Domuzumsu nifak virüsleri

Aşının mı, virüsün mü suçlu olduğuna dair, alyuvarların mı, akyuvarların mı daha zararlı olduğuna, devletin resmi mercileri, eski, yeni bilumum otoriteleri ve cumhuriyetin seyyar ve sabit savcıları karar veremediler.

Virüsler sınırda seyyar mahkemeler kurarak serbest bırakmadığımız halde içerilere kadar çoktan yayılmışlardı zaten. Burnumuzun dibi virüs kaynarken, dışarıdan daha fazlasına da yol açılmış oldu, birileri yolunu bulsun diye… Yayılan, nifak virüsü aslında… Şimdi dozaj ayarı yapılıyor tedavi için. Mola ondan verildi…

Deneme yanılma metoduyla BOPstil bir otoritecilik oynanırsa, denenirsin ve yanılırsın elbet. Kobay olma olasılığımız bundandır. Nelerde kobay olmadık ki şu ana kadar? Ortaya, uzaktan kumandalı, çok uluslu bir tez atılıp, az nabız ve tansiyon ölçtürtmedik. Lokal anestezilerle az uyutulmadık. Ne kadar nefessiz kalabileceğimiz az ölçülmedi. Nabzımızın durduğu zamanlar oldu, tansiyonumuz pik yaptı ama otoritelerimiz bundan yönetim tarzları ve hükümet olma bilgileri çıkardılar. Üzerimizde denenerek öğrenilen yönetim usulleri ile yapıldı usulsüzlükler. Yanılınan yerlerde geri adımlar nasıl atılır önce bunda uzmanlaşıldı. Tepki özürlü bir toplumda alıştıra alıştıra ve hazmettire hazmettire yedirebilinenler üzerinde ihtisas yapıldı ve başa yerleşip, nasıl migren olunur bu öğrenilebildi.

Batı merkezli, çok uluslu zahiri ilaç tüketim örgütünün her yıl farklı kılıklarda ortaya sürdüğü, deli dana, kene, sars, kuş gribi, domuz gribi, eşek şeysi gibi virüslerle bazen turizmimiz vuruldu, bazen korku merkezlerimiz, çoğunlukla cebimiz. Paçalarımızı çorapların içine sokarak korunamayacağımız domuz yanlısı dış mihrak virüsleri, domuzluk yapıp üst solunum yollarından sızıyorlar şimdi bünyemize. Paçaları bağlayıp dolduran ve kokular salan üst solunum yollarımız ise tıkalı durumda… Gaflet ve delalet içinde değil, icazet ve necazet içinde ardına kadar yol açıyorlar bu ishal gibi sızıntılara. Sızıntılar büyüyor ve ülkeyi istenildiği zaman bölüverecek potansiyel öğeler olarak yedek kulübesindeki yerlerini alıyorlar. Daha toplum ısınmadan, maç öncesi itip kakıp, hır çıkarıp, moral bozup, puan almak için… Direnen üst solunum yolları alt salınım yoluyla gazlanıveriyor oyun sahasından dışarıya. Boğazımıza kronik nodül olarak yerleştirilenler ise her fırsatta bünyemizi zayıf düşürmek amaçlı olarak, yeni kılıklarda ve yeni havalarda hortlatılıp, ortamıza atılıveriyorlar. Aşı ne fayda? Bağımlı nifak virüsüne bağışıklığımız da yok…Bağışıklığımız saflık sendromuna.

Bizim toplum olarak antikorumuz kalmadı. Alyuvarlarımızın hepsi yuvarlak çıktı. Akyuvarlarımız ise içerden ve içten içten çalışıyorlar şevkle ve içtenlikle… Güdücü müttefiklerce uzun ve ince hesaplarla, laboratuarlarda titizlikle geliştirilen toplumsal nifak virüslerinin ise ne aşısı var, ne de serumu. Vücut şuur kaybına direnemiyor, ruh çökertiliyor, döküntüler başlıyor, beyin mengeneye sıkıştırılmış durumda akılcı karar ve yönetim tarzları geliştiremiyor doğal olarak. Ve kobaya dönüşüyoruz… Çelişkiler sinsilesi işte bundandır. Bunaltılmış ve bunamış beyinlere kan gitmeyince, kan ortaya saçılıyor, kan gölüne döndürülüp felç ediliyor sağ alt yanlarımız. Sol yanımızı zaten çeçe sineği ısırmış durumda.

Denek alanıyız ya ! Hazmettire hazmettire halledilecek denen hazımsız girişimler sonucunda global ilaç sektörü yeni bir ilaç sürüm sebebi ortaya çıkarabilir yakında…

“Hazımsızlık”…

Belirtileri, karın ağrısı, yükseklerde baş dönmesi, yüz kızarması, halsizlik ve kusma…

743380cookie-checkDomuzumsu nifak virüsleri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 + fourteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.