Ekmek ayaklanmaları

Temel gıda fiyatlarının yükselmesi fakir ülkeleri vururken, bu ülkelerde isyanlar da başladı. Dünyanın en fakir ülkelerinde yüz binlerce kişi sokaklara dökülmüş durumda. “Açız” sloganlarıyla sokaklara dökülen bu insanlarla polis arasında çatışma yaşanıyor.


Son birkaç ayda sadece Kamerun’da 40 kişinin bu çatışmalarda hayatını kaybettiği söyleniyor. Moritanya, Fildişi Sahilleri, Senegal, Etiyopya, Burundu, Burkina Faso, Eritre  gibi Afrika’nın diğer fakir ülkelerinde de her gün onlarca insan ölüyor.


Anlayacağınız Afrika’dan “açız” çığlıkları yükseliyor. 80 milyon nüfuslu Mısır’da halkın yarısı açlık sınırında yaşam savaşı veriyor. Ülkenin her yerinde uzun ekmek kuyrukları var. İnsanlar bu kuyruklarda çile çekiyor, hayatlarını kaybediyor.


Tunus’ta da durum pek farklı değil. Açlık ve işsizliği protesto eden Tunuslular ile polis arasında sık sık çatışma yaşanıyor.


Afrika’yı isyanın eşiğine getiren açlık, Asya ülkelerinde de kendini göstermiş durumda. Özbekistan, Bangladeş, Yemen ve Endonezya’da insanlar sokaklara dökülerek gıda fiyatlarının artışını protesto ediliyor. Pakistan’da daha da ilerisi yaşandı. Halk tahıl ambarlarına saldırdı. Pakistan ordusu tahıl ambarlarının güvenliğini sağlamak için halka güç kullanıyor.


Bir anlamda ekmek ayaklanmalarının yaşandığı fakir ülkelerde üç aşağı beş yukarı aynı sahneler tekrarlanıyor. Senaryo bir tek Haiti de biraz daha farklı yaşandı. Açlığa isyan eden halkın hükümet karşıtı gösterileri sonucu, Başbakan Jacques Edouard Alexis istifa etmek zorunda kaldı.


Görünen o ki, yiyecek açısından dışa bağımlı olması ve gelir dağılımındaki eşitsizlik yüzünden, 1988 yılında Cezayir’de yaşanan ve “Ekmek Ayaklanması” olarak hatırlanan isyanların benzerleri şimdi onlarca ülkede yaşanıyor. Yaşanmaya da devam edecek.
 
Çünkü dünyadaki eşitsizlik her geçen gün daha çok artıyor. Bunu artık Birleşmiş Milletler yetkilileri de dile getiriyor. Bu eşitsizlikliğe gelişmiş ülkelerdeki ticaret kanunlarının neden olduğu bir gerçek. Bu yüzden uluslararası yardım kuruluşları uluslararası ticaret kanunlarının yeniden düzenlenmesini istiyor.


Küreselleşmenin fakir ülkeleri daha fakirleştirdiği, zengin ülkeleri daha zenginleştirdiği gün gibi ortada.


Artık küresel ticaret rejiminin doğruluğu sorgulanıyor.


Unutmamak gereki ki, tarihteki bütün savaşlar ekmek yüzünden çıkmıştır. Ekmek o kadar önemlidir ki, bir ülkenin dükkanlarında satılan ekmek çeşitlerinin bolluğu, o ülkenin refah seviyesini gösterirken, yokluğu da yoksulluğun belirtisidir.


Zenginlik de yoksulluk da ekmek ile ölçülür.


Gelelim Türkiye’deki duruma… Açlık çığlıkları henüz yükselmiyor ama, bundan 20 yıl önce kendi kendine yeten dünyanın sayılı ülkelerinden biriyken, değişen tarım politikalarımız yüzünden şimdi buğdayından mısırına, elmasından portakalına, pirincinden nohutuna neredeyse tüm gıda maddelerini yurt dışından aldığımızı unutmayalım.


Bilmem anlatabildim mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.