FRANSA’DAN… Schengen Bilgi Sistemi (SİS)

ABD’nin ikiz kulelerine ve Pentagon’a yönelik gerçekleştirilen eylemden sonra, başta ABD olmak üzere bir çok ülkede, ‘terörist saldırıları karşı güvenlik önlemleri’ adı altında bir kısım yeni saldırılar gündeme geldi. Avrupa Birliği Konseyi de, ‘teröre karşı yeni önlemler’le kapsamlı ‘yasal’ degişiklere gitti. Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarını ve özellikle de bu ülkelerde yaşayan göçmenleri denetlemeye yönelik ‘önlemler paketi’ ile ‘fişleme’  kararı aldı.

Strasbourg’un Neuhof semtinde özel koruma altındaki ‘antirerörist’ bina, yüksek teknoloji ile donatılmış bulunuyor. Oluşturulan istihbarat kurumunun ismi ; ” Schengen Bilgi Sistemi(SİS)’dir. Bu kurumun ‘Avrupa Birliğinin Akciğer’i rolüne sahip ‘bir güvenlik kurumu’ olduğu belirtiliyor. Gelecekteki, AB’nin merkezi istihbarat kuruluşunun üssü olarak planlanmaktadır. Yani AB’nin CİA’sı işlevine sahip olacak.

SİS’in bilgi deposunda ; ‘Avrupa’da bulunması yasaklanan yabancılar, terörist örgütlerle ilişkisi olanlar, AB için tehlike arz eden kişi ve kurumlar, aranan suçlular, gözetim altına alınması gereken şühpeli şahıslar, takibe alınması gerekenler hakkında bilgi’ bulunmaktadır.

2001 yılından beri yüzde 25 civari özel kişilere ait olmak üzere toplam 10 milyon veri, SİS’in bilgisayar kayıtlarına geçmiş bulunuyor. Ve bu bilgilerinyüzde 80 ise ‘arzu edilmeyen yabancıları’ kapsadığı belirtiliyor.  AB sınırları içerisinde bulunan ‘her yabancı’ otomatikmen fişlenmiş olacak, kişiye ait özel bilgiler SİS’ten deppolanacak. Örneğin, AB ülkelerinden birine vize ile gelen ‘yabancı’nın sisteme kaydedilmesi zorunlu hale geliyor.

11 Eylül eyleminden sonra, Schengen  Bilgi Sistemi iç belgelerinde “…Schengen sınırlarına-yani AB sınırlarına- giriş yapan kişilerin en iyi şekilde kontrol edilmesinin, iç güvenliğin iyileştirilmesi açısından büyük bir önem taşıdığına”  vurgu yapılmaktadır. 

Merkezin arşiv dosyasında “…fotograflar, parmak izleri, DNA izleri, biyometrik veriler  ile yüz ve iristen(göz) tanıma sistemlerinin” SİS dosyalarına bağlanması kararlaştırılmış. SİS sistemine her AB ülkesinin polis istihbarat birimleri istediği gibi girebilecek, ihtiyaç duydukları bilgileri elde edebilecekler. Hatta, bir ülkenin polisi ihtiyaç duyduğunda bir başka ülkede yaşayan göçmen hakkında doğrudan ‘kişisel bilgilere’ ulaşabilecektir. SİS dosyasında kişiye özel olan, ” taşıtlara ait bilgiler, kredi kartları ve banka  hesap numaraları, vergi numaraları, sosyal sigorta kartı numaraları, göçmense ek olarak göçmenlik bürolarındaki kişiye ait bilgi ve belgelere ulaşma ve inceleme, kişinin geldiği ülkedeki durumu hakkında raporlar…” bulundurulacak. 

Kişilere ve kurumlara  ait bilgilerin SİS-l’den ve SİS-ll’den toplanması ve uluslararası istihbarat birimlerinen denetimine sunulması ve aynı zamanda CİA ile SİS’in ortaklaşa çalışma kararı almış olması da, kapitalizme karşı mücadelenin gelişmesine bağlı olarak ön plana çıkmaktadır.

İstihbarat iletişim aygıtları konusunda ileri düzeyde teknoloji kullanan ABD emperyalizmi, kişilere ve kurumlara ait elinde bulundurduğu bilgileri yeterli bulmuyor. Bu nedenle, Ortadoğu ülkelerinde yaşayan insanlar öncelikli olmak üzere dünya nüfusunun tamamını Pentagonun ‘Özel Bilgi İşlem Formu‘na işlemek istiyor. ABD emperyalizminin ‘terörist saldırıları önleme’ adı altında; kişilerin haklarına ve özgürlüklerine yönelik başlattığı bu korkunç saldırı ile AB’nin kendi istihbarat alanını merkezileştirirek SİS-l ve SİS-ll’yi kurmuş olması aynı amaca hizmet etmektedir. 

Schangen iç belgelerinde şunlar yazılı ” SİS verilerin­in, temelde öngörülenler dışındaki amaçlarla ve özellikle de geniş anlamda polis soruşturmaları kapsamında kullanılması bugün, Konsey’in 11 Eylül olaylarının ardından aldığı kararlarla örtüşerek, geniş bir uzlaşma içinde kabul görmektedir…” 

Dünya kapitalist sistemi kendi hegomonik düzenini korumak için, insanların özgürlüklerini ve kişisel yaşamlarını bir bütün olarak denetim altına almaya çalışmaktadır. Bu somut durum bize, AB emperyalizminin, bugünkü istihbarat örgütlenmesi ile, emperyalist-kapitalist sisteme karşı mücadele eden, kişilere ve siyasal kurumlara yönelik ciddi saldırılara yöneleceğini gösteriyor.

Bu saldırıların merkezinde, göçmenlerin özel bir yer tutacağı çok açık. Özellikle, göçmenler hem nüfus yoğunluğu bakımından ciddi bir oranı oluşturmaktadırlar  hem de bütün ekonomik, sosyal ve siyasal haklardan yoksun olarak yoğun bir sömürüye tabi tutulmaktadırlar. Göçmenler bu objektif durumu nedeniyle, önemli bir anti-kapitalist potansiyel taşımaktadırlar. Bu nedenle, göçmenler her zaman  emperyalistlerin ekonomik ve siyasal saldırılarının merkezinde olacaklardır.

Göçmenlerin, AB’nin kapitalist dünyasında kendi ekonomik ve siyasal haklarına sahip çıkmak, potansiyel suçlu görülmelerine karşı durmak, kendi geleceklerini garantilemek  ve  bütün özel yaşamlarının istihbarat örgütlerinin dosyalarında ‘fişlenmesini’ durdurmak için, ortam mücadele hattı geliştirmeleri, örgütlenmeleri,  bulundukları ülkelerin siyasal mücadelelerine aktif olarak katılmaları zorunludur. Aksi taktirde, CİA ve SİS gibi istihbarat örgütlenmelerin pencesinde, kişiliklerini pazarlamak zorunda kalacaklardır.

__________

*Yararlanılan Kaynak : Le Monde Diplomatique

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.