“Dünya Sağlık Örgütü bile havlu attı”

Radyasyon onkolojisi uzmanı Prof. Dr. Yavuz Dizdar kanserin tüm dünyada arttığını, ancak bunun beslenme dışında başka faktöre bağlayamayacağını söyledi. Son 20 yılda beslenmenin değiştiğini, marketten alınan gıdalar içerisinde yenebilir bir şey kalmadığını savunan Dizdar, “benim görebildiğim kadarıyla bunların içerisinde gerçek ekşiyebilir yoğurt çok büyük önem taşıyor. Yemle 40 günde büyütülen piliçten uzak duracağız. Sadece bu iki temel gıdanın bozulmuş olması bile kanser artışı ile paralellik gösteriyor, o nedenle çok önemliler” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bile havlu attığını ifade eden Prof. Dr. Dizdar, “kanserin çok arttığını söylüyor, ama ne yapılması gerektiği konusunda hiçbir şey söyleyemiyor. Oysa gıda endüstrisinin üretim koşullarına bir baksa, bu üretilenlerle sağlıklı kalmanın mümkün olmayacağını zaten anlayacak” şeklinde konuştu.
Dizdar, raf ömrünün uzatılması için yapılan müdahalelerin gıdaların besleyici özelliklerini ortadan kaldırdığını ve kansere davetiye çıkardığını belirterek, hazır gıdaların, uzun süre bozulmamasının işlem gördüğünün açık göstergesi olduğuna dikkat çekti. Uzun ömürlü gıdalardan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yavuz Dizdar, doğal sütten yapılan ve ekşiyebilen yoğurdun yenilmesi gerektiğini belirterek, “bundan yapılan yoğurdu yiyeceksiniz. Bu yoğurt ekşiyebilir olacak çünkü tarım ilaçlarının etkisinin giderilmesinin tek yolu, ekşiyebilir yoğurt ve ayrandır” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Yavuz Dizdar sorularımızı şöyle yanıtladı:

– KKTC’de 4 binin üzerinde kayıtlı kanser hastası var. Geçtiğimiz yıl 500 vakaya daha rastlanıldığı söyleniyor. Kanserde Dünya 5. olarak adlandırılan ülkemiz, yaşam koşulları açısından çok uygun olmasına karşın (terör, stres, ağır ekonomik sıkıntılar yok) kanserin bu denli yaygın olmasının nedeni nedir?

– Artış değil, patlama var. Grip gibi salgın hastalığa dönüşmüş durumda. Kanser bütün dünyada artıyor, ama bunu beslenme dışında başka faktöre bağlayamıyorum. Son 20 yılda beslenmemiz o kadar değişmiş ki, marketten alınan gıdalar içerisinde yenebilir bir şey neredeyse kalmamış. Yemle büyütülen piliçler, yoğurt, süt gibi temel besin öğelerine yapılan aşırı fiziksel işlem ve elbette bizim anlamamızın mümkün olmadığı tarım ilaçları gibi etkenler gıdaya tamamen hakim hale gelmiş. İşin kötü yanı Dünya Sağlık Örgütü bile havlu atmış durumda, kanserin çok arttığını söylüyor, ama ne yapılması gerektiği konusunda hiçbir şey söyleyemiyor. Oysa gıda endüstrisinin üretim koşullarına bir baksa, bu üretilenlerle sağlıklı kalmanın mümkün olmayacağını zaten anlayacak.

“GIDA ÜRETİM KOŞULLARINI 20 YIL ÖNCESİNE GÖTÜRMEK GEREK”

– Yerleşiklerle birlikte 500 bin nüfusu olan bir ülkede kanser hastalarının sayısının bu denli çok olması bir alarm durumu gerektirmez mi?

– Elbette bu artış bir alarm durumudur. Herkesin bir şekilde sorumluluğunu yerine getirmesini gerekli kılar. Aklı ve bilgisi yetenler bir araya gelecekler ve kanserin neden arttığını anlamaya çalışacaklar, eğer anlayamıyorlarsa, o zaman en basit önlem, gıda üretim koşullarını yirmi yıl önceye değiştirecekler. Sizin bir şeyi hijyenik olarak ambalajlayıp piyasaya sürmeniz yetmez, içerik bozulduktan sonra bunlar ancak süsleme demektir.

