Çözüm Anarşizm mi?

Birkaç yıl önce, bir zamanlar Monet, Renoir, Degas, Toulouse- Lautrec, Picasso gibi ünlü sanatçıların yaşadığı veya stüdyolarının bulunduğu Paris’in ünlü Montmartre bölgesinde gezinirken, Rue Foyatier Sokağının duvar üzerindeki levhasının hemen yanında bir portre ve altındaki yazı ilgimi çekti. 

Ünlü olduğu belli sakallı adamın portresi altındaki yazı şöyle diyordu:

“Tahrip etme dürtüsü yaratıcı bir dürtüdür”. 

Araştırma sonucu sakallı adamın ünlü Rus anarşisti Mikhail Aleksandrovich Bakunin olduğunu öğrendim. 

Bakunin, Rusya, İtalya ve Almanya’da Anarşizm felsefesinin yayılması için savaştı. Bu felsefeyi savunan sözlerinden biri şöyle:

“Devlet varsa bir sınıfın diğer sınıf tarafından domine edilmesi gerekir. Bu da esaret ile sonuçlanır. Kölelik olmadan Devletin varolması düşünülemez. Bu yüzden biz [Anarşistler] Devletin düşmanlarıyız”.

Bir zamanlar Karl Marx ondan övgüyle bahsetmişti, ama Bakunin Marksistlerle çelişkiye düşerek şöyle der: “Halk, sopa ile dövüldüğünde sopanın “Halkın Sopası” olarak tanımlanmasından daha fazla mutlu değildir”. Bakunin sopa derken tabii ki Devletten bahsediyor ve Markistler altında da Devlet olgusu olacağını ve halkın ezileceğini savunuyor.

Avusturya ve Saksonya’da çarptırıldığı ölüm cezası, sonradan müebbet hapse çevrilerek Rusya’ya gönderilen, orada da Sibirya’ya sürülen Bakunin’in mezarı İsviçre’nin Bern şehrindedir. Mezar taşında şöyle yazar:

“İmkansızı başarmak için uğraşan insanoğlu, her zaman mümkün olanı başarmıştır”. 

https://www.rbth.com/history/329551-3-famous-russian-anarchists-and

Rus Anarşizminin önde gelen isimlerinden Peter Kropotkin anarşizmi şöyle ifade eder. 

“Anarşizm, toplumun devletsiz olarak tasarlandığı yaşam ve yönetim ilkesine veya kuramına verilen addır. Böylesi bir toplumda uyum, yasaya boyun eğerek ya da her türlü yetkiye itaat ederek değil, üretim ve tüketim amacının yanısıra, uygar bir varlığın sonsuz çeşitlilikteki gereksinim ve isteklerinin de yerine getirilmesi amacıyla özgürce oluşturulmuş çeşitli bölgesel ve mesleki gruplar arasında varılan özgür sözleşmeler yoluyla elde edilecektir”. 

https://arsiv.anarsizm.org/2021/www.lafisyanda.org/php/anarsizm-peter-kropotkin-1910/

Her akım gibi Anarşizmin de değişik versiyonları bulunur. Oldukça karmaşık olan bu akımı basit bir şekle indirgemek yanlış olur. Emma Goldman gibi anarşizmin ancak şiddet yoluyla sağlanabileceğini savunan anarşistler olduğu gibi Tolstoy gibi pasifist anarşistler de vardı. 

Hayatta olan en ünlü anarşistlerden Noam Chomsky kendisini “Özgürlükçü Sosyalist” olarak tanımlar, ama bu terimin 1890 yılından beri Anarşizm ile eş anlamlı olarak tanımlandığı biliniyor. 

Anarşizm sözü korkutucu bir söz olarak algılanır. Şiddet, kaos, yıkım anımsatır. Ama aslında öyle mi? Anarşist olarak tanımlanan ünlü düşünürleri okuduktan sonra bunun yanlış bir algı olduğunu düşünmeye başladım.

Uzun zamandır devletlerin, hükümetlerin, siyasetçilerin halkın yararına değil, sermaye kesimi efendilerinin yararına çalıştıklarını görenlerden biri olarak yazımın başlığındaki soruyu kendime sormaya başladım.

Tarih sürecinde devletlerin çıkar uğruna başlattıkları savaşları, onların en kötü sonuçlarının işçi sınıfı tarafından yaşandığını düşününce, devletsiz, hükümetsiz yaşam tarzının doğru bir politik sistem olabileceğini düşünebiliyor insan.

2589110cookie-checkÇözüm Anarşizm mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 + twelve =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.