Denizler Londra’da mücadele arkadaşları ve yoldaşları tarafından anıldı

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 49. yılında Londra’da Day-Mer tarafından düzenlenen etkinlikle anıldı.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 49. yılında yurt dışında da mücadele arkadaşları ve yoldaşları tarafından çeşitli etkinliklerle anıldı.

Londra’da Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (Day-Mer) tarafından düzenlenen anma töreni, başta Denizler olmak üzere ve savaşsız, sömürüsüz bir dünya için mücadelede yaşamını yitiren tüm devrimciler için saygı duruşuyla başladı.

Faşizme ve gerici savaşlara karşı mücadele açısından tarihi bir gün olan 8 Mayıs’ta, 2. Dünya Savaşı’nın son bulmasının 75. yıl dönümünün de anıldığı etkinlik CommUnity TV’den canlı olarak yayımlandı.

Denizlerin mücadele arkadaşı 68 hareketinin önderlerinden Aydın Çubukçu ve Mustafa Yalçıner’in konuşmacı olarak katıldığı etkinliğe Yavuz Yıldırımtürk de bir video mesaj gönderdi.

Şiir ve müzik dinletilerinin yer aldığı programda İngiltere Day-Mer Gençlik’ten gazeteci Ceren Sağır’ın yanı sıra, Almanya ve Fransa DİDF gençlik örgütlerinden temsilcilerin mesajları da paylaşıldı.

“HER ŞEY YENİ BAŞLIYOR”
Mustafa Yalçıner, Denizlerin son sözlerinin, mücadele ve devrim konusunda bir programa işaret ettiğini belirterek konuşmasına başladı. Yalçıner bağımsızlık çağrısı yapan, emperyalizme karşı mücadeleyi vurgulayan Denizlerin, “Yaşasın Marksizm ve Leninizm” diyerek bu mücadelenin işçiler ve köylülerle yapılacağını ve Türkiye’nin bağımsızlığı için de Türkler ve Kürtlerin birlikte mücadele edeceğini söylediğini ifade etti.

“Bu bir programdır ve bitiyor gibi görünen şey, kapanıyor gibi görünen şey aslında yeni açılıyor, her şey yeni başlıyor” diyen Yalçıner sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu mücadele iktidarı alacak, insanlar kendi kendisinin efendisi olacak ve bu böyle sürecek gidecek ve Denizler gibi halkların değerli evlatları hep anılacak. Onlar bu mücadelenin içinde yaşamaya devam edecekler.”

Mustafa Yalçıner ayrıca Deniz Gezmiş’i Deniz yapan özelliğinin -tıpkı faşizme karşı, sermayeye karşı sosyalizmin zaferi için hakların önünde yürüyen Stalin gibi- mutlaka kendi politikalarını geliştirmesi ve sermayenin peşisıra gitmeyerek, örgütlü biçimde bağımsız bir yoldan ilerlemesi olduğunu söyledi. Bunun devrimcileri devrimci yapan en önemli özellik olduğunu belirten Yalçıner; Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un “toplumun sömürülen, ezilen en geniş yığınlarının, halkın çıkarı için” devrimci bir mücadele yürüttüklerini vurguladı.

“O UYANIŞI HÂLÂ DAMARLARINDA HİSSEDEN HALKLAR VAR”

Denizlerin yoldaşı yazar Aydın Çubukçu da aradan geçen yaklaşık 50 yıla rağmen Denizlerin adlarının, her yıl artan bir heyecanla ve artan sayıda kişi tarafından anıldığını belirterek sözlerine başladı.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, resmi kahramanlar ya da çeşitli çevrelerce büyütülecek sanat eserleri bırakan insanlar olmamalarına karşın anılıyor olduklarına ve anılarının hâlâ taze olduğuna dikkat çekti. Bunun Denizlerin toplumdaki sosyal uyanışın temsilcisi olmasından kaynaklandığını ifade eden Çubukçu şunları söyledi:

“12 Mart askeri faşist darbesini yapan generallerin başı Memduh Tağmaç darbenin gerekçesini açıklarken, ‘Sosyal uyanış, ekonomik gelişmenin önüne geçti’ demişti. Böyle bakınca egemen sınıflar açısından oldukça tehlikeli bir durumun tespit edildiğini görüyoruz. Sosyal uyanış. Bunun temsilcisi de Deniz Gezmiş ve arkadaşları idi. Çünkü darbe öncesinde işçiler ve köylülerin büyük hareketiyle devrimci antiemperyalist öğrenci hareketi birleşme eğilimine girmişti. Asıl tehlikeli olan buydu. Bu tehlikenin temsilcisi ’68 gençliğinin simgesi ve hâlâ o dönemin simgesi olarak kalan Deniz Gezmiş idi. (…) Bugün Denizlerin hâlâ anılıyor olmaları da o uyanışı hâlâ bir ihtiyaç olarak damarlarında hisseden halkların varolması ve bu uyanışın hâlâ büyük bir tehlike teşkil ediyor olmasındandır.”

Aydın Çubukçu günümüzde, tüm dünyada baskı ve zorbalığın şiddetlenme eğilimi içerisinde olduğunu ve bunun karşısında da işçilerin, halkların, gençliğin ve kadınların önemli bir direniş yürüttüğünü söyledi. Salgın hastalık öncesi son derece yüksek bir seviyeye ulaşan bu direnişin, salgın hastalık geçtikten sonra büyük ölçüde yeniden ayağa kalkacağını belirten Çubukçu şöyle devam etti:

“Şu anda kritik bir noktadayız. Salgın hastalık, sonrasında tıpkı savaş sonrası bir dünyaya benzer bir dünya getirecek önümüze. Kapitalizm bütün çelişkileri, keskinleşmiş, yetersizliği açıkça görülmüş, hakların düşmanı olduğu anlaşılmış bir vaziyette çıkacaktır pandemiden. Ve buna karşı mücadele de daha şiddetli, daha yaygın ve güçlü olacaktır. Bu mücadelede her ülkenin idam edilmiş, öldürülmüş devrimcileri her ülkenin kendi bayrağında adlarını gösterecektir.”

Çubukçu, Denizleri bu uyanışın sahibi oldukları için, ölümlerinin üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hala aynı özlemle ve varlıklarının ihtiyacını hissederek andıklarını belirtti ve sözlerini “Kahrolsun faşizm! Yaşasın Devrim! Yaşasın Sosyalizm!” diyerek bitirdi. (Londra/EVRENSEL)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − seven =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.