Doç. Dr. Adem Yavuz Elveren: Askerî harcamalar kapitalizmi ‘kurtarıcı’ rolde

Fitchburg State Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Adem Y. Elveren: Askerî harcamalar eksik tüketimin giderilmesini ve ekonominin durgunluktan çabuk çıkmasını kapitalistlerin çıkarına dokunmadan yapıyor.

Dünyanın 7 kıtası üzerinde süren savaşların, iç savaşların ya da irili ufaklı çatışmaların arkasında duran büyük bir ekonomi var. Ve yaratılan bu ‘rant alanının’ tartışılmasının dahi önüne set çeken, yığınlara boca edilen bir propaganda bombardımanı. Bunun bir nedeni olmalı. Bu yüzden askerî harcamalara ilişkin çok sayıda soru sormak, ‘soruşturma’ yapmak gerekiyor.

Fitchburg State Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Yavuz Elveren, “Askerî Harcamalar ve Ekonomi” başlıklı çalışmasında tam da bunu yaparak; askerî harcamaların başta ekonomik büyüme, kâr ve artı değer ile olan ilişkisini sorguluyor.

Askerî harcamalar ile ekonomi ilişkisine dair sorularımızı yanıtlayan Elveren, “Sistemin bir krizi var. Sistemi aşmanın yolu üretken olmayan alanlarda üretim yapmanız. İrrasyonelitenin açıklaması maalesef bu. Sosyal harcamaları artırmanız kapitalist bakış açısıyla krizin derinleşmesine (Kâr hadlerinin azalmasına) neden oluyor. Tam da bu nedenle askerî harcamalar sistemin kendisini ‘kurtarıcı’ rolde” diyor.

Askerî harcamalardan kasıt sadece askerî teçhizat ya da silah değil. Bir askerîn giydiği üniformadan tutalım da askerîn yediği yemeğe kadar… Askerî harcamalar ekonomik alanda yaklaşık 210 farklı sektörü harekete geçiriyor. İnşaat sektörü için 70 farklı sektörü harekete geçirdiği biliniyor. Askerî harcamaları bu bağlamda kapitalist ekonomiler için önemli kılan nedir?

Silah harcamaları ülkelerin toplam askerî harcamalarının yüzde 10 ila yüzde 30’u arasında bir orana tekabül ediyor. Askerî harcamaları farklı kılan şey ne? Elbette her harcama kaleminin başka kalemlerle ilişkisi var. Ama askerî harcamaları diğer kamu harcamalarından ayırt eden iki çok temel özellik var. İki hayati özellik.

İlki, askerî harcamaların stratejik nedenlerle yapılıyor olması. Malum güvenlik ya da hegemonya mücadelesi. Dünya ekonomisi için düşündüğümüzde tabiri caizse ‘oyunun kurallarını’ sizin koyabilmeniz. Dolayısıyla enerjiye, hammaddeye daha ucuz ulaşabilmeniz. Bu diğer kamu harcamalarıyla yerine getirilemeyecek bir şey.

Reklam

İkincisi ise iktisadi açıdan. Konuştuğumuz tüm sivil harcamalar aslında bir şekilde, kapitalistlerin çıkarlarına dokunabilir. Örneğin, sosyal harcamalarla geliri işçiler lehine yeniden dağıtmak… Askerî harcamalar tam da bu bağlamda sistemin ürettiği artı değerin soğurulmasına yardımcı olur ve bunu yaparken de kapitalistlerin çıkarını bozmadan yapar. Sistemin sürdürülebilirliğini artıran bir harcama kalemi.

Şunu demek istiyorum. Kapitalizmin bir çelişkisi var. Süreklilik arz eden, kronik bir eksik tüketim söz konusu. Bu kapitalizmin krizlere girmesine neden oluyor. Her biri daha uzun ve derin biçimde gerçekleşiyor. Askerî harcamaların tam da bu anlamda krizleri öteleyen ya da etkisini azaltan; göreli bir iyileştirici etkisi olduğu iddia ediliyor. Kitap da bunun ne kadar geçerli olduğu hem teorik hem ampirik olarak test etmeye çalışıyor.

