Cumartesi Anneleri: “Galatasaray’dan vazgeçin demek sevdiklerinizden vazgeçin demek”

Gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bugün hâkim karşısında. Aileler, “Gözaltında kayıplara karşı mücadele yargılanacak” diyor.

“Babam 1995’te gözaltına alınarak kaybedildi ve ben bunun tanığıyım. Onu kaçıranlarla göz göze geldim. 12 yaşından beri bu gerçekle Galatasaray’da oturuyorum.”

Besna Tosun, babası Fehmi Tosun bir gece evlerinden alındığında henüz bir çocuktu. Fehmi Tosun’dan o günden sonra bir daha haber alamadı. Besna bugün yetişkin bir kadın ancak halen babasının akıbetini öğrenmeye çalışıyor. Fehmi Tosun’un bir mezarı dahi yok. Besna, babasının en azından bir mezarı olsun istiyor.

Gözaltında yakınlarını kaybedenler, bir kemik, bir mezar talebiyle 27 Mayıs 1995’ten beri Galatasaray Meydanı’nda kırmızı karanfillerle oturma eylemi yapıyor. 25 Ağustos 2018 tarihinde de yani eylemlerinin 700. haftasında da meydandaydılar. Bu kez meydana, sabahın erken saatlerinde varmışlardı. Aileler için diğer haftalardan farksız bir haftaydı ama daha fazla katılım olacağı için hazırlıklara saat 10.00’da başladılar. “Bariyerleri kaldırarak yardımcı olabilir misiniz, çok fazla insan gelecek” dediler polise. Meydanda görev yapan polis memurları, “Tamam” dedi. Fakat bir süre sonra başka bir polis ekibi geldi. Onlara eylemin yasaklandığını, meydanı terk etmelerini söyledi. Aileler meydanı terk etmeyeceklerini söyleyince polis saldırısı başladı. Gözaltında kaybedilen ağabeyi Rıdvan Karakoç için meydana yıllarını veren Hasan Karakoç, gözaltına alınan ilk kişi oldu.

“Beni bir anda yakaladılar ve yere yatırdılar. Gaz sıktılar. Arkadaşlarımızdan bir tanesinin kolu kırıldı. Hepimizin vücudunda morluklar, şişlikler, darp izleri oluştu.”

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı avukat Gülseren Yoleri, ailelerin yasak kararını öğle saatlerinde öğrendiğini ancak gözaltıların sabah saatlerinde başladığını söylüyor. “Yani henüz bu yasak kararı tebliğ edilmeden başlayan bir müdahaleden söz ediyoruz” diyor.

“Toplanma hakkımızı gasp etmeye çalışanlar suç işliyor”
“Cumartesi İnsanları” olarak da anılan aileler, barışçıl eylemlerine başladıkları dönemlerde de polis saldırılarına maruz kalıyordu. Bir gün polis aracının içinde gözaltında bulunanlara gaz sıkıldı, nefes alamaz oldular. Bir başka gün meydana karanfil koydukları sırada karanfillerle beraber karakola götürüldüler. Bir diğerinde polis köpekleri salındı üzerlerine. Hiç vazgeçmediler. Üç sene öncesine kadar, 2009’dan beri yaptıkları oturma eylemlerine müdahale yoktu. Siyasi konjonktüre paralel olarak ailelere yönelik tutum da değişti. Besna Tosun’un da dediği gibi, Ağustos 2018’de darp edilerek gözaltına alındıktan sonra saatlerce ters kelepçeyle bekletilmeleri, bu tutumun bir sonucu:

“Barışçıl toplanma hakkımızı kullanmak için o meydandaydık. Dolayısıyla o hakkı gasp etmeye çalışanlar suç işliyordu. Biz bu hukuksuzluğa karşı direndik.”

Cumartesi Anneleri: 25 yıldır çocuklarını arıyorlar

Galatasaray Meydanı o gün, 700. hafta eyleminde dağıtıldı. Gözaltına alınan Sebla Arcan, polis aracında kalp krizi geçirdi ve iki gün yoğun bakımda kaldı. Polis saldırısının ardından darp raporu alan aileler işkence ve kötü muamele nedeniyle şikâyetçi oldu ancak başvurularına takipsizlik verildi. Üstelik sadece 700. hafta eyleminde değil, sonraki süreçte de polis şiddetine maruz kalmışlardı. Fakat dava açılan saldıranlar değil, eylem yapanlar oldu. Gözaltına alınan 47 kişiden 46’sına toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek suçundan dava açıldı. İddianamede, “Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 10-15 kişilik grubun oturarak ve birbirlerine kenetlenerek gruptan bazı kişilerin ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek, anaların öfkesi katilleri boğacak’ sloganlarının atıldığı” ifadeleri yer aldı.

“Kaç dava açılırsa açılsın, vazgeçmeyeceğiz”

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat 2011’de Cumartesi Anneleri ile bir araya gelmişti. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, bu buluşmadan dokuz sene sonra ailelere dava açıldığını hatırlatıyor ve davanın hükümetin insan hakları karnesinin kötüye gittiği bir dönemde görüleceğine işaret ediyor. 1995’te işkence görmüş cesedi Beykoz’da bir yolun kenarına atılan Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, ne polis ne de yargı müdahalelerinin onları eylemlerinden vazgeçmeye ikna edebileceğini söylüyor.

“O alana, bizler de gözaltında kaybedilme tedirginliği yaşayarak çıktık ve buna rağmen çıktık. Kaç tane dava açılırsa açılsın, vazgeçmeyeceğiz.”

Üç kuşaktır adalet kayıp: Cumartesi Anneleri

Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun’a göre, 25 Mart’ta Çağlayan Adliyesi’nde yargılanacak olanlar, iddianamede ismi geçen 46 kişi değil. Besna, “Bu davada yargılamak istedikleri Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, gözaltında kayıplara karşı mücadele” diyor. Besna ve yıllardır oturma eylemi yapanlar için Galatasaray Meydanı kamusal bir alandan ibaret değil, bir meydandan çok daha fazlası… Galatasaray Meydanı, Besna’nın babasını hatırlamak ve hatırlatmak için gittiği tek yer. Bu nedenle Galatasaray’dan vazgeçmek, babasından vazgeçmekle eşdeğer.

“Direnmemizi suç saydılar. Ben direnirim çünkü orası sevdiklerimizle buluştuğumuz bir mekân, onlarla kurduğumuz son bağ. ‘O meydandan vazgeçin’ demek, ‘Sevdiklerinizden vazgeçin’ demek ve biz sevdiklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz.” Burcu Karakaş / Deutsche Welle Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 + 12 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.