DOĞU BATI DİVANI – GOETHE

SEDAT YILDIRIM SARICI – Derler ki “şairle filozof kardeştir”. Filozof insanlık hallerinin varoluşsal dertlerine bilgece çare arayandır. Şair ise aynı kaygıyı bir de kafiye, redif, usül ve üslup gibi dil ustalığıyla örebilendir. Filozof ve şairle benzer dertlerle hemhal besteciler, dil nakışını melodi, armoni ve ritmle uyumlu dokuduklarında ölümsüz eserler doğar.

Geçtiğimiz hafta Çanakkale savunmasının 106. yıl dönümüydü. Bir muharebenin kopardıklarını bu kadar güzel anlatan dört mısrayı dünyanın dört köşesini de didiklesek zor buluruz. :

“Çanakkale içinde bir uzun selvi / kimimiz nişanlı, kimimiz evli, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde bir kırık testi / analar babalar ümidi kesti, gençliğim eyvah!” 

Bazen sadece üç mısra da ciğerinizi söküp yıllarca ağlatmaya yeter. 

“kışlanın önünde redif sesi var / bakın çantasında acep nesi var / bir çift kundurayla bir de fesi var”.

Bir başka Yemen türküsü, bir başka hakikati yüzümüze vurur.

“Yemen yolu çukurdandır / karavanam bakırdandır / zenginimiz bedel verir / askerimiz fakirdendir”.

Yukarıdaki mısralar hallerimizin beyanı olarak tarihe geçmiştir. Ozanlarımızın çare önerdikleri dörtlükler de var.

“Yemen bizim neyimize? /  şivan düştü evimize / bak yavrular yetim kaldı / güvenmeyin beyinize”.

Karaca Oğlan’dan Dadaloğlu’na ozanlarımızın kalbimizdeki yeri neyse Klasik Batı Müziği tarihinde Beethoven’ın benzersizliği öyledir.

Beethoven

Yazmış olduğu 9. (ve son) senfonisi 1824’de, Viyana’da ilk kez çalındığında Beethoven’ın duyma rahatsızlığı artık tamamen sağırlığa dönüşmüş. Koro ve orkestradan oluşan 300 kişilik ekip eseri bitirdiğinde salondan yıkılırcasına bir alkış kopar ama Beethoven hiçbir şey duyamaz. Ayakta orkestraya bakmakta olan Beethoven’ı orkestra şefi kolundan tutarak salona çevirdiğinde halkın coşku ve alevini görmüş, buruk bir sevinç tarihe emanet edilmiştir.

Beethoven 9. Senfoni (Final bölümü) – Immortal Beloved filminden (1994).

https://www.youtube.com/watch?v=7qWbcosJdtU

Beethoven’ın 9. Senfoni’si 1972’de Avrupa Birliği’nin resmî marşı kabul edildi. Sonrasında da her kritik siyasi dönemeçte bu eserin bazen tamamı, çoğu zamanda ana teması (final bölümü) sergilendi. Biz de öğretmenler olarak sadece beş notadan ibaret bu mükemmel temayı müziğe yeni başlayan bütün öğrencilerimize evrensel ortak değerimiz olarak öğretiriz.

The Metropolitan Opera – Ukrayna’ya destek için New York konseri

18 Mart günü Çanakkale anılırken, dört gün önce (14 Mart’ta) New York’ta Beethoven 9. Senfoni’si yine müzikseverlerle buluşmuş. The Metropolitan Opera Ukrayna ile destek mesajlı bir konser düzenleyip açılışı Ukrayna milli marşıyla yapmış. Ukraynalı solistler de programda yer almış.

“Tamam!” ama The Metropolitan Opera bu konseri barışa mı, savaşa mı hizmet etti, emin olamıyoruz. Çünkü hakikatte ve pratikte bu konser yuvaları, yurtları harap edilmekte olan Ukraynalıların halinde bir düzelme sağlamaz.

KIŞKIRTMA

1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra NATO artık genişlemeyeceğine dair söz verdi. 15 Şubat 2022’de (bir ay önce) Alman Der Spiegel gazetesi verilen bu sözlerin dökümünü yaptı. “NATO’s Eastward Expansion: Is Vladimir Putin Right? – NATO’nun Doğu’ya Genişlemesi: Vladimir Putin Haklı mı?” başlığıyla NATO’nun önde gelen ülkelerinin başbakanları, dışişleri bakanları ya da NATO genel sekreterlerinin sayısız deklarasyonu hatırlatıldı.

Bugünlerde kırk gazete de yazıldığı gibi, 1991’den sonra NATO “genişlememe” sözünde durmayarak 14 ülkeyi daha kendi blokuna dahil etti (Polonya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Arnavutluk, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovakya, Slovenya, Hırvatistan, Karadağ ve Kuzey Makedonya).