“ASKERÎ HARCAMALARIN KALKINMAYI NASIL ETKİLEDİĞİNE BAKMAK LAZIM”

John Kenneth Galbraith, birden çok ABD başkanının kabinesinde görev yapmış bir İktisat Profesörü. Politikacıları ironik ifadelerle şöyle eleştiriyor: “Kıyamet bile söz konusu olsa silah harcaması yapılmalı.” Sanırım bu ABD’nin askeri harcamalarına yaklaşımı çok çarpıcı biçimde özetliyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında biliyorsunuz bir savaş ekonomisi söz konusu. Neredeyse tam kapasite üretim var. Bu ekonomiyi canlı tutuyor. ABD’de 2. Dünya Savaşı sonrasında askerî harcamalar hiç hız kesmedi. Çok ciddi bir istihdam yarattı. Bu politika yapıcılar tarafından çok iyi kullanıldı. 1940, 1950 ve 1960’lardan söz ediyorum. İnsanlarda şu algı oluştu o dönemde: ‘Askerî harcamalar her anlamda çok iyi. Hem güvenliğimizi sağlıyor, hem istihdam yaratıyor’ Ve işçi sınıfının buna karşı gelmesi engelleniyor. Çünkü sendikaların önde gelenleri de bu algıda. ABD’de askerî harcamalara eleştirel yaklaş(a)mayan bir toplum var. Hem politikacılar hem akademisyenler hem de toplumun kendisi. Dolayısıyla ordu ABD açısından oldukça ilginç konu. Tam da bu dönemde John Kenneth Galbraith’in biyografisini okuyorum. Orada Kennedy’nin başkanlık döneminde kabinede çok ciddi bir çatışma var. Danışmanların çok büyük kısmı, Kennedy’e, “Askerî harcamalar kesinlikle çok yararlı ve gerekli , bunu artırarak biz ekonomik büyümeyi sağlayabiliriz” baskısında bulunuyor. Silah-ekmek ödünleşmesi söz konusu. Bu bir ödünleşme mi yoksa ikisini birlikte üretmemiz mümkün mü? Çok harcadığınızda acaba eğitim ve sağlığa daha az mı para kalıyor yoksa askerî harcamaları artırarak daha da büyüyebilir miyiz? Kabinede, “Askerî harcamalar artmalı çünkü Sovyetler var” deniyor. Buna karşı çıkan tek kişi Galbraith. Ama yeterli olmuyor. Harcamalar artıyor.

ABD’nin çok temel bir avantajı var. Tek süper güç olarak ABD’ye en yakın harcama yapan Çin’e göre 3 kat fazla bütçesi var. ABD’yi takip eden 9 ülkenin askerî harcamasının toplamı kadar ABD’nin askerî harcaması var.

Bunun doğrudan iktisadi etkilerine baktığımızda farklı teoriler var. Bir grup bunun hem büyümeyi hem istihdamı artırdığını iddia ediyor. Başka teoriler askerî harcamaların uzun vadede ekonominin üretkenlik kapasitesini düşürdüğü için, ekonomik büyümeye de olumsuz etkisi olduğunu iddia ediyor. Ama tartışmayı ekonomik büyümeye indirmek de bir hata. Ekonomik büyüme ile ekonomik kalkınma başka şeyler. Askerî harcamaların kalkınmayı nasıl etkilediğine bakmak lazım. Kalkınma dediğimiz zaman da bu işin içine siz de ben de giriyoruz. Eğitim düzeyimiz, sağlık hizmetlerine nasıl ulaştığımız, hayatımızdan memnun olup olmadığımız, gelir dağılımı gibi…

Sonda söylenecek şeyi başta söyleyeyim, konu askerî harcamalar olunca eleştirel yaklaşmak çok daha zor. Askerî harcamalar herkesi aynı şekilde etkilemiyor. Bu da sonuçta birilerinin ürettiği; tıpkı patates, elma, portakal gibi -maalesef insan öldürmek için- bir ürün. Trump, Suudi Arabistan’a 2 milyar dolarlık bir satış yaptığında bunu derste öğrencilerime sormuştum. ‘Bu 2 milyar dolar cebimize giriyor mu, zenginleştik mi’ diye. Kağıt üzerinde evet. Ama ortada çok ciddi bir yanılsama var. İnsanlar kendilerinin de zenginleştiğini düşünüyorlar. Uğur ZENGİN / EVRENSEL İstanbul

___________________

HABERİN DEVAMINI KAYNAĞINDAN OKUMAK İÇİN LÜTFEN LİNKİ TIKLAYINIZ
https://www.evrensel.net/haber/431326/doc-dr-adem-yavuz-elveren-asker-harcamalar-kapitalizmi-kurtarici-rolde

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − fourteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.