EMEP’li Karaca’ya göre, Şimşek programının 3 yalanı

Mecliste yaptığı açıklamada Hakkari’ye atanan kayyuma tepki gösteren EMEP’li Sevda Karaca, “Bugün ortak bir karşı duruş sergilenmezse; yarın hepimizin boğazına dolanan bir ilmeğe dönüşecek” dedi.

EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi. Dün Hakkari Belediyesine atanan kayyuma tepki gösteren Karaca, “Bugün ülkenin bütün emek, demokrasi ve özgürlükten yana güçleri ortak bir karşı duruş sergilemezse; yarın bu hukuksuzluk hepimizin boğazına dolanan bir ilmeğe dönüşecektir” dedi.

Şimşek programının işçi sınıfına daha fazla işsizlik, yoksulluk ve açlık dayattığını söyleyen Karaca, Temmuz zamları için mücadele çağrısı yaptı. Belediyelerde yaşanan işten atmalara da değinen Karaca, işten atılan işçilerle dayanışma içinde olduklarını vurguladı. Taban maaş talebiyle mücadele eden özel sektör öğretmenlerinin mücadelesine de değinen Karca, “Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın mücadelesinin arkasında, taleplerinin yanındayız” diye konuştu.

Son olarak Elazığ’da katledilen Burcu Demir’in bugün görülen davasına da dikkat çeken Karaca, “Kadın katillerinin mahkemelerde az ceza almak için her türlü yalanı söyleyebildiğini biliyoruz. Burcu Demir’in davasında adaletin sağlanması için sonuna kadar mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.

KAYYUM TEPKİSİ

Karaca, AKP iktidarının kendisine biat etmeyen kesimlere yönelik baskı ve zorbalık politikalarını eleştirerek kayyum atanmasının hukuksuz ve antidemokratik bir uygulama olduğunu vurguladı.

Karaca, İçişleri Bakanlığı’nın Hakkari Belediyesinin iradesini çiğnediğini belirterek, Cumhur İttifakı’nın yerel seçimleri kaybetmesinin ardından Erdoğan’ın sıkça dile getirdiği “milletin iradesine saygı” söylemlerinin iki yüzlü olduğunu ifade etti. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dil, din, ırk, mezhep, meşrep ayrımı yapmadık. Bu ülkede Kürtler bir dönem uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ötekileştirilmişti, biz kucaklaştık” sözlerini hatırlatan Karaca, kayyum atamasının, Kürt halkının iradesine yönelik bir saldırı olduğunu belirtti. Karaca, “Ölüm ve zulümden ötesinin reva görülmediği Kürt halkıyla ‘kucaklaştık’ denerek pazara serilen bu iki yüzlülük de ne ilktir ne de son olacaktır” diye konuştu.

Karaca, geçmişte de uygulanan kayyum yönteminin, halkın iradesini yok saymanın yanında kamu kaynaklarını israf ettiğini söyledi. Erdoğan’ın iktidarını pekiştirmek için eski yöntemlere başvurduğunu, ancak bu baskıcı politikaların geri tepeceğini ve Kürt halkının iradesini yok sayarak siyasi kazanım elde etme çabalarının başarısız olacağını ifade etti.

Gündemdeki “normalleşme” ve “yumuşama” tartışmalarına atıfta bulunan Karaca, “Kürt halkının payına düşen yine hukuksuzluk, polis kuşatması ve irade gaspı. Anayasanın seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarını düzenleyen maddeleri, Kürtler için işlemiyor. Kendi tahakkümünü pekiştirmek için birçok kez değiştirdiği Anayasayı kendisi ihlal eden iktidar, tüm bunlara rağmen ‘yeni anayasa’ için destek isteyebilecek kadar da aymazlaşıyor. Halkın iradesini yok sayan bu iktidar; Anayasa da yapamaz!” ifadelerini kullandı.

Kayyum atamasının yalnızca Hakkari halkının değil tüm Türkiye halklarının iradesine yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Karaca, “Bugün ülkenin bütün emek, demokrasi ve özgürlükten yana güçleri ortak bir karşı duruş sergilemezse; yarın bu hukuksuzluk hepimizin boğazına dolanan bir ilmeğe dönüşecektir” dedi.

