Ermeni Konferansı ve düşündürdükleri

Türk aydını, devletin karşısında olmayı, devlete ait olanı eleştirmeyi, devletin yanında saf tutmayı, aydın olmak için gerekli bir varlık nedeni olarak görmeye başlamıştır. Bu durumun kaynağı ne olursa olsun, sağlıklı sonuçlar üretmesi söz konusu olamaz. Oysa, güçlü bir Türkiye ve bağımsız düşünen ve yaşayan eğitimli bir Türk toplumu olmadan Türk aydınının güçlenmesi ve bağımsız konumunu sürdürmesi söz konusu olamaz.


Aydınlar ve ulusal çıkar ilişkileri konusunda bir çok ülkede ve değişik zamanlardaki pratiklerde oluşmuş bazı temel ilkeler bulunmaktadır. Bu ilkeleri, Türkiye’de Ermeni Soykırımı İddiaları konusundaki pratik ve son günlerde yapılan Konferans konusuyla bağlantılı olarak irdelemeye çalışalım.


Bir ülkede bağımsız bir aydın olmak, ancak o ülkenin aydını olmak ile gerçekleşebilir. Ülkenin ulusal çıkarları, bağımsızlık ve egemenliği, o ülkenin aydınının gücünü yaratan ve onu yeniden üreten bir pratiktir. Bu doğrultuda,



Aydın olmak için aşağıdaki nitelikler “olmazsa olmaz” ilkelerdir.


 Başka ülkeler, dış destekli çıkar grupları ve mafya benzeri illegal örgütler tarafından yönlendirilmemek
 Ulusal çıkar düşüncesinden yoksun olmamak
 Başka ülkelerin ve yabancı istihbarat örgütlerinin desteğine bağımlı hale gelmemek
 Ülkenin temel ve güncel sorunları yerine, kendisine dışarıdan ısmarlanan gündemler ile meşgul olmamak
 Halkı küçümsememek ve aşağılamamak
 Soyut teorilerden oluşan sonuçsuz tartışmalar içinde boğulmamak
 Politikayı ve politikacıları küçümseyerek halkı politikadan soğutmamak
 Yabancı güçler ve istihbarat örgütleri ile çıkar ilişkilerine girmemek
 Devlet, yabancı devletler, gizli örgütler ya da güçlü diğer örgütlerin yapması gereken işleri, onlar adına üstlenmemek
 Kendi kişisel özellikler olan ırk, etnik grup, din, dil ve cinsiyet gibi unsurları öne çıkararak bu özelliklere sahip gruplar lehinde çalışmalar yapmamak
 Halkının, toplumun ve insanlığın uzun dönemli çıkarları ve barış için çalışmalar yapmak.


Aramızda, bu niteliklere daha bir çoğunu ekleyeceklerimiz bulunabilir. Ancak yukarıdaki özellikler, bir ülke aydınının sahip olması gereken temel ilkelerdir.


Türk insanının oylarıyla iktidar olan siyasetçiler, onlarca yıldan bu yana AB üyeliği için hayaller kuran, AB’nin eşit ve adil bir üyesi olmak için sayısız ödünü vermeye hazır bir elit olmuştur. Buna karşın AB, Türkiye’ye bu konuda hiçbir yakınlık göstermemiş, ülkemiz nüfusunun onda birine sahip Yunanistan’a gösterdiği yakınlığın onda birini Türkiye ve Türk insanına göstermemiştir. Türkiye ve Türk insanı, kendisine karşı oluşmuş bütün bu olumsuz tavır ve düşüncelere karşın, AB rüyasından vazgeçmemiş, her durumda eşit ve adil koşullarda AB üyeliği için üzerine düşenleri -siyasetçilerin verebilecekleri ödünlerin ötesinde- ülke koşullarının elverdiği durumların da ilerisinde yapmaya çalışmıştır.


