Emniyetin Sız(dırıl)an Gezi Raporu ve Fişlemenin Ötesi!

Bu sıradan bir fişleme olsaydı, malumun ilanı der üzerinde durmazdık. Kanımca, bu rapor bilinçli olarak sızdırıldı. Yine bilinçli olarak başka ögelerle (CNN’deki Gezi-Alevi açıklamasıyla) tartışmalar körükleniyor.

Aleviler yine günah keçisi, bütün kötülüklerin müsebbibi, en kötü öcü olarak gösterilmek isteniyor. Aleviler ve karşıtları temelinde yaratılacak toplumsal bölünme ile büyük parçayı kendine yandaş yapma projeleri devreye sokuluyor.

Bu uygulamaları nasıl okumalıyız? Aleviler vitrine oturtularak uygulamaya sokulan politikalar hangi gelişmelerin ürünü? AKP’ye damgasını vuran milli görüşçü kanat ne amaçlıyor?

Liberal solun desteği de alınarak palazlanan AKP-dini cemaatlar koalisyonunun vaatlerinin bir aldatmaca olduğu, Türkiye’nin demokratikleşmesi gibi bir sorunları olmadığı birçoğumuz için en başından beri belliydi.

Zaten RTE dea “Demokrasi bir araçtır, bir otobüstür, durağa varılınca, o otobüsten inilir” diyerek yıllar önce eylem planını açıklamıştı. Bu durağa gelip gelmedikleri, Mısır’daki gelişmelerinin yarattığı telaş ve panikle yapılan erken hamleler yazımızın konusu değil.

Önce ’yetmez ama evet’ cilerden başlamışlar, ‘Altan’ kardeşler örneğinde olduğu gibi liberal solu kullanıp kirli bir mendil gibi bir tarafa atmışlardı.

Şimdi kendilerini iktidara taşıyan diğer dini cemaatlarla kapışıyorlar. Siyaset bilimi ile ilgilenenler bilir: “İktidar paylaşılmaz, paylaşılıyorsa ona iktidar denmez…”

AKP içindeki egemen milli görüş çizgisi, ortaklık akitlerini feshedip gerçek iktidar olmak için riski göze almış görünüyor. Bu uğurda solun bir bölümünü de yanlarına çekerek sağladıkları kitlesel desteğin erimesini göze alıyorlar. Buna karşılık esas olarak dayandıkları gelenekçi-dinci kesimi kemikleştirerek güçlerini tahkim etmeye çalışıyorlar.

Daha dün ‘vesayetçilik kaldırılacak, bireysel özgürlükler gelişecek’ vaatleri verilirken, bugün birdenbire kızlı-erkekli evler yasaklanacak açıklamalarının yapılmasını (bunun devamını getiremiyeceklerini bildikleri halde), ev baskınlarının başlamasını, fanatik akılsızlık uygulamaları olarak görüp, hafife almamalıyız. Okullardan Kürt ve Alevi öğrencilerin listesinin istenmesini de…

Bence bu uygulamalar, üzerinde ince ince düşünülmüş toplumsal mühendislik uygulamaları. Amaç, toplumu polarize ederek, taraftarları bir safda toplamak, daha büyük dövüşlere hazırlanmak. (Mısır sendromu hatırlatmasını bir kez daha yapalım).

Emniyetin Gezi-Alevi Raporunu da, CNN Türk’te yapılan “Gezi protestosu bir Alevi ayaklanmasıdır” açıklamalarını da bu gözle görüyorum. Yaşadığımız kanlı tarih tanığımızdır; toplumsal kamplaşma politikaları Alevilik aktörü eş geçilerek devreye sokulamaz.

Aleviler, gezi direnişinin önemli bir bileşeniydi ama en başta biz Aleviler biliyoruz ki, gezide yaratılan o muhteşem tablo salt bizim AL rengimizden oluşmuyordu.

Bugün bu söylemlerin değişik merkezlerden gündeme getirilmesinin altında yatan nedenleri ciddiyetle, endişeyle incelemek, yürürlüğe konulan politikalara karşı Demokratik Alevi Hareketi olarak karşı politikalar geliştirmek zorundayız.

Salt AKP’nin son hamlesini boşa çıkartmak için değil aynı zamanda özlem duyduğumuz özgür bir Türkiye’yi yaratmak için, emekçinin, Kürd’ün, Alevi’nin yanısıra toplumun dışlanan, ötekileştirilen bütün kesimlerinin mücadele birliğini sağlamalıyız.

Ancak özgür, demokratik bir ülkede, bütün inançlar gibi Alevi inancının da hiçbir kısıtlamaya uğramadan kendini gerçekleştirebileceğinin bilincindeyiz.

Gezi’den önce bizi güçlü kılan hayallerimizdi. Artık hayallerimizi de güçlü kılan bir deneyimimiz var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.