Hakkari Belediyesine kayyum atanmasının, Rojava’da yapılacak yerel seçimlere karşı bir operasyon tehdidinin ardından gerçekleştiğine dikkat çeken Karaca, “Bakın, Rojava özerk yönetimi, yerel seçimlerin yapılmasını demokratik Suriye’nin bir parçası olma kararlılığının bir göstergesi olduğunu ifade ediyor ama iktidar kara propagandayla şoven duyguları kışkırtıyor. Üstelik muhalefeti de kendi politikasına karşı koyamaz hale getirmeyi amaçlıyor” diye konuştu.

Erdoğan iktidarının bu tür hamlelerle Kürt sorununu kullanarak toplumsal muhalefeti bastırmaya çalıştığını belirten Karaca, bu politikanın, Kürt halkının yanı sıra tüm Türkiye halklarının demokratik haklarına yönelik bir saldırı olduğunu vurguladı.

“SARAY REJİMİNİN ANAYASA YAPAMA YETKİSİ DE MEŞRUİYETİ DE YOKTUR”

Yarın Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’la kendisinin daveti üzerine, saat 15.00’de EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Milletvekili İskender Bayhan ile birlikte Mecliste bir görüşme yapacaklarını duyuran Karaca gerçekleşecek görüşmeye dair şunları söyledi:

“Mevcut Anayasa’yı ve AYM kararlarını uygulamayan, uygulamamak üzere politikalar üreten bir iktidarın demokratik anayasa yapma, işçi ve emekçilerin taleplerini bu Anayasa’ya yedirmek gibi bir dertlerinin olduğunu düşünmüyoruz. Saray rejiminin yeni bir anayasa yapma yetkisi de meşruiyeti de hakkı da yoktur. Antidemokratik uygulamaları derinleştiren; emekçilerin, kadın ve gençlerin haklarını korumak bir yana geriye çekecek bir anayasaya rızamız, onayımız, dahlimiz yoktur, olmayacaktır.”

TEMMUZ ZAMLARI VE MÜCADELE ÇAĞRISI

Sevda Karaca, Temmuz ayı zamlarıyla ilgili olarak hükümetin gerçekleri saptırdığını ve işçi düşmanı politikalar izlediğini belirterek, asgari ücrete zam yapılması için tüm işçi ve emekçileri mücadeleye çağırdı. Karaca, ayrıca emeklilere de seslenerek, Temmuz ayında yapılacak zamların kök aylıklara yapılmaması durumunda milyonlarca emeklinin sıfır zam veya enflasyonun altında zam alabileceğini söyledi.

Karaca, AKP’nin ekonomik politikalarını da sert bir şekilde eleştirerek, Şimşek programının işçi sınıfına daha fazla işsizlik, yoksulluk ve açlık dayattığını söyledi. Hükümetin enflasyonla mücadele bahanesiyle Temmuz ayında asgari ücrete zam yapmama kararı almasının işçileri daha da yoksullaştıracağını belirten Karaca, emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirmek için mücadele çağrısında bulundu.

ENFLASYONUN SEBEBİ ÜCRETLER DEĞİL KÂR HIRSI

“Peki neden asgari ücreti arttırmıyorlar?” diye soran Karaca, iktidarın söylemlerini şu 3 başlıkta değerlendirdi:

Gelin bahanelerinin de gerekçelerinin de koca yalanlar olduğunu gösterelim. Birinci yalanları ‘Ücret artışları enflasyona sebep oluyor’

Defalarca söyledik, yine söyleyelim: Enflasyonun en temel sebebi, emekçilerin ücreti değil, sermayedarların doymak bilmeyen kar hırsı.

Sadece Türkiye’de değil, dünya genelindeki enflasyonun iki büyük sebebi var. İthal girdi maliyetleri ve şirketlerin aşırı kârları. Bakın bunu uluslararası sermayenin büyük örgütü, halkların boğazına çöken IMF bile söylüyor.

Peki Şimşek’in dilinden düşürmediği ücret maliyetleri enflasyona ne derece etki ediyor?

Ücret maliyetleri, yani çalışanların ücretlerindeki artışlar enflasyona yalnızca yüzde 4,5 düzeyinde etki ediyor! Yani ücretler enflasyona 1 puan etki ediyorsa şirket karları 10 puan etki ediyor!”