Şimdi Putin “Utanmadan bizi kandırdınız” diyor ve ekliyor: “Kendimizi giderek artan bir tehdit altında hissediyoruz. NATO’dan Doğu’ya genişlemeyi durdurmasını, Rusya’ya güçlü, güvenilir, uzun vadeli ve hukuki bağlayıcılığı olan yazılı güvenlik garantileri vermesini talep ediyoruz”. 

NATO ise duymazdan geliyor. Birkaç gün önceki (24 Mart) NATO zirvesinde de “genişlememe”ye dair en küçük bir not düşülmedi.

Rusya’nın son 30 yıllık kaygısının en az yarısı haklı bir sebebe dayalı. Putin, diktatör fikri ve zikriyle zaten yanlış bir adam. Bu yanlış adamı bile “haklı mı” dedirtecek kadar sahtekar bir dünyada yaşıyoruz. Çünkü, yanlış adam bu celsede doğru bir tezle savunma yapıyor. Yalnız yarı haklılık hamlıkla karışınca savunma saldırıya çevrildi. “Haklılık” suça dönüştü.

Putin, Batı utanmazlığının bedelini kardeşi Ukrayna halkına ödetiyor. Bir kaç gün önce yaşlı bir Ukraynalı teyze harbin harap ettiği bir sokakta “yiyecek yok, ilaç yok” diye hüngür hüngür  ağlıyordu. Kentler yerle bir edildi, üç buçuk milyon Ukraynalı göçtü. “Filler tepişirken çimenler eziliyor”.

Siyasetten bahsedince sinirlerimiz gerildi. Müziğe dönelim, Amerika’nın yayılmacı emellerine hizmeti vazifelenmiş The Metropolitan Opera yerine hayırlı bir işle iştigal eyleyen Doğu Batı Divanı Orkestrası’ndan bahsedeyim.

BARIŞA ÇIKAN YOL – DOĞU BATI DİVANI ORKESTRASI 

Doğu Batı Divanı Orkestrası – Seville 2006

Doğu Batı Divanı Orkestrası, 1999 yılında piyanist orkestra şefi Daniel Barenboim ve Filistinli düşünür Edward Said tarafından “Orta Doğu’ya barış getirmek ve toplumlar arası anlayışı geliştirmek” amacıyla kuruldu. Filistin ve İsrail başta olmak üzere 17 farklı ülkeden katılan 14-25 yaş arası 110 müzisyenden oluşuyor. 2005 yılında Filistin’deki “Ramallah Kültür Sarayı”nda verdikleri konserlerle dünya çapında büyük ilgi uyandırmışlardı.

Kurucu piyanist, orkestra şefi Daniel Barenboimi’ müzik otoriteleri dahi olarak kabul ederler. Anne ve babası Rusya Yahudilerinden olup Arjantin’de doğan Barenboim, hem İsrail hem de İspanyol vatandaşı. Arkadaşı Edward Said (1935 – 2003) ise Filistinli. 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında ailesi mülteci konumuna düşmüş. Edebiyat profesörü ve teorisyen olan Said, klasik müzik üzerine yazdığı kitaplar, Filistin meselesine değindiği sayısız makaleleriyle birlikte 1978’de yayımladığı Orientalism (Şarkiyatçılık) isimli kitabıyla tanınır.

Edward Said kızkardeşiyle – Mısır 1940

Şarkiyatçılık” üzerine söylenecek çok söz var ama Edward Said’in Orientalism kitabında; Batılı akademisyen veya egemenlerin Şarki değerleri nasıl da görmezden geldiklerine dair epeyce bir tutarlı örnek bir araya toplanmıştır.

Şarklı düşünürlerin çoğu Oryantalistleri, “Şark düşmanı” olarak kabul etse de özellikle Alman Oryantalistlerin hak teslimi açısından Doğu’ya oldukça olumlu katkılarda bulundukları da göz ardı edilemeyen gerçeklerdendir.

https://www.youtube.com/watch?v=imgkBwpXtWk

Doğu Batı Divanı Orkestrası, adını Alman şair Goethe’nin şiir kitabından alıp, şairin 250. doğum yıldönümünde kurulmuş. Edebiyat, siyaset ve doğabilimlerinin yanı sıra İslam ve Doğu kültürüne de ilgi gösteren Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832) Arapça ve Farsça öğrenimine başlamış, Kuran’ı hatmetmiş ve İran tasavvuf şiirinin öncülüğünü üstelenen Hâfız-ı Şirâzî’den etkilenmiş. Goethe, on iki bölüm halinde topladığı lirik şiirlerinin her birine Farsça başlıklar vererek Doğu Batı Divanı adıyla yayımlamıştı (1819).

