Elektrik ve doğal gaz haktır, halkındır

Nuray Sancar / Evrensel – Isparta halkının günlerce elektriksiz ve doğal gazsız kalmasının arızi bir durum değil yinelenebilir bir sonuç olduğunu birçok uzman söylüyor. Nitekim Isparta olayından önce de OSB’lerde elektrik kesintisi yapılmıştı. Yılbaşı zamlarının üzerine gelen ödenemez faturalar elektrik ve doğal gaza ulaşmayı bir kriz haline getirdi.

İktidarın enerji politikaları ve özelleştirmelerinin içinden çıkılamaz bir noktaya geldiğinin göstergesi bu. Bu noktada hem gerçekten hem mecazi anlamda fatura yine emekçilere kesildi.

Bugün elektrik üretiminin yüzde 80’i, dağıtımın ise tümü özel şirketlerin elinde. Diyarbakır EMO Eş Başkanı Alican Çetinkaya ise önceki gün Evrensel’deki röportajında 10 bin 300 elektrik santrali, 100 bin megavat kurulu gücü olan ve bunun en çok 50 bininin tüketildiği Türkiye’de bir enerji sorununun olmadığını, sorunun enerjinin önemli ölçüde dışa bağımlı hale getirilmesinden kaynaklandığını söylüyor.

Şöyle ki; Rusya’dan bağlayıcı taahhütlerle alınan doğal gaz için taşıyıcı ve yüklenici firmaların borçlarına verilen devlet garantisi cepte zaten. Ancak Rusya’nın istediği garanti sadece borçların ödenmesiyle sınırlı değil. Ne kadar doğal gaz alınacağını da Putin belirliyor. 2020’de çıkan habere göre Türkiye Rusya’dan her yıl 8.5 milyar metreküp almak zorunda. Kullanılmayan doğal gazın bedeli 2019’da 2.6 milyar dolar. Böylece şişen fatura halkın sadece tükettiğine değil tüketmediği miktara da kefil edilmesi demek.

Doğal gazın ihtiyaç fazlası neredeyse dünyanın en pahalı elektriğinin üretimine ayrılıyor. 197 doğal gaz elektrik santrali toplam tüketimin yüzde kırkını sağlıyor.

Yüklenici ve alt taşeronları ile ‘kaynaktan eve’ bütün süreçleri kontrol eden enerji şirketlerinin hangileri olduğunu herkes gözü kapalı tahmin edebilir. Çünkü bunların büyük çoğunluğu eş-dost, aile çevresi, iktidarın göz bebeği olan tekeller. Doğayı talan etmek, yaşam alanlarını tahrip etmek pahasına HES ve JES’leri kuranlar da aralarında.

Geçtiğimiz aylarda liranın karşısında değeri yükselen dolar taahhüde dayalı borçlanmaları bir boyunduruğa dönüştürdü. Bugün hanelere, dükkanlara gelen faturalar geçilmeyen köprülere, gidilmeyen şehir hastanelerine ödemeye başladığımız bedeli dayatan aynı politik zihniyetin kazığı. Bu Türkiye kapitalizminin ve bir kesim tekelin iktidarı olarak zuhur eden tek adam rejiminin marifeti. Bu sistem halka sürekli borç üretiyor.

Emekçiler haklı olarak özelleştirmelere karşı çıktılar. Bunun ağır sonuçlarının birer birer belirdiği bugünlerde elektrik şirketlerinin kamulaştırılması/kamuya geri döndürülmesini dillendiren kesim genişledi. Gelgelelim mevcut devlet yapılanması dahilinde yapılacak bir kamulaştırmanın sonuçlarının farklı olmayacağını tahmin etmek zor değil.

Devletin her türlü imkanını tekellere açan, borçlarını halka ödeten, vergilerini silen, teşvik ve ihale kolaylığı sağlayan iktidar, kendisinin merkezinde olduğu bir ilişkiler ağı oluşturmuş durumda. Halkın birikimini bu tekelleri palazlandırmak için çarçur ediyor şirketler de halkı soyuyor.

Dışa bağımlılık, kamu özel ortaklığı sistemi ve nihayet bedelin halka ödetilmesini kolaylaştıran baskıcı devlet sistemi aynı sürecin birbirine bağlı unsurları. Bunu gözetmeyen kamulaştırma, tekellerin yerini devlet tekelinin alması demek. Buna tekelci devlet kapitalizmi deniyor ve dünyada örnekleri az değil.

Ancak her türlü inisiyatifi köreltilmiş, önüne binbir engel çıkarılmış emekçilerin örgütleri aracılığıyla denetleyebildiği bir sistem faturanın daima halka kesilmesini engelleyebilir. Enerji iş kolundaki sendikalar ve meslek odalarının, tüketici emekçilerin kendi örgütlerinin denetiminde olmayan bir kamulaştırma kapitalizmde tekelci devletin alanını genişletir o kadar. Kamulaştırılan ise özel teşebbüsün borçları olur. Yani halkın borcu baki kalır.

Oysa kârları yükselsin diye halka bedel dayatan şirketler bu borçları kendileri ödemeli. Bu soygun düzenine son verilmelidir. Bugün birçok aile yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Bu kesimlere elektrik, doğal gaz, internet ve telefon bedava olmalı. Şirketlere vergi indirimi yapılmamalı tersine ödeyecekleri vergiler artırılmalı, zamlar geri alınmalı, haksız yere halka ödettirilen enerji bedeli ile elektrik ve doğal gaz kesintileri nedeniyle oluşan zararlar karşılanmalıdır.

Bir de şu var; siyaset kanallarının halka kapatıldığı her yerde fatura ona kesilir. Demokrasi ne kadar azsa, emekçi inisiyatifi ne kadar köreltilmişse fatura o kadar kabarık olur. Bu bakımdan bugün yüksek faturalar için yapılan eylemler, dillendirilen talepler aynı zamanda demokrasi içindir. Halk, inisiyatifini böyle gösteriyor ve bu süreci kendi kontrolü altına almak için şimdiden elinden geleni yapıyor.

2583880cookie-checkElektrik ve doğal gaz haktır, halkındır

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen − twelve =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.