– Teknolojik aygıtların kanseri tetikleyici etkisi var mıdır?

– Cep telefonları, elektromanyetik alanlar gibi teknolojik sistemlerin kanserle ilişkisi hep sorgulandı, ama bugüne dek elle tutulur önemli bir etki gösterilemedi. O nedenle bugünkü bilgilerimizle bunların kansere neden olduğunu söyleyemiyoruz.

***

“ORGANİK TARIMIN SORUNU, KURALLARA UYULUP UYULMADIĞI”

– Organik tarımın kanseri önlemede etkisi var mıdır?

– Tarım ilaçları çok önemli bir sorun ve organik tarım bu sorunu azaltmada etkili bir yaklaşım olarak görünüyor. Ne var ki, sorun ürünün gerçekten organik olup olmadığında. Bugüne dek “organik” olduğunu iddia etmesine karşılık zehirleyecek kadar çok tarım ilacı artığı içeren pek çok örnek gördük. Organik tarımın ana sorunu, sertifika olmasına karşılık kurallara gerçekten uyulup uyulmadığı. Beri yandan tarım ilaçları artık o kadar çok çeşitlilik gösteriyor ki, hangi biyolojik etkilere sahip oldukları bile bilinmiyor. Dolayısıyla gerçek organik tarım ve mümkünse en az ilaç kullanımı tercih edilecek yöntem olmalı.

– Dünyada kanser oranları artmakta mıdır? Artıyorsa sebebi nedir?

– Kanser özellikle endüstrileşmiş ülkelerde artıyor, bu da dikkatleri doğrudan gıda üretim ve işleme biçimine çeviriyor. Çünkü değişim neredeyse yüz yılda gerçekleşmiş, o nedenle bugün gıdanın esas biçiminin ne olduğunu hatırlayan yok, bu kadar değişiklik yapılmasının ne gibi sonuçlara yol açacağını da kimse araştırmamış. Beslenme biçimini geleneksel tutan ülkelerde ciddi bir sorun yok. Ne var ki endüstriyel üretim hakimiyet alanını artırmakta.

***

“DAHA SORUNU TEŞHİS EDEMEDİLER Kİ ÇÖZÜM ÜRETSİNLER”

– Gelişmiş ülkelerde ve Türkiye’de kanserle savaş konusunda hangi çalışmalar yapılmaktadır?

– Çok fazla bir şey yapıldığını söyleyemiyorum, çünkü sorunu teşhis edemeyen, çözüm de üretemez. Bugün kansere karşı farkındalık kampanyaları düzenlemenin yeterli olduğu zannediliyor, çünkü hastalığın nedeni anlaşılamamış. Bugüne dek bir tek İngiltere’nin gıda üretimini olabildiğince doğala çevirmek için önlem almış olduğunu gördüm, bu da olasılıkla deli daha hastalığıyla karşılaşmış olmalarına dayanıyor. Et üretimini olabildiğince yemden çıkartmışlar, tavukların üzerinde pişme süresi “1 saat 40 dakika” diye yazıyor. Uzun ömürlü süt hiç yok, serbest dolaşan tavuk yumurtasını bütün marketlerde buluyorsunuz. Aldıkları bütün ürünler de organik.
“YEMLE 40 GÜNLE BÜYÜTÜLEN PİLİÇTEN UZAK DURACAĞIZ”

– Bireysel olarak medyada yer alan koruyucu önlemleri aldığımız takdirde kanserden korunmuş olur muyuz? Yani ne kadarı genetik, ne kadarı çevresel etkilerden?

– Bireysel önlemlerimizi almak elbette çok önemli. Benim görebildiğim kadarıyla bunların içerisinde gerçek ekşiyebilir yoğurt çok büyük önem taşıyor. Yemle 40 günde büyütülen piliçten uzak duracağız. Sadece bu iki temel gıdanın bozulmuş olması bile Türkiye’deki kanser artışı ile paralellik gösteriyor, o nedenle çok önemliler. Meyve sebze mevsiminde tüketilecek, olabildiğince organik kaynaklar tercih edilecek.

736340cookie-check“Dünya Sağlık Örgütü bile havlu attı”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seven + one =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.