Geldiğimiz noktada AB, Türkiye’nin AB ile ilişkileri konusunda nihai bir karar vermek üzeredir. AB sürecinde ortaya çıkan gerçek şudur ki, AB’nin geleceğine yön veren patronlar, Fransa başta olmak üzere, Türkiye’yi AB’ye eşit koşullarda bir üye yapmamak için ellerindeki bütün kozları oynamaya kararlıdırlar. Bu süreçte ülke aydınlarının görevi, ülkelerini AB rüyasından uzaklaştırmaya çalışan dış güçlere destek vermemek ve AB’nin gerçek yüzünün ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır. AB konusunda olumsuz düşünen aydınlar bile, bu süreçte ülkeyi zora sokacak fevri çıkışlardan kaçınmak sorumluluğunu üstlerinde taşımak durumundadırlar.


Peki, bizim aydınlarımızın bir kısmı, bu gerçeği kavramış görünüyorlar mı?


 Kıbrıs konusunda tarihte görülmemiş ve ulusal çıkarlarımız ters ödünler verildiği ve bu ödünlere karşın Kıbrıs Rum Kesimi AB tarafından ödüllendirildiği, Türkiye ve KKTC, dünyadan soyutlanarak cezalandırıldığı halde ;
 AB temsilcilerinin Türkiye’nin iç işleriyle ilgili sorumsuz ve kabul edilemeyecek açıklamalar yapmaları ve girişimlerde bulunmalarına göz yumulduğu halde ;
 Türkiye’nin iç barışına zarar veren teröre, AB ülkelerinin birçoğu tarafından açık ya da kapalı olarak destek verildiği bilinmesine karşın ;
 AB ülkeleri, bu ülkelerdeki bazı gruplar ve diplomatların, Türkiye’de etnik ayrımcılığı desteklemek yanında, dinsel ayrımcılığı körükleyecek açıklamalar ve girişimler yaptığı bilinmesine karşın ;
 Bir çok AB politikacısının Türkiye ve Türk düşmanlığını iç politikalarına alet ettiklerinin açıkça ortaya çıkmasına karşın ;
 Kendisinin ve toplumunun kısa dönemli çıkarlarını ön plana çıkararak ülkesinin ve halkının uzun dönemli çıkarlarını görmezden gelmemek ;


Bütün bu gerçeklere karşın, bu ülkenin aydınları, Türkiye’yi AB sürecinse zora sokacak çalışmalara destek verebilir ve alet olabilir mi? Olmuştur. Ne yazık ki, düşünce özgürlüğü ve üniversite özerkliği adına bir kısım Türk aydını ve politikacısı, bu ülke üzerinde oynanan oyunlara destek olmuşlar ve kendi ülkeleri aleyhinde bir rol almışlardır. Buna vatan hainliği demek doğru olmasa bile, bu tavrı vatan sevgisi ve halka karşı sorumluluk ile açıklamak olanağı da bulunmamaktadır.


Bu ülkede demokrasi, herkesten çok aydınlara ve üniversitelere gereklidir. Ancak, demokrasiyi, -isteyerek ya da istemeyerek- ülkenizin aleyhinde düzenlenen tertiplere destek verecek biçimde kullanmak, ne bu ülkedeki düşünce özgürlüğüne, ne demokrasinin gelişmesi ve kurumsallaşmasına, ne de üniversitelerin özerkleşmesine katkı sağlamayacaktır.


Bugün yaşayan hiç bir Türk vatandaşının sorumlusu olarak gösterilemeyeceği bir iddiayı, bu ülkenin bugün yaşayan insanlarına yükleyerek boyunlarına asıp onları yargılamak ve bu süreçte onların AB rüyaları önündeki tertiplenmiş engellerden birisi durumuna getirmek, Türk aydınına yakışmaz. Ülkesini seven, bu ülkede yaşamak kararlılığında, ülkesini daha demokratik yapmak isteyen hiçbir aydın, böylesi bir yaklaşım ile halkının yargılanmasına destekçi olamaz. Başka ülkelerin tertiplerinin ve ulusal çıkarlarının taşeronluğunu yapmak, Türk aydınına yakışmayacağı gibi, böylesi bir damgayı yiyecek aydınların da Türk halkı ile aydınlar arasındaki uzun dönemli güven ve barışı onarılamaz biçimde zedeleyeceği açıktır.


Türk aydını, bir tuzağın içine çekilmeye ve ulusal çıkarlar aleyhine kullanılmaya çalışılmaktadır. Bu konuda aydınları uyarmak, tarihsel bir sorumluluktur.

682710cookie-checkErmeni Konferansı ve düşündürdükleri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.