ekolojik yapı açısından gözlenen eksikliklerdir. Keşif yapılan alanda yapmış olduğumuz gözlemler, incelemeler ve tespitler sonucunda dava konusu alanın endemik bitki ve yaban hayvanlarının habitatı konumunda olduğu tespit edilmiştir.

KUŞLAR VE YABAN HAYATI İÇİN BESLENME VE BARINMA ALANI

Keşif esnasında havada uçan yırtıcı kuş türleri görülmüştür. Bu türlerin buradaki varlığı canlının beslenmesinde esas olan küçük memelilerin de burada yaşadığının bir kanıtıdır. Bu türlerin ormanlık alan içerindeki Pinus nigra (Karaçam) üzerinde yuva yaptığı bilinmektedir. Bu kuş türlerinin varlığı ekolojik dengenin bu alanda bozulmadığının da bir kanıtıdır. Bu yırtıcı kuş türleri küçük memelilerle (tavşan, sincap gibi) beslendiğinden beslenme zincirinde bu ve diğer memelilerinde dava konusu alan içerinde bu habitatta bulunmaları kuvvetle muhtemeldir. Dava konusu alan, bu anlamda diğer memeli türleri için de hem beslenme hem de barınma alanı konumundadır. Bu canlıların dava konusu alandaki su kaynaklarından yararlandığı bundan dolayı su kaynaklarının korunması gerekmektedir. Ayrıca dava konusu alanın endemik bitki türleri açısından önemli olduğu ve burada yaşayan Beypazarı Gevenine (Astragalus beypazaricus) ev sahipliği yaptığı tespit edilmiştir.”

ÜNİVERSİTEYE PARA KARŞILIĞI ‘ZARARI YOK’ RAPORU HAZIRLATILDI

Maden firmasının döner sermaye işletmesine ücret ödeyerek yaptığı başvuru üzerine Ankara Üniversitesi’nde görevli üç akademisyen alanla ilgili rapor hazırlamış, 100 sayfalık raporda söz konusu kalker ocağının mevcut ekosistemler üzerinde geri dönüşümsüz bir etki yapmayacağı öne sürülmüştü. Ankara Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü aracılığı ile başvuru yapan maden firmasının istediği raporun hazırlanması için Prof. Dr. Latif Kurt (Flora uzmanı-Ekolog), Prof. Dr. Nuri Yiğit (Fauna uzmanı-Ekolog), Prof. Dr. Veysel Işık (Jeolog) ve Dr. Arzu Gürsoy Ergen (Ornitolog) görevlendirilmiş, alanda yapılan inceleme ve literatür taraması sonucu hazırlanan raporda özetle şu ifadelere yer verilmişti: “Sonuç olarak; Birleşmiş Milletler (BM) organizasyonu UNEP’in (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) çevresel konulara yaklaşımı olan ‘ekonomik gelişmeyi ve kalkınmayı engellemeyecek şekilde doğa koruma stratejilerinin geliştirilmesi’ prensibi doğrultusunda proje alternatifleri ve kar-zarar ilişkisi de düşünülerek yapılması planlanan Kalker ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesinin mevcut ekosistemler ve biyoçeşitlilik üzerine geri dönüşümsüz bir etki yaratmayacağı öngörülmüştür.”

2596180cookie-checkCeylanların suya indiği köy taş ocağından kurtuldu
Önceki haber“Türk oligarklar Londra’yı mesken edindi”
Sonraki haberUkrayna savaşı, dünya ekonomisi ve “barış” görüşmeleri
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − 16 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.