Ey bilinmez !

Sana ey bilinmez sana!
Sen ki bizi mahvediyorsun.
Senin için ne türküler söylenmiştir.
Nice ümitsiz gözler senin ufkunu seyretmiştir.
Niceleri günlerce hiç bilmedikleri şehirlerde dolaşmıştır.
Gözyaşları hiç bilmedikleri sokakların kaldırımlarını ıslatmıştır senin için.
O sokaklar ki içlerinden yalnız gözyaşları akar.
İnsanlar görmüşlerdir niceleri; onlara gülen
İnsanlar görmüşlerdir kalabalık sokaklarda
zaman nehrinde sürüklenen, ninni ile büyüyüp ninni ile yaşatan,
bir gün öteye geçemeyen edep yoksunu insanlar.
İnsanlar görmüşlerdir niceleri o sokaklarda;
coşkun bir serüven duygusu bütün benliklerini kaplayan,
seven, arkadaşlık eden, hırpalayan……
kıyasıya bir döğüş karışıklığında kıyasıya yaşamak isteyen insanlar.
O sokaklar ıssız olmuştur her gece.
O sokaklar karanlıktır her düşünüşte.
Akşamüstleri bir hüzün sarmıştır şehrin her yanını.
Günbatımını beklemiş niceleri doyasıya ağlamak için,
senin için sabahlarını.
Senin için ey bilinmez.
Nicelerinin canı sıkılmıştır. İnsanlardan, sokaklardan, akşamüstlerinden,
filizlenen ağır duygulardan.
En derin özlemler, en kutsal düşünceler, adanmışlıklar ifadesiz kalmıştır.
Nicelerinin ruhu bir boşlukla dolmuştur. Her gün aynı bilinmezle karşı
karşıya kalmışlardır. Hep eksik bir şey varmış gibi.
İçlerinde bir şey var olmuştur ki onları aşmıştır.
Ah ne yapmalı ? Bilememişlerdir bu boşluk nasıl dolmalı?
Kaçmak, bırakmak, çıkmak tek ve son çare olmuştur nicelerine.
Sana kaçmak ey bilinmez sana.
Sen ki hep sükut içinde.
Bunun için yazar ‘bu kitabı at ve çık’ demiştir Nourritures Terrestres’ te.
Kitap çıkmak, bırakmak arzusu versin istemiştir. Nereden olursa olsun
çıkmak. Şehirden, aileden, odandan, düşüncenden.
Niceleri onları tutsak bırakan, zihinlerine adeta yapışmış onca şeyi
bırakmak, kaçmak istemiştir kimi zaman.
Sana ey bilinmez sana!
Sen ki bizi mahvediyorsun.
Sen ki sükut içinde, hep cevapsız.
Niceleri bilmişlerdir bazı suallerin en güzel cevabı sükuttur.
Ama iyi dinle ey bilinmez.
Yapılan iş ebediyen bitmiştir. Güzellikler bitmiştir.
Ses ver.
Nicelerini güneşin ufukta kaybolduğu bir sessiz vakitte haykırmaya kışkırtan
o coşkun arzu senden geliyor.
Susmalarını nasıl istersin?
O vakit ses ver ey bilinmez.
Ses ver.
Ses ver ki bütün ümitler terkedilsin.

767120cookie-checkEy bilinmez !

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 − two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.