Dönemin Müslüman alimleri, Goethe’nin yoğun İslam uğraşılarına istinaden kendilerinden biri olduğunu düşünüp adını “Muhammed Johann Wolfgang von Goethe” şeklinde değiştirmişler.

BESTECİDEN KUTSİYET DEVRİŞME!

Yazımızın en başında besteciler, filozoflar gibi beşeri dertlere çare ararken, şair gibi akıcı dil nakışını gözeterek müziklendirirler demiştik. Milyonda bir çıkan bu erenlere, bir de erdemi yükseltme vazifesi yüklenir ve daha kutsi bir makama taşınmış gibi olurlar. Bu sebeble “Dede Efendi” ya da “Beethoven” dendiğinde aklımızda sanki ermiş, ulu bir varlık canlanır. Canları kara toprağın olur ama eserleri ölümsüzdür.

Cingöz siyasiler işte bu itibarın farkındadırlar. Sefere, savaşa, açılışa, kapanışa, kuruluşa, kurtuluşa, yıkılışa, seremoniden cenazeye her türlü icraata mehteran takımı da götürürler. Mehter teşkilatının başında bulunan “Emri Alem”i bile en nihayetinde sultanın “maaşlı kulu” muamelesiyle mükafatlandırırlar. Bazen ödülün taşıyıcı kaidesine tarihle birlikte “Müstahak” mertebesi de “italik” olarak kazınır. Maaş aşaması, aşılması gereken bir aşama olarak kaydedilip, sazendenin istikbalini salt meşke bağlanmaması gerektiği hatırlatılır.

Zaten orkestralar ya parayla, ya yarayla kuruluyor. Parayla kurulanlar araya politik oyunlar girince taktik aparatı olarak kullanılmalarına müsaade etmemelidirler. Maaş ya da sponsorluğun diyeti “güdüm” olmamalıdır. Yerel veya merkezi idare, irade kavramını paylaşmakla mükelleftir.

Yarayla kurulan(orkestra)lardan ise yararlanabilmek kolay olmuyor. Yaranın haslığı ve hesapsızlığı dokunulmazlığını da beraberinde getirebiliyor. Her yara sadece kendisine benzer. Oysa bütün paralar “matbaa baskısıdır.” Paradaki en küçük farklılıkta kalpazanlıkla suçlanır, mapusu boylarsınız.

Bu makalede andığımız Doğu Batı Divanı Orkestrası, kendi beyanlarında olduğu  “Orta Doğu barışı ve toplumlar arası anlayış” yarasına merhem olarak kurulmuş. Daha önceki yazılarımızda her birini ayrı bir makalede tanıttığımız orkestralar birer cümleyle şöyleydi: Chineke Orchestra siyahların ve Asyalıların yaralarını sarmalıyordu. Yoksul Paraguaylıların çöpten buldukları tenekelerle yaptıkları çalgılarla kurdukları The Recycled Orchestra, Metallica ve Megadeth ile aynı turnelerde konser verip yaradan yararlanabilmeyi öğrenmişlerdi. Dünyanın en fakir ülkesi Venezuella, 45 yıllık El Sistema deneyimiyle iki milyondan fazla çocuğu müzikle buluşturarak yaranın seraya çevrilebileceğini kanıtlamış oldu. İzmir’in dar gelirli mahallelerinde çalışan Barış Çocuk Orkestrası da çalgılarını çala çala yarayı iyileştirme çabası içinde olanlardandı.

Putin, Moskova Konseri’nde 18 Mart 2022

Parası bol The Metropolitan Opera 14 Mart’ta, New York’ta Ukrayna’ya destek konseri düzenleyince, parası pul! Putin de Moskova’da, Kırım’ın Rusya’ya katılmasının yıldönümü olan 18 Mart’ta bir konser düzenlemiş. Stadyum dışına taşan izlerlerle 200,000 kişiye hitap etmiş, Rusya’daki bütün televizyon kanalları yayınlamış. Atasözünü güncelleyelim: “filler tepişiyor, ziller eşlik ediyor”.

The Metropolitan Opera’nın New York’ta seslendirdiği Beethoven’ın 9. senfonisini, adını Goethe’nin şiirinden alan Doğu Batı Divanı Orkestrası, 2006’da Daniel Barenboim yönetiminde Berlin’de seslendirmişti. Arada büyük bir fark var. Doğu Batı Divanı Orkestrası Filistin, İsrailTürkiyeSuriyeÜrdünMısırLübnanTunus, İspanya ve Hollanda’nın genç müzisyenlerinden oluşuyor. Çünkü 9. Senfoni’ni sözleri diyor ki;

“kardeş olun ey insanlar”.

_______________

Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

2594060cookie-checkDOĞU BATI DİVANI – GOETHE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.