YOKSULLAR 1 LİRA HARCARKEN ZENGİNLER 50 LİRA HARCIYOR

“Gelelim ikinci yalanlarına; diyorlar ki, ‘Ücretler düşmeli ki emekçiler daha az tüketmeli, ürünlere olan talep azalmalı, tüketim ve talep düşerse enflasyon düşer’

Yahu emekçiler zaten en temel ihtiyaçlardan bile kısıyor.  Bu ülkede yoksullar 1 lira harcarken zenginler 50 lira harcıyor. Ama Şimşek’e sorsanız enflasyona emekçiler neden oluyor! ‘Ücretler artarsa tüketim ve enflasyon artar’ diyenler yalan söylüyor.

İşçilerin ücretleri enflasyon yaratmıyor, aksine enflasyonun peşinden koşuyor. Buna rağmen gerçek ücretler her geçen gün düşüyor. ‘Yüksek talebi’ bırakalım işçiler en asgari ihtiyaçlarını karşılamak, “tüketim” denilen zorunlu harcamaları yapmak için bile kredi kartlarına, eşe dosta borçlanıyor.”

KEMER SIKMAYA ŞİMŞEK ‘TASARRUF’ DİYOR

Gelelim üçüncü yalana: ‘Tasarruf yaparsak enflasyon düşer’

İşçilerin ‘kemer sıkma’ dediğine patronlar ve Şimşek ‘tasarruf’ diyor. Enflasyondan kurtulmak için hepimiz biraz fedakârlık yapmalıymışız! Ama gerçekler herkesin tasarruf yapmadığını gösteriyor!

Örneğin Ford otomobil şirketine bakalım. 2023 yılında 32 milyar TL kâr etmiş. Ama ödediği vergi 134 milyon TL. Yani kârının %0.4’ü! Kurumlar vergisinin %25 olduğu ülkede Ford patronu %0.4 vergi ödüyor! Nasıl mı? Şimşekgillerin “şirket” politikaları sayesinde; teşvikler, vergi indirimleri, yatırım afları, vergi borcu silmeler…

Şimşek programı ekonomik darboğazdan çıkışı tepeden tırnağa işçi düşmanlığında arıyor.

Enflasyonla mücadele bahanesiyle ‘Temmuz’da zam yok’ diyenler ‘işçiler daha da yoksullaşsın, nefessiz kalsın’ diyenlerdir. Enflasyonun asıl nedeni aşırı kârlar ve patronlardır. Enflasyonla mücadele etmek isteyen asıl olarak patronlara dokunmalıdır.”

BELEDİYELERDE YAŞANAN İŞTEN ATMALAR

Karaca, ayrıca belediyelerde yaşanan işçi kıyımlarına da dikkat çekerek, yeni seçilen belediye başkanlarının işçi kıyımları yaptığını ve sendikal örgütlenmeyi dağıtma amacı taşıdığını ifade etti.Emek Partisi olarak, her ne gerekçeyle olursa olsun, işten atılan işçilerle dayanışma içinde olduklarını ve hak gasplarına karşı mücadele edeceklerini belirtten Karaca işten atmaları şu şekilde sıraladı

:

  • Hatay Büyükşehir Belediyesi: 900 işçi
  • İzmir Menemen Belediyesi: 350 kişi ( eylemdeler)
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzdoğa 230, izenerji 21 işçi (eylemdeler)
  • Bayraklı Belediyesi: 45 kişi
  • Kiraz Belediyesi: 150
  • Narlıdere Belediyesi: 50 kişi
  • Gaziemir Belediyesi: 10 işçi
  • Samsun’un Vezirköprü ilçesi: 33 işçi
  • Atakum Belediyesi: 150 işçi
  • Esenyurt Belediyesi: 270
  • Ataşehir Belediyesi: 100
  • Üsküdar Belediyesi: 71 kişi
  • Beykoz Belediyesi: 60
  • Bayrampaşa Belediyesi: 33
  • Altındağ Belediyesi: 70
  • Mamak Belediyesi: 71 işçi
  • Bilecik Belediyesi: 200
  • Ceyhan Belediyesi: 287
  • Yüreğir Belediyesi: 350 (1 mayıs günü)
  • İskenderun Belediyesine ait İSKENT’te çalışan yaklaşık 180 işçi
  • Tepebaşı Belediyesi: 55
  • Kırşehir Belediyesi
  • Çankırı Belediyesi: 15 işçi
  • Muratpaşa Belediyesi: 40
  • Konyaaltı Belediyesi: 136
  • Hendek Belediyesi: 37
  • Silifke Belediyesi: 34
  • Bağlar Belediyesi: 256
  • Cizre Belediyesi: 69
  • İpsala Belediyesi: 100

ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİ

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, özel öğretim kurumlarında çalışan yüz binlerce öğretmenin özlük haklarından en önemlisi olan “taban maaş” hakkını kazanmak için üç yıldır sürdürdüğü mücadelesini yeni bir aşamaya taşımıştı. 26 Mayıs’ta MEB önünde başlayan eylemler, TBMM Milli Egemenlik Parkı’nda bir ‘Eğitim Nöbeti’ne dönüştü. Bu nöbet, yalnızca Ankara’da değil, ülkenin dört bir yanında il millî eğitim müdürlükleri ve patron dernekleri önünde de sürdü.

Milletvekili Sevda Karaca, özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı sıkıntıları ve taleplerini dile getirdi. Karaca, “Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın mücadelesinin arkasında, taleplerinin yanındayız” diyerek destek verdi.

Karaca şöyle konuştu:

“Kurslarda, kolejlerde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, kreşlerde çalışan öğretmenler açlık sınırında ücretlerle yaşam mücadelesi veriyor. 2014’te müsteşarken öğretmenlerin taban maaş hakkının Yasadan çıkmasını hazırlayan Yusuf Tekin, şimdi o taban maaş hakkını Yasaya yeniden getirerek öğretmenleri sefalet ücretlerinden Bakan sorumluluğu ile kurtarmak zorundadır.

Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler, 2013 yılında belirsiz süreli iş sözleşmelerinden belirli süreli iş sözleşmelerine yani “mevsimlik işçi” sözleşmelerine geçirilmiştir. Eğitim kurumlarında, öğretmenlerin güvencesiz çalışma koşullarının temeli, belirli süreli iş sözleşmelerine dayanmaktadır. Bu sayede, sermaye öğretmeni daha ucuz iş gücü olarak kullanıp onun üzerinden yeni rant kapıları aralayabilmektedir. Öğretmen, ucuz iş gücü olamaz! Belirsiz süreli sözleşme hakkı ÖMK’ye girmelidir.”

MİLLİ EĞİTİM MÜLAKATLARI

EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Milli Eğitim Bakanlığının mülakatlarında torpil ve kayırmacılığın had safhaya ulaştığını belirtti. Yazılı sınavlarda yüksek puan alan eğitim emekçilerinin mülakat sınavlarında düşük puan verilerek elendiğini, bu süreçte en çok Eğitim Sen üyelerinin mağdur edildiğini vurguladı. Karaca, mülakat uygulamasının liyakat yerine sadakat ve yandaşlık ilişkilerine dayandığını ifade etti.

Karaca, Antep’te yaşanan bir olayı örnek vererek, “Yazılı sınavda il birincisi olan Eğitim Sen üyesi bir öğretmen, mülakatta elendi. Mülakat sınavında başarılı olan adayların sendikal dağılımını açıklasınlar” dedi.

BURCU DEMİR’İN DAVASI

Son olarak Elazığ’da sağlık emekçisi Burcu Demir’in katledilmesini hatırlattan Karaca, “Burcu, öldürülmeden yalnızca 1 ay önce nikahlandığı Uzman Çavuş Murat Coşansel’den ayrılmak istediği için, çalıştığı hastanenin bahçesinde katledildi” diye konuştu. Demir’in davasının bugün Elazığ Ağır Ceza Mahkemesinde görüldüğünü belirten Karaca, davayı yakından takip edeceklerini söyledi. Karaca, “Burcu’nun annesi, kızına iftira atılacağından endişeli. Kadın katillerinin mahkemelerde az ceza almak için her türlü yalanı söyleyebildiğini biliyoruz. Burcu Demir’in davasında adaletin sağlanması için sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.

Karaca, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın cinayetlerinin durdurulması için Emek Partisi olarak mücadele etmeye devam edeceklerini vurguladı. EVRENSEL

2782510cookie-checkEMEP’li Karaca’ya göre, Şimşek programının 3 yalanı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.